Nekro Kelebek
Site Esasları ve Değerleri => Nekro Kelebek Günlükleri => Konuyu başlatan: DWG22 - 17 Ekim 2010, 20:00:45
-
ÖNEMLİ NOT: Mikhail Victor hakkında çok büyük bir bilgi paylaşımı yoktur.Çünkü sadece bir oyunda bulunan ve önemli bir yeri olmasına rağmen kısa süreli senaryoda bulunan karakterlerden biridir.Hepimizin bu adama azda olsa saygısı vardır.Çünkü ölümü acı bir şekilde olmuştu, ama emsâli az görünen bir cesaret ile kendini Nemesis? e karşı koyarak feda etmişti.SeT kardeşim sağ olsun yaptığı videoda; müzik ile işlenen senaryo çok güzel verilmişti ve bende hem etkilendiğim için, hem de uzun zaman sonra bir ilham geldiği için böyle bir şey yazmaya karar verdim.Yalnız çoğunlukla belirtirim okumayı sevmeyen bir milletiz, yapacak bir şey yok böyle gelmiş böyle gider? O yüzden yazıyı yazdım diyelim.Kime ne kardeşim okuyan bir elin sayısını geçmez belki.Burada okumayan kişilere bir sitemim yok yanlış anlaşılmasın.Çünkü açıkça söyleyeyim yazdıktan sonra bende okumuyorum.Allah hakkı için o kadar uzun oluyor ki insanın gözünü korkutuyor.İşte bundan dolayı akıllı bir çözüm buldum ve kısa kısa bölüm bölüm yazmaya karar verdim.Yani çok uzun olmamak şartıyla iki-üç günde bir bölüm şeklinde anlatmaya çalışacağım.Yazacaklarımın hepsi hayal ürünü olacak maalesef.Fakat saçma sapan veya makara yazmak amaçlı yazmayacağım.İşin içine siyaset veyahut dini bir tema karıştırmamaya çalışacağım.Bunu bizzat Levent abi? yi düşündüğüm ve zor duruma düşürmemek için yapacağım.Çünkü zaten işleri başından aşkın birde başka sorumluluklar almasını istemem.Yalnız bunu sadece ben yapacağım diye bir koşul yok, cesareti olan yazsın? Benim yapmaya çalıştığım Mikhail Victor? un geçmişine en yakın olanı yazmak olacaktır, elimizde bulunan bilgilere göre.Bunun bana kazandıracakları da var tabii? Ayrıca yazmak benim bir yeteneğim diye düşünüyorum.Daha doğrusu yetenek değil, yazmayı severim, ama yetenekli değilim.Bende bir şey var fakat yeteneğim değil, hayal gücüm?
-
BÖLÜM 1:
Mikhail Victor; cesur, zor durumlarda ani ve doğru kararlar alan bir insandı.Bu özellikler sanki onu baştan bir asker kılıfına sokmuştu.Haksızlıktan yana biri değildi, savaşın kuralları olduğunu düşünürdü ve bunlara göre savaşılması gerektiği fikrindeydi.Savaş kurallarına en iyi kim uyarsa onun kazanmasının yüksek olduğunu düşünürdü.Asker olmadan önce Rusya? nın bulunduğu ortamda sohbet ortamı bu şekilde olurdu.Sadece Rusya değil, tüm Dünya? Sonuçta herkes ülke sorunları hakkında tartışır.Mikhail Victor gönüllü olarak askere yazılmaya karar vermişti.Ona göre; aklında bu düşünceler varsa bunları savunmak için askerden çağrılması değil birebir kendi isteğiyle giderek orduya katılması gerekirdi.Birçok kişi savaş ortamında asker olduktan sonra asker olmadan önceki fikirleri çoğunlukla değişir.Çünkü anlarlar ki bu zor şartlara ayak uydurmak için hayal edilen kurgular yalnızca sohbet amaçlıdır? Yalnız Mikhail bu fikri kendince ortadan kaldırdı.Çünkü onun tarafından bakarsak hiçbir zaman düşüncelerinde bir değişiklik olmamış ve sezgileri daha fazla kuvvetlenmişti.Savaş onun gözünde sadece bir satranç idi.Hamlelere göre ilerlerdin ve yanlış hamle yaptığın zaman bedelini ödemen gerekirdi.Bu hatadan sonra ne kadar hile yapılsa da o bataklıktan kurtulunamazdı.Mikhail kesinlikle büyük bir lider olmaya adaydı, ama olamadı.Kesinlikle hafife alınmayacak başarıları ve kahramanlıkları vardı.Kendi rütbesi üstünde olanlar bile ona saygı gösterirlerdi.Çünkü kendi üstleri korkudan siperlerde ana rahimlerinde kıvrıldıkları gibi korkuyla ellerini başlarına kapadıkları zaman; daima cepheye yaklaşan bir bombayı Mikhail geri atar veyahut ters yönden gelen düşman askerin üstüne ilk o atlardı.Yinede Mihail? in bir lider olması için bunlar yetmedi.Her şeyden önce komutanlarının verdikleri haksız kurallara uymazdı ve onları sorgulardı.Kötü durumlarda çekinmeden müdahale ederdi.Bunlardan dolayı Mikhail çok fazla cezayı kaldı.Komutanları onu çok öldürmek istediler.Fakat bunun gibi başarılı bir asker bulunmayacağını düşündüklerinden bundan vazgeçtiler.Ayrıca Mikhail? in bulunduğu birlikteki askerlerin hırslarını kaybetmelerinden korktukları içinde Mikhail gösterdiği başarıları, korkusuzluğu ile diğer arkadaşlarında olumlu yönde etkiliyordu.Yalnızca onlar komutanlarına karşı çıkmaktan korkarlardı.Mikhail onları hiçbir zaman üstlerinin yaptığı haksızlıklara cephe almak için örgütleyememişti.Mikhail tek başına yeterli olamıyordu.Her seferinde ya cezaya bırakılıyor yada karşı çıktığı şey onun gözleri önünde tekrarlanıyordu.Buda bir ceza yöntemi olarak görünürdü tabii. Mikhail? in üstlerine karşı çıktığı ilk belirli konuşma şöyle olmuştur.Mikhail üstlerinin yaptığı bu haksızlıkları, asker günlüğüne çoğunlukla kısaca not almıştır.İlk sorguladığı zaman şöyle yazmıştı:
?Savaş alanın gerisinde dinleniyoruz.Artık o kadar uzun zamandan beri savaşıyoruz ki tarihi ve kiminle savaştığımızı unuttuk.Bazıları eve dönmek için ağlıyorlar, bazıları ise kaçmaya çalışıyorlar.Bunları sonları her zaman bellidir.Ağlamak veya kaçmaya teşebbüs ölümdür. çektirirler.Bu yüzden her zaman metanetli olmamızı isterler.Bugünlerde asker takviyesi için cepheye birçok acemi gönderdiler.Daha askerlik bilgisi bile vermemişler.Ne yapacaklarını bilmeden etraflarına korku dolu gözlerle bakıyorlar.Bazı arkadaşlarım onlarla alay ediyor ve bu beni çileden çıkarıyor.Böyle durumlarda bunu yapan kimse silahımın dipçiği omzuna sert bir darbe indiriyorum.İstiyorum ki orada kalıcı bir iz oluşsun ve bunu yapanlara ilk geldiği günü hatırlatarak, geride değer verdiği kim varsa onu hatırlatıp acı çektiriyorum.Bunu sonuna kadar hak ediyorlar....?
BİRKAÇ SAAT SONRA
?Acemi birlikleri önden savaşa sürüyorlar.Ellerine ne doğru düzgün silah nede mermi veriyorlar.Bunu tam olarak anlamış değilim.Madem onları buraya savaşmaya getirdiler; o zaman neden savaşma fırsatı vermeden ölüme gönderiyorlar.Buna daha fazla tahammül edemedim ve acemi birliklerin ilk gidenlerin sorumluluğunu elinde bulunduran komutana gidip itiraz etmeye karar verdim.İtirazımı gülünç bulup, bana nasihat vermeye kalktı.Daha sonra yüzüme bakarak nasihate ihtiyacım olmadığını anladı ve işin önyüzünü anlatmaya başladı:
_Asker emin ol en önden gidenler acemi olabilir, ama şuanda hepimiz için büyük hizmette bulunuyorlar.En önden gidenler piyon gibidir.En başta piyonlar oynatılır ki karşıdaki kişinin nasıl bir taktiğe ve nelere sahip olduğunu öğrenebilelim?
Bunun mantıksız taktiğin kısaca anlamı acemileri kurban ederek, savaştığımız kişilerin ellerindeki silah gücünü ve nereden saldırdıklarını öğrenmek.Yani bunun için kendi askerlerimizi feda ediyoruz demek.Ayrıcalıklı olanlar ise sıcak çay içip, vücutlarını ısıtıyorlar.Daha sonrasında ise savaş kahramanı sayılıyorlar.Acaba tam tersi değil mi? Yinede bir şey öğrendim.Satranç sadece iyiyi görmek için değil, kötüyü görmek içinde kullanılabilen bir araçmış.Fakat elden ele göre değişen araç??
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 2:
Birkaç yıl sonra bilinmeyen bir hapishanede?
Mikhail Victor yavaş yavaş uzandığı yerden doğrularak soğuktan çatlamış ellerini ovaladı.Yattığı yerde ne bir yastık ne de bir yorgan vardı.Sadece zımparalandığı halde birkaç kıymığın görüldüğü ve paslanmış çivileri olan düz bir tahtadan ibaretti.Ortalama bir insan boyunun yarısı kadar yükseklikteydi, duvara dayalıydı ve kalın zincirler ile destek görüyordu.Hücrenin kuzeye bakan kısmından parmaklıksız nefes alınması için açılmış dikdörtgen bir boşluk vardı.Bazıları buna pencere derken bazıları soğuktan öldürmek istedikleri için açtıkları boşluk olduğunu düşünüyordu sadece.Mikhail ayağa kalkarak vücudunu ısıtmak için ağır ve düzenli adımlarla yürümeye başladı.Her attığı adımda ayakkabısından çıkan tok ses boş hücrede hafif bir yankılanma oluşturuyordu.Ara sıra hücresinden kaçmasını engelleyen parmaklıkların ardından dışarı sorgulayan gözlerle baktıktan sonra ısınma yürüyüşüne devam ediyordu.En sonunda 20 dakika kadar sonra asker görünümlü ve albay çizmeli bir adam gelerek Mikhail? in hücresine bir yemek bıraktı.Mikhail yada bu asker görünümlü kişi göz göze gelmemeye bizzat dikkat gösterdiler.Mikhail temkinli bir şekilde eğilerek eliyle yemeğini göz seviyesine getirdi.Yemek tam anlamıyla yemek ile görünmemenin yanında tamamen donmuştu.Mikhail? in yüzünde hafif bir tebessüm belirdi ve yemek tabağını yerine geri bıraktı.Sırtını soğuktan taş duvara yaslayarak düşüncelere dalmaya hazırlandı.Kim belir beki yerde duran yemeği yerse daha çabuk öleceğini düşünüyordu yada bu duruma nasıl düştüğünü yeniden gözlerinde canlandırmaya çalışıyordu.
Mikhail? in buraya düşme nedeni herhangi basit bir suçtan kaynaklanmıyordu.Bir savaş alanında keşif örgütü olarak görevlendirilmişlerdi.Etrafta kar erimeye yüz tutmuştu, ıslak toprak ve nem kokusu askerlerin dikkatini dağıtıyordu.Mikhail ve bazı askerlerde hafif yaralar mevcuttu.Savaşın avantajı ile bu küçük yaralar bir sıyrık acısı veriyordu.Dinlenmek için ormanlık bir koruya yaklaştılar.Aslında dinlenen tek kişi başların sorumlu olarak bulunan üstleriydi.Diğer askerler hâlâ silah başında ayakta dikiliyorlardı.Yaklaşık 10 dakika sonra dört ağaç gerisinde bir hareketlenme meydana gelmişti.Komutan hemen ayağa kalktı, o tarafa asker göndermek için elini havada hazır tutmuştu.Fakat buna fırsat kalmadan uzakta bu hareketlenmeyi başlatan kişi ortaya çıkarak kaçmaya başladı.Sadece on beşlerinde gösteren bir kız çocuğuydu.Hedefe en yakın kişi olarak Mikhail bulunuyordu.Üstü, Mikhail? e ateş emri verdi.Ama Mikhail hiçbir hareket belirtisi göstermeden kızın kaçışını izlemeye devam etti.Komutan toplam 3 kez emrini tekrarladı ve en sonunda Mikhail? in yanından geçerek kıza ateş etmeye hazırlanıyordu ki çok yakından birkaç el ateş sesi geldi ve komutan yere yığıldı.Mikhail silahını yerine koyarak koruluk dışına doğru ağır adamlar yürümeye başladı.Diğer askerler hayret ve korku ile hiçbir şey yapmadan Mikhail? in gidişini izlediler.Sadece öylece durdular.Aslında hiçbiri o komutanın ölmesine üzülmemişti, ama mecburen Mikhail? i ihbar etmek zorunda kaldılar.Yoksa Mikhail yerine orada bulunan askerler yargılanacaktı ve işlemedikleri bir suç yüzünden bunu göze alamazlardı?
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 3:
Mikhail, ihbar edildikten sonra tamamen askerlikten men edildi.İşlediği suçun cezasını çekmesi için kısa süreli aramalar yapıldı.Ama en sonunda bunlardan vazgeçilerek Mikhail? in aranmasına son verildi.Çünkü ölen kişi sadece bir askerdi, bu işin üstüne bu kadar giderek uğraşmalarına gerek yoktu.Günün birinde ölen komutanın yerine elbette daha iyisi gelecekti.Mikhail, o ormanlık korudan uzaklaşıp tüm askerî hayatını geride bıraktığı zaman normal bir yaşam sürmeyi tercih etseydi belki de şuanda hücrede bunları düşünmüyor olacaktı.İşte Mikhail bu yüzden farklı bir askerdi.Artık orduyu tamamen bırakmıştı.Bunun iki nedeni vardı.Birincisi göründen nedeni idi.İkincisi ise, kendi hissettiği duygulardan kaynaklanmaktaydı.Görünen nedeni; savaştan yıpranan Rusya? nın dağılmasından dolayı hükümete karşı savaş açmasıydı.Dışardan dinleyen birine gayet basit ve mantıklı görünen bir nedendi.Bu Mikhail? i sadece bir vatansever olarak göstererek yaptığı her işi gayet anlaşılır gösteriyordu.İkinci ve görünmeyen nedeni ise; işgal altında bulunan bu sivillere karşı olan merhametinden kaynaklanmaktaydı.İşgal atında bulunan bu insanlar işin savaşında gerçekten savaştığını hissedebiliyordu Mikhail.Bu savaşma çok daha farklı bir şeydi, her şeyden önce yardıma ihtiyaçları, bir düzene, kendilerinin cesaretlendirilmelerine ihtiyaçları vardı.Bu nedenlerden dolayı Mikhail gerçekten ve iyi bir şey için savaştığına sonuna kadar inanabiliyordu.Maalesef her şey planlandığı gibi olmadı.Evet, ilk başlarda her şey mükemmel idi ve yapılan direnişler çok iyi sonuç vermekteydi.Daha sonraları örgütlediği cesur adamlarının arasına hainler karışmayı başardı.Gelen köstebeklerin her birine göre çok iyi geçmiş hikayeleri vardı.Mikhail tecrübeleri ve sezileri karşısında bu yeni gelen kişilerin hikayelerine ve yaşayışlarına hiç inanmamıştı.Ama örgütlediği kişiler, daha fazla adamın mutlaka işeye yarayacağını söyleyerek Mikhail? i ikna etmeyi başarmışlardı.Mikhail? in bunu kabul neden etmesinin askeri değerler açısından da önemli bir yer vardı.Sonuçta adamların fazla oluşu, örgütlenmiş kişiler açısından büyük bir moral desteği olurdu.En sonunda, gizlice bilgi sızdıran kişiler sıklık bir ağaçlık alandayken hükümet adamlarına haber saldılar.Daha önceden haber vermeyi düşünmüşlerdi elbette.Fakat Mikhail, hükümetin kendilerinin yerini tespit etmemeleri açısından bir günden fazla aynı yerde konaklanmaktan kaçınıyordu.Bundan dolayı bilgi sızdıran kişiler ormanlığa doğru yola çıkmadan önce, çevrede bulunan birkaç kişiye para vererek hükümete nereye gittiklerini söylemelerini istedi.Mikhail konaklayacakları yere vardıklarından, hükümet çoktan yolu yarılamıştı.Hükümet konaklanan yere vardığında Mikhail ve örgütlenmiş kişiler neye uğradıklarını şaşırdılar.Tamamen hazırlıksız ve biçare yakalanmışlardı.Hiçbir şey yapamazlardı, hiçbir çatışmaya giremezlerdi.Mikhail? i terörizm ve savaş suçlusu olarak idam etmek üzere özel bir askerî hapishaneye yolladılar.Yandaşlarını ise yakalandıkları anda öldürülmüşlerdi.Ne kadarda garipti? Mikhail? in hayatının değişimi ağaçlık bir koruda başlamıştı ve şimdi yine ağaçlık bir alanda sona eriyordu Mikhail? i yargılayacakları zaman öldürülmüş olan komutanında cezasını katmaya karar verdiler, böylece bu ceza ile Mikhail? in hapishanede biraz zaman geçirerek iyice umutsuzluğa kapılmasını istiyorlardı.Nitekim bunların hiçbiri Mikhail üzerinde olumsuz bir etki göstermedi.Aksine hapishane, onu daha fazla dayanıklı hale getirmeyi başarmıştı.
Mikhail bunları soğuklar içerisindeki hücresinde düşünürken idamı için gerekli işlemler yapılıyordu.Mikhail gelişmiş sezgileri sayesinde bunu iliklerine kadar hissedebiliyordu.Yinede hiçbir korku belirtisi göstermiyordu.Çünkü iyi bir şey uğruna öleceğini biliyordu?
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 4:
Mikhail, ayakta gözlerini yere dikmiş bir şekilde sırtını duvara yaslıyordu.Bir nevî yaslandığı kara taşın, sırtını soğutmasına izin veriyordu.Ara sıra ellerini ağzını götürerek bir nebze olsa ısıtmaya çalışıyordu, her ne kadar bir işeye yaramayacağını bilmesine rağmen ölümü beklerken boş durmak istemiyordu.Şu zamandan sonra düşünecek hiçbir şeyi de kalmamıştı.Tüm düşüncelerini iki hafta öncesine kadar bitirmişti.O zamandan beri sürekli sırtını belirlediği bir konuma dayayarak zamanın geçmesini bekliyordu.Böylece zaman sanki daha bir isteksizce ilerliyordu, bu da Mikhail? e daha uzun hayatta kalmasını sağlıyordu.Ölmekten korkmayabilirdi, ama çokta iyi şeyler yapmış sayılmazdı ve az iyi iş yapmış olarak ölmek istemiyordu.Belki düşünceleri her zaman doğruyu göstermişti.Fakat kötü işler yapan kişilere hiçbir zaman düzgün olarak bir itirazda bulunmamıştı.Sadece sorular sorarak sorgulamakla yetinmişti.Bu kalıplaşmış işlevi çokta uzun süre olmayan bir zamanda yıkmıştı? Yinede bu bir şey değiştirmezdi.Her şeyden önce pekte yararlı şeyler yapamamıştı.Son zamanlarını sadece bekleyerek geçirmek zor olabilirdi, fakat Mikhail, hücresinden kurtulsa bile ne yapabilirdi ki? Hiçbir şey, herhangi bir şey yapsa bile hayatını anlamsızlaştıracağı kesindi. Bu yüzden en iyi çözümün ölüm olacağına önceden karar vermişti.
Öğlen saatlerine doğru:
Güneş ışıklarının huzmeleri az da olsa dikdörtgen şeklindeki küçük pencereden içeri girebiliyordu.Mikhail; ?İdam için iyi bir gün? diye düşüncü içinden ve ardından yüzünde hafif bir tebessüm oluştu.Bu, Mikhail? in gerçekten ölümden korkmadığını gösteren bir işaretti.Hücresinin biraz gerisinde ıslak zeminin üzerinde şapırdayan birkaç lüks deriden ayakkabı sesi duydu.Artık hücrede geçirdiği zamanda ayakkabı seslerinin zeminde çıkardıkları sesi o kadar detaylı dinliyordu ki farklı bir ayakkabının sesini tanıyabilmişti.Bir anlam verememesine rağmen beklemeyi sürdürdü.En sonunda iki takım elbiseli adam ve artık tanıdık bir yüz olarak sayılan genç askerde yanlarındaydı.Anlaşılan onlara refakatçilik yapmak istemişti.Mikhail, bu takım elbiseli ve lüks deriden ayakkabı giyen adamların kendisini idam etmek için gelmediklerine emindi.Mikhail hiçbir ani tepki vermeden onların yüzlerine soru soran gözlerle baktı?
Birkaç saat sonra:
Söze ilk önce gri takımlı kişi başlamıştı.Sesi hoş ve tane tane konuşuyordu.Koyu kumral saçları ve mavi gözleri vardı, en fazla yirmi beşlerinde gösteriyordu.Yanındaki adam ise farklı olarak daha yaşlıydı, saçlarından birkaç tel beyazlamıştı bile.Kısık bakan gri gözleri vardı, durmadan Mikhail? i izleyerek sanki olumsuz bir hareket yapacak mı diye izliyordu? Genç adam konuşurken Mikhail hiç soru sormadı.Bazen şaşırdığını göstermek için kaşlarını yukarı kaldırarak sert bir şekilde genç adamın suratına bakıyordu.Genç adamın söylediklerinden bazıları o kadar anlamsızdı ki, Mikhail bunun bir numara olup olmadığına karar veremiyordu.Genç adam çok uzun zamandan beri konuşuyordu.O ne kadar konuşmaktan yorulmamış gözüküyorsa, Mikhail dinlemekten o kadar yorulmuştu.Genç adamın sözleri bitince Mikhail düşünmek için biraz zaman istedi.Verilen bilgileri tartarak daha iyi anlamak için kendince hayalî bir özet çıkarmak istiyordu.Bu adamların geliş nedeni kısaca:
Mikhail? in bu hücreden kurtularak Umbrella denilen tıbbî bir eczane şirketiydi.Amacı; ölümcü olarak bulunan virüslere karşı bir çeşit panzehir bularak dünya insanlarına katkı sağlamaktı.Nedense bu sözler, Mikhail? e üzerinde iyi düşünülmeyerek kurgulanmış basit cümleler olarak geldi.Bu cümlelerin arkasında muhakkak gizlenmiş, örtbas edilmiş bazı gerçekler vardı.Mikhail özetlemeye devam etmeye karar vererek, bunu daha iyi düşünmek için aklının bir yerine yazdı.Umbrella? nın buraya geliş nedeni ise; Mikhail? i para ile satın alıp idamdan ve bu hücreden kurtararak U.B.C.S (Umbrella Biohazard Özel Kuvvet Birliği) adında özel bir birliğin başına getirmekti.Bu hiç mantıklı gelmiyordu.En başta neden Mikhail gibi; kayıtlarda vatan haini gibi suçla yargılanmak üzere olan eski bir askeri U.B.C.S adlı birimin başına getirmek istesinlerdi ki? Mikhail? in bunu sormaya niyeti vardı, ama sahte bir cevap alacağını bildiği için bu sorusundan vazgeçti.Çünkü bu soruya, bin bir türlü cevap verilebilirdi.Mikhail teklifi reddetmeye kesinlikle kararlıydı.Ölüme bu kadar yaklaşmışken aldatmak ölümü aldatmak hoş olmayabilirdi.Yalnız Mikhail ölümü düşünür düşünmez sırt tarafında hafif bir ürperti geldi.Nedendir bilinmez? Sırtını soğuk taştan duvara yaslamasından dolayı mı, yoksa artık ölümden kurtula bileyeceğini düşündüğü için ölmek mi istemiyordu.Mikhail için itiraf etmesi zor olsa da, bu teklif söylendikten sonra ölümden korkmaya başlamıştı.Çünkü kurtulabilir ve yeni bir amaca hizmet edebilme şansı vardı.Bu hücreden kurtulursa belki de hayatı anlamsızlıktan sıyrılabilirdi.Yinede ölümün üstesinden gelebilirdi, fakat bu teklifi geri çevirince pişman olmaktan dolayı, ölümün gelmesinden bile daha fazla korkuyordu.Neticede Mikhail uzun bir düşünmenin ardından kararını verdi ve teklifi kabul etti.Takım elbiseli adamlar kendilerinden memnun bir şekilde gülümseyerek, Mikhail? i hücresinden çıkarmak için gerekli işlemleri yapmaya gittiler.
Yaklaşık 1 saat sonra Mikhail hapishaneden tamamen kurtuldu ve dışarı adımını atarak taze havayı ciğerleri acıyıncaya kadar içine çekti ve gözlerine kısara uzun süre güneşe baktı.Götürüldüğü, yerde ona iyi bir yemek verdiler ve temizlenmesini sağladılar.Daha sonra kendi ekibinin askerleri ile tanışmaya gitti.Ekibinde bulunan kişiler çok yakından tanıdığı kişilerdi.Bunlar örgütlenme zamanında yanında olan en çok güvendiği adamlardı.Anlaşılan hükümet o ağaçlıkta herkesi öldürmemişti ve Umbrella şirketi de, aynı suçu işlemiş kişileri satın almıştı.Mikhail uzun bir süreden beri yaşayamadığı mutluluğu yaşayabiliyordu.Hayatında geçirdiklerinden sonra acı bir mutluluktu belki; ama bu bile yeterli sayılırdı?
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 5:
İlk 1 ay boyunca Mikhail ve ekibi sıkı bir eğitimden geçirildiler.Anlaşılan Umbrella her şeyi en baştan düşünerek satın aldığı adamlarının neler yapabildiklerini merak ediyordu.Umbrella işini iyi bilen bir şirketti, yada başında işini bilen kişiler olduğu için diğer yönetimde böyle gözüküyordu.Ama bir gerçek vardı ki; o da Umbrella? nın, Mikhail ve ekibine ödediği değer her şeyiyle değmişti.Çünkü bu askerler her türlü zor koşulların üstesinden gelmeyi çok iyi şekilde becerebiliyordu.Taktikleri ve birbirleri arasındaki uyum kusursuz denecek kadardı.Bulundukları durum ani bir şekilde değiştirse, o ana en iyi şekilde uyum uydurabiliyorlardı.Umbrella, bu işle büyük bir kazanca girdiği kesindi.Yinede bu adamları hangi amaç için satın aldığı belirsizdi? Çok geçmeden Mikhail ve ekibini ana merkeze almaya karar verdiler.Eğitimden en iyi sonuçları alarak geçmeyi başarmışlardı.Ana merkeze bir helikopter aracılığıyla gittiler.Uzun sayılmayacak bir yoldu, ama helikopter bunu nedense güçleştiriyor gibiydi.Kısa bir yolculuğun ardından adını ve nerede bile olduğunu bilmedikleri ana merkeze gelmişlerdi.Onları satın alan iki adam böyle hitap edilmesini istemişti.Basit bir eczane şirketi için bu kadar gizliliğin nedeni Mikhail tarafından anlaşılamıyordu.Mikhail? in, ekibi ise hiçbir şeyin farkında olmadan yeni hayatlarına uyum sağlamaya çabalıyorlardı.Mikhail? de hayatını düzenlemekle uğraşıyordu, fakat bununlar beraber Umbrella hakkındaki gerçekleri de aklının bir kısmında düşünmekteydi.Ne kadar düşünürse düşünsün çok fazla yol katedemiyordu.Çünkü Umbrella kendini o kadar sağlam temeller üzerinde kurmuştu ki içerden bir kurcalama olmadığı müddetçe her şey yeni ütülenmiş bir çarşaf gibi pürüzsüz görünüyordu.Kısa zaman sonra Mikhail çevresindeki diğer askerler ile konuşurken aralarında çok fazla benzerlikler olduğunu fark etti.Mikhail? in şuana kadar konuştuğu herkes kötü bir suç işlemiş ve hepside Umbrella tarafından parayla satın alınmıştı.Bazıları başka türlü bu birime katıldıklarını söylüyorlardı, ama ?Nasıl ?? olduğunu sorduklarında, net bir cevaplar olmuyor ve bunun cevabını onlarında bilmedikleri anlaşılıyordu.Mikhail bazı geceler, Umbrella çalışanı hariç girilmesi yasak olan enine uzun bir binadan korkunç çığlıklar duyuyordu.İşte bundan itibaren Mikhail, Umbrella Şirketinin normal bir eczane şirketi olmadığını anlamıştı Umbrella? nın kesinlikle gizli amaçları vardı ve büyük olasılıkla bu amaçlar doğrultusunda Mikhail ile diğer adamlar bu yüzden parayla satın alınmıştı.Belki de Mikhail bu gerçeği kavrayan tek kişiydi.Mikhail, bu çığlıklara biraz daha dikkat edince sadece geceleri değil, gündüzleri de meydana geldiğini öğrendi.Yalnız gündüzleri rahatça duyulmamasının nedeni oluşan yüksek sesten kaynaklanmaktaydı.Bu sadece askerlerin çıkardığı sesten ibaret değildi, Umbrella? nın, çığlıkların geldiği binanın yakınlarında bir inşaat gerçekleştirmesinden kaynaklanıyordu.Mikhail, inşaatı da dikkatlice izledikten sonra, yalnızca gerçekleşen garip olayları örtbas etmek amacıyla yapılmış bir oyun olduğunu anladı.Aslında hiçbir inşaat yapılmıyordu.Sadece makinelerin çalıştırılarak gürültü yapması sağlanıyordu, bir iş yaptıklarını göstermek amacıylada sık sık kazı çalışmaları yapılıyor ve bina temellerine ait olması gereken dayanıklı metaller oradan oraya farklı yerlere taşınıyordu.Umbrella işini iyi yapmaktan da öte bir şeyler yapıyordu.Umbrella işini kusursuz yapıyordu.Mikhail, artık bir şeylerden iyice şüphelenmeye başlamıştı.Bunca şeyin basit bir nedeni olması imkânsızdı.Bir gece Mikhail yatağına sırtüstü şekilde uzanıp tüm bunları yeniden aklından geçirip yeni bir şeyler bulmaya çalışırken çılgınca bir fikre kapıldı; ?Acaba, bu askerleri ve kendini sefalet içinde bulundukları hapishanelerden kurtararak, sadece daha konforlu bir hapishaneye mi yerleştirmişlerdi?? Bu gizli düşünceyi aklının bir kısmına yazarak uykuya daldı, sabah olunca çok daha iyi düşünebileceğine inanıyordu.
Sabah saat 06:20 sıraları:
Mikhail ordudan ve hapishaneden kazandığı alışkanlıkla her zamanki erkenden kalktı.Aklına aniden bir fikir gelerek ana merkezi geldikleri sırada kendileri korumaları için verilen silahı çekmecesinden çıkardı ve şarjörünü çıkartıp dolu olup olmadığına baktı.Şarjör kesinlikle dolu değildi, silahın namlusuna bakarak mermi sürülüp sürülmediğini de kontrol ettikten sonra çekmecesine geri koydu.Kendilerini korumak için glock çeşidi birer silah veriliyordu, ama yanında veya içinde mermi yoktu.Mikhail üstüne yeşil yeleğini giyerek her vakit serbest olan bahçeye çıktı.Dışarı çıktığında artık monoton bir alışkanlık olarak dört kes temiz havayı ciğerlerine acıyıncaya kadar içine çekti.Uzun zaman önce, bir daha hapishane gibi bir yere düşerse bu havayı bulamayacağını düşündüğü için, artık her sabah kalktığında temiz havayı değerlendirmeye karar vermişti.Mikhail daha iyi görmek için gözlerini kısarak uzaktaki çitlere baktı ve ilk defa gördüğü bir şeyi keşfetti.Kalbi hızlı atmaya başlamıştı, heyecanla birlikte yürürken hafif sendelediğini fark etti ve başkasının da bunu fark etmemesi için hemen kendini toparladı.Buraya çitlerin sadece; bulundukları arazinin sınırını göstermek amacıyla bulunduklarını söylemişti.Fakat yakından bakıldığı zaman sınır belirlemek için değil, sanki kaçılmasını engellemek için yapılmış bir havası vardı.Kendini belli etmeyecek düzende yürüyerek çitlere 50 metre kala durdu.Yerde ilginç bir şey görmüş gibi yapara toprağa doğru eğildi ve çitleri daha detaylı incelemeye koyuldu.10 metre boyunda Umbrella simgesini taşıyan bir kapı vardı, etrafı uzun çitlerle çevrilmişti.Bunlara çit demek hafif kalırdı, sanki metalden surlar gibiydi? Buradan bakınca çok basit görülüyordu, fakat zaten bu izlenim verilmek istenmiş zaten.İyice incelenirse birçok engelin daha su yüzüne çıkacağı muhakkaktı.Mikhail daha fazla yaklaşmayı riske alamayarak geri dönmeye karar verdi.Şuandan itibaren Mikhail bir gerçeğin farkına varmıştı.O da; her ihtimale karşı burada hapsedildikleriydi?
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 6:
Umbrella? nın emri altında çalışmalarının 4. ayı henüz bitmek üzereydi.Satın aldıkları askerler şuana kadar yemek, içmek ve yatmak dışından herhangi bir şey yapmamışlardı.Gâliba Umbrella onlara biraz zaman tanımak istiyordu? Nitekim bu varsayım doğru çıktı ve kısa bir süre sonra tüm birimlerin tek bir ekip olarak nasıl olduklarını sınamak amaçlı uygulamalı bir eğitim yapmaya karar verdi.Umbrella, bu kararını askerlere duyurunca; hepsinde bir şaşkınlık ve tedirginleşme duygusu hakîm olmuştu.Mikhail hariç.O, er yada geç böyle bir şeyin olacağına sezinlenmişti.Herkese giymek istedikleri türden koyu renkte ve sırt taraflarında Umbrella amblemi bulunan operasyon giysileri dağıtmaya başladılar.Bahçeye çıkılma emri verildikten sonra herkes hizaya girerek bir sonraki emri beklemeye başladılar.Birkaç asker ufuktan ana merkeze doğru gelen birkaç helikopter fark etmişti.Bir iki dakika içerisinde bunlar toplam 40 helikopteri buldu.Mikhail ve çoğu asker anlamışlardı ki; gidecekleri yere helikopter ile ulaşacaklardı.Yinede 40 helikopterin bu kadar askere fazla gelip gelmeyeceğini düşünen kişiler vardı.Tam 15 dakika sonra helikopterler iniş yaptı ve helikopterlere doğru gidilmeleri için yeni bir emir verildi.İlk önce bir görevli önünde tek sıra haline sıra oldular.Görevlinin okuduğu ilk isimlerle beraber, birinci helikoptere binilmeye başlandı.120 civarında asker, 40 helikopter arasında 25 tanesine sığdırılmıştı.Peki bu kadar fazla helikopter madem 25 tanesine sığdırılacaktı da neden 40 tane gelmişti? 25 helikopter aynı aralıklı zamanlarla havalanarak uzun bir yolculuğa doğru uçmaya başladılar.Yalnız Mikhail? in aklı hâlâ kalkış yapmamış olan diğer 15 helikopterdeydi.
Dört buçuk saat sonra:
Bu yolculuk bitmiş ve helikopterden inmeye hazırlanıyorlardı ki her helikopterin önüne ikişer görevli geldi.Birinin elinde helikopterde bulunan askerlerin isimleri yazılı bir liste bulunuyordu.Diğeri ise üstü sıkı halatlarla kapatılmış ağır bir yükü helikopterin önüne çekmekle uğraşıyordu.İkinci görevli halatları çözdükten sonra, bu yükün silahtan ve cephaneden ibaret olduğunu anlaşıldı.Listeden ismi okunan askere silahları verilerek eski bir kulübe önünde sıra olmaları isteniyordu..Umbrella ne kadarda sistematik çalışıyordu böyle?
Birkaç dakika sonra Mikhail? in iki sıra önünde bulunan bir asker şöyle dedi:
_?Afedersiniz efendim??
_?Söyle!? dedi kızgınca listeden ismi okuyan görevli.Anlaşılan pek soru sorulmaya alışık değillerdi.
_?Efendim, ana merkeze toplam 40 helikopter geldi.Fakat biz 25 tanesine bindirildik, diğer 15 helikopter ne için gönderilmişti? Önlem amaçlı mı?? diye sorma gafletinde bulundu asker.
_?Etrafına bakmayı dene aptal! Ne görüyorsun?? diyerek elindeki listeyi bir kenara fırlattı ve soru soran askerin üzerine yürümeye başlayarak sözlerine devam etti; ?Silahları ve cephaneleri görüyorsun değil mi? O halde bu ne lanet bir soru ha! Şuanda bana sorduğun bu mantıksız soru yüzünden ne kadar zaman kaybettik biliyor musun? Seni rapor edeceğim ve sana iyi bir ceza verilmesini önereceğim.Artık burada olduğuna göre soru sormayı değil, emir almayı öğrenmelisin, asker gibi görünmeye çalışan serseri!? şeklinde ağırca azarladı.
Fakat zor bir soru değildi, yalnızca basit bir soruydu.Çoğu asker diğer helikopterlerin cephane ve silah getirdiğine inanmıştı.Mikhail için sadece ?Mantıksız? bir düşünceden ibaretti.Peki silah ve cephaneler helikoptere yüklenmeden önce, kendi ve diğer askerler ana merkezde sırada bulundukları halde verilse daha mantıklı olmaz mıydı? Görevlilerin işi sadece silah dağıtmak veya listeden isim söylemek değildi.Onlar mantıklı yada mantıksız bahane bulmak içinde çalışıyorlardı.Silahlar tamamen dağıtıldıktan ve eski kulübe önünde sıraya geçildikten sonra.Herkesin kendi ekibini bulması söylendi.Mikhail kendi ekibini bularak sessizce yerdeki kuru toprağı eşelemeye başladı.Adamları ise almış oldukları yeni silahları inceliyorlardı?
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 7:
Mikhail Victor ve diğer U.B.C.S askerleri yoğun tipi ve yüksek bir kar yığını ile mücadele ederek dağ yolunun istikametinde yol almaya çalışıyorlardı.Mikhail Victor bir yandan da düşünüyordu.Geçirdiği tecrübelere dayanarak böyle zor bir durumda kafasını, yalnızca gidecekleri yöne ve yapacakları işe odaklamalıydı.Fakat şuanda zamanın hemen geçmesini sağlamak için düşünmeye ihtiyacı vardı.Bir sorun vardı; o da, Mikhail? in ne düşüneceği idi.Biraz sonra Mikhail? in dudakların hafif bir tebessüm meydana geldi ve ne düşüneceğini buldu.Çok uzun zaman önce yaşanan bir şey değildi.Bizzat bugün yaşanmış bir şeyi düşünmeye karar vermişti.Mikhail? in düşündüğü şey; bu dağlık yola nasıl gönderildikleriydi?
Askerleri ile hizaya girdikten sonra, birkaç üst rütbeli Umbrella çalışanı geldi ve onlara doğruca bulundukları yerden yürümeye başlayıp dağ yamacındaki köyü geçerek dağ yoluna gitme emri verildi.Herkes arasında bir kargaşa ve telaşlı fısıltılar başlamıştı.O anda arkasını dönüp gitmekte olan uzun boylu ve siyah giyinmiş kişi, askerlere doğru dönerek soğuk ve tehditkar bir sesle; ?Yoksa emirlerimiz sorgulanıyor mu!? dedi? Bunu soru şeklinde sormuştu, ama apaçık ses tonundan belliydi ki ölüm fermanından başka bir şey değildi.Kimseden bir ses çıkmadığı zaman kendi yoluna devam etmeye başlamıştı bile.
Paralı askerler ve Mikhail çaresizce dağ yolunu tutmuşlardı.Gidecekleri yer hakkında hiçbir bilgi veya neden gittikleri hakkında bir şey söylenmemişti.Köyden geçtikleri zaman halkta bir şaşırma bile belirmedi.Anlaşıldığı kadarıyla bu köy büyük ihtimalle Umbrella? nın koruması altına aldığı küçük yerlerden biriydi.Bunu düşünen tabii ki sadece Mikhail idi.Neredeyse bu fikrine çok yaklaşmıştı.Ama aksine burası ancak Umbrella? nın aldığı küçük kalelerden biri olabilirdi.
Mikhail düşüncelerinden biranda sıyrılarak çevresine dikkat kesildi.Farkında değildi; ama tipi durmuştu ve kar, havayı yumuşatmıştı.Artık soğuk vücutlarını kamçılamıyordu.Mikhail? i asıl düşüncelerinden alan şey bir hareket belirtisiydi.Kesinlikle bir şeyler sezinlemişti.Mikhail? in adamları dışında diğer askerler yollarına devam ediyordu.Demek onlar fark etmemişti.Mikhail 1 dakika boyunca ayakta durur vaziyette etrafını dinlemeyi sürdürdü ve beklediği işaret gelmişti.Uzaklarda acı bir çığlık yankılanarak onlara doğru gelmişti, birkaç silah sesi birbirine karıştı ve ses yaklaştığı Mikhail aynı anda; ?Yerlere siper yatın!? diye emretti.Adamları emri ikinci kez tekrarlatmadı.Hemen yere siper alacak vaziyette gelecek hedefe doğru dikkat kesildiler.Karın beyazı yüzünden ileri görmek çok güçtü ve daha fazla zorlanırlarsa geçici körlüğe maruz kalabilirlerdi.En sonunda birkaç şey çok hızlı koşarak onlara doğru koşmaya başladı.Dört ayak boyunca attan bile hızlı koşuyorlardı.İri yapılıydılar ve nefes alış verişlerindeki buhar havaya karışıyordu.Sanki bulundukları ortam ağır çekime geçiş yapmış gibi her şey yavaş yavaş ilerliyordu.Yaşadıkları şaşkınlıktan dolayı kimse ateş edemiyor ve oldukları yerden hareket edemiyorlardı.Yaratıklardan biri uzunca sıçrayarak tek darbede bir askeri yere indirdi? Diğer yaratıklar ona hücum ederek tek avlarından parçalar koparmaya başladılar.Hiç kimse bir şey yapmıyordu, bu ilginç sahnenin dehşeti içinde ancak olanları seyredebiliyorlardı.Mikhail kendini en çabuk toplayan olarak ateşe başladı ve sonrasında; ?Ateş!? diye emir verdi.Bu emirle birlikte adamları anında ayılarak büyük çeviklikle sağ sola yuvarlanarak daha iyi hedef almak için pozisyon ayarladılar.Mikhail ateş etmeyi durdurdu ve yaratıklara bakmak için hafiften doğruldu.6 tanesi yedikleri kurşundan dolayı yerde yatıyorlardı.Fakat mantıklı olmayan şey hâlâ hareket ediyor olmaları ve birinin ayağa kalkmak için hazırlanmasıydı.Mikhail biliyordu ki kendi adamları ıskalamayacak kadar iyi nişan alırdı.Nitekim yaratık üzerinde kanla parıldayan kurşunlar, zaten çoğu merminin isabet ettiğini gösteriyordu.Mikhail iyi refleksleri ile çeviklik göstererek ayağa kalktı ve ayağa kalkan yaratığın üzerine ateş etmeye başladı.Yaratık kendine çarpan kurşunlara inat olanca hızıyla Mikhail? in üstüne atlamaya hazırlanıyordu.Mikhail bunu fark ederek bacaklarını kara iyice saplanacak şekilde açtı ve yaratık havadayken silahın dipçiğini indirebilmeyi başardı.Bunu yaparken köpeğin verdiği sert tepki ile Mikhail? de yere yığıldı.Yinede kar düşüşünü yavaşlattı ve hemen kendini toparlayarak yeniden ayağa dikildi.Yaratıklar saldırma pozisyonları yeniden almışlardı.Mikhail? in silah dipçiği indirdiği yaratıkta yeniden ayaklanmış, diğer yaratık dostları arasında sıralanmıştı.Mikhail tüm askerlere sesini duyurmak için bağırarak; ?Yaratıkları ablukaya alın! Hemen ablukaya alın! Birbirimize yakınken daha kolay hedef oluruz?? Hemen sonra ablukaya almaya başladılar ve Mikhail son sözcükleri yoğun ateş altında kaybolup gitti? Mikhail? in bu taktiği işeye yaramıştı.Yaratıklar nereye saldıracaklarını şaşırmışlardı.Çok kısa süre sonra yaratıkların hepsi tamamen ölmüş şekilde yerdeydi.Hiç kimse böyle bir saldırı beklemiyordu, bazıları yere oturdular, bazıları da bunların devamının geleceğini düşünerek ayakta uygun adım turlamaya başladılar?
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 8:
Çok kısa süre sonra aşağıya doğru uzanan kasaba yolundan bir Umbrella görevlisi geldi.Ayakta turlayan askere nazikçe burada neler olduğunu sordu? Asker bazı detayları atlayarak neler olduğunu anlatmaya başlamıştı.Görevli soru sormaya hazırlanıyordu ki, bir başka asker hemen lafa girerek korkuyla, burada neler olduğunu sordu.Anlaşılan bu asker, böyle bir şeyin sorgulanması durumunda başına geleceklerden habersizdi.Fakat görevli çok sakin ve vakur bir edayla; dağda bulunan köpek cinsi hayvanların doğal etkenlerden dolayı evrim geçirdiğini söylemişti.Mikhail için ne kadar saçma ve bayağı bir bahaneydi bu böyle.Yalnızca bir bahane bulmak istemişlerdi ve onu da meraklı askerlere söylemek için hazırlamış oldukları kesindi.Sonuçta bu mantıksız fikre, korkuya kapılmış tüm askerler sıkı sıkıya inanmaya hazırlardı ve inanmışlardı bile.Bu görevlinin, diğer görevlilere nazaran bu kadar nazik ve anlayışlı oluşunun nedeni şuan yaşanan durumdan kaynaklandığı çok belliydi.Mikhail bu düşüncelere dalmışken, görevli o sırada ölmüş olan bir U.B.C.S askerini yere çömelerek incelemekle meşguldü.1-2 dakika sonrasında ayağa doğrularak; başka askerlerin ölüp ölmediğini sordu.Askerlerden biri 4 kişinin daha öldüğünü söyleyince görevlinin dudaklarında meydana gelmiş zafer gülümsemesi Mikhail? in gözlerinden kaçmamıştı.Ne var ki, görevli kendisinin, Mikhail tarafından gözlendiğini görünce hemen mimiklerini sert ve oturaklı hale getirerek başka bir yöne bakmaya başlamıştı.Bu davranışlar bile Mikhail? in fikirlerini doğrular nitelikteydi.Mikhail elbette buralarda bir şeyin döndüğünün farkındaydı.Yinede neler döndüğü hakkında tam olarak bir fikri yoktu.Mikhail yalnızca Umbrella? nın gizli bir amacın peşinde olduğundan emindi?
Umbrella Görevlisi, diğer ölü askerleri inceledikten sonra, sağ kalanların geri dönerek kasabada meyhanesinde dinlenmelerini söyledi.Bazı askerler hangi meyhaneye gidecekleri hakkında konuşuyorlardı.Ama çok geçmeden anlaşıldı ki kasabada sadece bir tane meyhane bulunuyormuş.Böylece soğuktan vücutları yanan askerler, ısınmak ve geçirmiş oldukları zor anı üstlerinden atmak için sıcak meyhaneye girdiler.
Yarım saat sonra:
Paralı askerlerin çoğu yaşadıklarını unutmuş gibiydiler.Aldıkları alkolün etkisiyle yaptıklarının ve ne hakkında muhabbet ettiklerinin farkında değillerdi.Mikhail? in düşüncesine göre; ?tam bir zavallıydılar?? Sadece içki ile kendilerini uyuşturduklarının farkında değillerdi.Mikhail ve adamları kesinlikle alkol kullanmayan insan tiplerindendi.Mikhail en son askeriyeye katılmadan önce alkol aldığını hatırlar.Bir asker olduktan sonra alkolün ne kadar zararlı olduğunu kavrayabilmişti.Her şeyden önce bir asker iken alkol kesinlikle alınmamalı görüşündeydi.Çünkü kişi daima dinç ve kafası durgun , nasıl ve ne yaptığını farkında olmalıdır.Bu yüzden Mikhail uzun zaman önce bu zararlı alışkanlığı kendi bodrumuna veyahut tavan arasına kapatmıştı.Diğer askerler kendilerin geçmiş şekilde eğlenirken, Mikhail ve iki adamı bir masa etrafında düşünceli tavırlarla oturuyorlar.Sağında Maximillian ve solunda Cheslav oturuyorlardı.En güvendiği iki sadık dostuydu.Mikhail için ekibindeki kişiler bir asker olmaktan önce, onun dostları sayılırdı.Birde çok sıcak kanlı olan ve herkesle kaynaşabilen İlbey vardı.Sıcakkanlı, sempatik ve espriliydi.Maximillian ile Cheslav nasıl Mikhail? i sadıksalar İlbey? de o kadar sadıktı.İlbey? in, Mikhail? in yanında oturmayışının nedeni; bir suç işlemesinden veya bir kusuru bulunmasından değildi.Yalnızca dağda geçirilen zorluktan dolayı biraz yalnız kalmak istemişti.Ne kadar gariptir ki; Mikhail ilk onun toparlanacağını düşünmüştü.Fakat daha kimse toparlanamamıştı.Sadece İlbey diğerlerinden daha fazla etkilenmişti.Maximillian, soğuk biriydi, ama gerektiği zaman gülmesini bilirdi.Sessizliği, sabrı ve soğukkanlılığı sayesinde zor durumlarda yada birine oyun oynanırken çok başarılı olurdu.1.86 boyu vardı, keskin bakan gri gözlere sahipti ve çokta uzun olmasa da sarı saçları vardı.Cheslav ise; Çek asıllı bir Rus idi.Uzun bir boyu ve kısa, koyu renk sarı saçları vardı.1.79 boylarında sayılırdı.İnce bir yapıya sahipti, ama bu, Cheslav? a ayrı bir çeviklik kazandırıyordu.Çok iyi gören mavi gözleri sayesinde uzaktaki tehlikeleri iyi görebilirdi.İlbey, Türk Tatarlarındandı.Ağzı çok iyi laf yapardı.Böylece gayet başarılı bir şekilde istenilen bilgiyi başkasının ağzından alabilirdi..Sık siyah saçları ve koyu kahverengi büyük gözleri vardı.Çene yapısı kuvvetliydi.1.82 boylarındaydı, vücut yapısı olarak sağlam ve kuvvetliydi.Bu özellikleriyle İlbey çekici sayılabilirdi.Mikhail için asla bulunmayacak eşsiz insanlardı bunlar.Belki bir daha göremeyeceği kadar cesur ve ne zaman, nerede, nasıl davranacaklarını bilirlerdi.Mikhail biran için farkında olmayarak kafasında bunları sorgulamaya başlamıştı?
Bir buçuk saat sonra:
Umbrella görevlisi beklenenden çok daha geç gelmişti.Ama kimseyle konuşmadan meyhanenin kapı önünde bulunan Umbrella? nın görevli nöbetçilerini yanına çağırdı.Biraz sonra bu nöbetçiler birkaç cesedi sürükleyerek meyhaneye soktular.Mikhail ve ekibi dışında kimse bunun farkına bile değildi.Çoğu kişi daha fazla içki içmekle meşguldü.Nöbetçiler ve Umbrella görevlisi hiç hissettirmeden meyhanenin ambarının kapısını açarak cesetleri içeri taşıdılar.Hemen ardından görevliler ve görevli ambardan dışarı çıkarak kapıyı kapattılar.Görevli, nöbetçilerle bir şey konuşmaya başlamıştı.Mikhail konuşulanları duymak için dikkatini toplamaya çalıştı.Ama bu gürültü içerisinde bunu yapmak çok güçtü.Umbrella görevlisi hızlı adımlarla meyhane kapısından dışarı çıktılar, nöbetçiler ise eski yerlerine yerleştiler.Mikhail? in şuan aklında bulunan tek şey ambara girmekti.Çünkü bu meyhanede niçin nöbetçi olduğunun farkına varmıştı.Kesinlikle ambara girilmesini engellemek içindi?
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 9:
Mikhail, dirseğini masaya dayayarak yumruğunu çenesinin altına almış hâlde düşünceli bir şekilde oturuyordu.Oturduğu sandalyede yalnızca ambara nasıl gireceğini düşünerek zaman öldürüyordu.Muhakkak burada tüm gece boyunca kalmayacaklardı ve Mikhail bunun bilincinde olduğu için biran önce işini halletmeye yönelmişti.Ambarın içine gizlice girmeyi denese; şüphesiz daha elini daha kapıyı uzatmadan yakalanırdı.İki elinin avuç içlerini şakaklarına dayayarak çaresizce kendini düşünmeye zorladı.Adamlarının hepsine tek tek baktı.Kendisi yüzünden, onlarda eğlenemiyor gibi görünüyorlardı yada Mikhail kendini bu yüzden sorumlu tutuyordu.Biran için Mikhail? in aklına bir fikir geldi.Aslında işeye yaraması şüpheli bir fikirdi, ama en azından küçükte olsa bir şansı vardı.Mikhail, masaya sandalyesini iyice yakınlaştırdı ve gövdesini masaya doğru eğdi.Adamları hemen Mikhail? in bir şey söyleyeceğini anlamışlardı.Onlarda masaya iyice yaklaştı ve Mikhail? i dinlemeye hazırlandılar.Mikhail konuşmadan önce nöbetçilere bir bakış attı ve aklında ki düşünceleri tartarak söylemeye karar verdi:
_?Benim verdiğim işleri ne olursa olsun, hayati bir tehlike veya bu yaşantınızdan ayrılmak uğruna yapar mısınız?? diye adamlarını deneyerek sordu Mikhail.
_?Elbette efendim, sizi yüzüstü bırakmamak ve vereceğiniz görevleri en iyi şekilde yapmak bizim için onurdur.? dedi Cheslav.Mikhail diğer adamlarının da güvencelerini almak için sırayla yüzlerine baktı.Hepside Mikhail? in gözlerini kendi üstlerinde yakalayınca Cheslav? in dediğini doğrulamak istercesine gözlerini açıp kapatarak, başlarını hafifçe aşağı yukarı salladılar.
_?Peki öyleyse?? diyerek Mikhail biraz duraksadı ve sözlerine devam etti ?Buraya gelen Umbrella görevlisini biliyorsunuz ve şu ambarın kapısına girdiğini de biliyorsunuz.? Dedi Mikhail sağ elinin parmak ucuyla kapıyı göstererek.
_?Evet, efendim.Ama ambarın kapısı?? diyemeden Mikhail elini kaldırarak İlbey? in lafını kesti.
?Özür dilerim, İlbey.Ama ilk önce söyleyeceklerimi söylemem lazım.Sonra sorulması gereken soru varsa sorarsınız.En son dediğim gibi ambarın içine girmişti ve içeri girerken yanında cesetlerde vardı.Düşündüğü şey; bana göre orası bir depo değil ve cesetleri de zaten o yüzden oraya koymadılar.Kesinlikle ambarda bir şeyler var.Benim oraya girmem lazım ve bunun içinde site ihtiyacım var.Beni anlayabildiniz mi?? dedi Mikhail adamlarının suratındaki ifadelere bakarak.Hiçbiride kendileriyle alay ediliyormuş gibi görünmüyorlardı.Aksine Mikhail? in dediklerini düşünerek neden böyle bir şey istediğini bulmaya çalışıyorlardı.Söze ilk giren Maximillian oldu;
_?Efendim biraz basit bir soru gibi olacak, ama ambarın içinde ne bulmayı bekliyorsunuz??
_?Basit bir soru değil, bana göre çok mantıklı ve karmaşık bir nedeni olduğunu söylebilirim.Bunun nedeni söylemediğim için, size güvenmediğimi sanmayın.Yalnızca bu düşüncemden tam olarak emin değilim ve bundan dolayı sizi yanlış yönlendirmek istemem.Şimdi bunlara rağmen sizden istediğimi yapacak mısınız?? diyerek sordu Mikhail
_?İstekleriniz, bizim için emirdir!? dedi alaycı bir gülümsemeyle İlbey.
_?Güzel, öyleyse yapmanızı istediğim şey; şuradaki nöbetçilerle bir muhabbet kurmanız.Yalnız Maximillian sen kapının yakınında kal.Yalnız çokta yakınında değil, en iyisi en yakın masaya otur.Herhangi bir şeye karşı senden yardım istemek zorunda kalabilirim.O halde anlaşıldı mı?? diyerek adamlarını süzdü.
_?Evet efendim!? dedi hepsi kısık sesle hep bir ağızdan.
-
BÖLÜM 10:
Mikhail, soğukkanlılıkla adamlarının yerlerini almaları için bekliyordu.Hemen ambara giremeyeceğinin farkındaydı.Fakat yinede hazırlıklı olmak istiyordu.Cheslav ile İlbey, Mikhail? in dediği gibi ambar kapısını gözleyen nöbetçilerin yanına gitmişlerdi.Bu iki adamına sonsuz güveniyordu.Çünkü Cheslav konu açmakta iyiydi, İlbey ise konuşarak karşısında ki kişiye işini unutturmakta.Anlaşılan Cheslav her ihtimale karşı nöbetçilere içki ısmarlamayı başarmıştı.Bu iyi bir işaret gibi görünüyordu.Sonuçta nöbette bulunan görevlilerin kolay kolay içki içmeyeceği kesindi.
15 Dakika kadar sonra:
Mikhail? in planı raylarına oturmuş gibi görünüyordu.Nöbette bulunan Umbrella görevlileri şen şakrak konuşmaya ve dikkatlerini kaybetmeye başlamışlardı.Cheslav ve İlbey ile sanki her gün görüştükleri dostları gibi muhabbet ediyorlardı.Tabii bunda Cheslav ile İlbey? in genel çabaları da muhakkak söz konusuydu? Mikhail zamanın geldiğini düşünerek kafasını saat 3 yönüne çevirerek Maximillian? a baktı.Maximillian, Mikhail? in gözlerini üstünde yakalayarak tamam dermiş gibi elini ensesine götürerek kaşımaya başlamıştı.Mikhail başka bir zaman olsa kesinlikle kendini fark ettirmemek yavaş adımlarla yürümeyi seçerdi.Fakat şuanda nöbetçiler iyice kendilerinden geçtikleri için ne kadar hızlı ambarın içine girerse o kadar iyi olacağını düşünüyordu.Bu yüzden koşar adımlar atarak ambar kapısına ulaşmıştı.Tahtadan yapılma gösterişsiz kapı koluna elini uzatarak kapıyı açtı ve içeri girdi.Hemen sonrasındaysa kapıyı sessizce, ama seri şekilde arkasından kapattı.Etraf olabildiğine karanlıktı.Mikhail, ellerini hareket ettirerek nerede olduğunu anlamaya çalıştı.Yinede işeye yaramayan boş bir çabaydı.Mikhail, kendini kapıya yaslayarak sol eliyle duvarda düğme benzeri bir şey aramaya koyuldu.Kısa bir araştırmadan sonra, boş bir çaba olduğunu anlayarak alnındaki soğuk terleri elinin yeniyle sildi.Mikhail biran için saçma bir varsayıma kapılarak, ?Acaba bu ambarda hiç ışık yokta ezbere bir şekilde mi ilerlemek gerekiyor.? Diye düşünmeye başlamıştı.Nitekim kısa biraz sonra kendi düşüncesini çürüğe çıkartmayı başardı.Çünkü Mikhail buraya girmeden önce; Umbrella görevlisi ambara girdiği zaman ambardan meyhaneye ışık yayılıyordu.Bu durumda ambarda bir ışık kaynağı var.Fakat Mikhail? in ambarı aydınlatmak için ne yapacağı hakkında hiçbir fikri yoktu.Sonuçta güvenlik açısından birçok önlem alınmıştır ve bunun için çok farklı yöntemler olabilir.Mikhail bunları düşünürken bir yandan da bu şekilde çok fazla oyalanmaması gerektiğini ve zamanın kısıtlı olduğunu hatırlıyordu.Mikhail açısından tek bir çözüm yolu vardı.O da; ambar kapısını açarak, meyhaneden içeriye biraz ışık girmesine izin vermekti.Yinede Mikhail fark edileceğinden dolayı bu çabayı göze alamıyordu.Buraya girmek için bu kadar uğraşmışken, basit bir nedenden dolayı yakalanmak istemiyordu.Çaresizce sırtını tamamen kapıya dayadı ve ellerini kızgınlıkla saçlarına doğru götürürken, bir şey hissetti.Mikhail biran için umutlanarak elleriyle havayı kontrol etmeye başladı ve sağ elinin ayası boşlukta duran bir şeye değdi.Mikhail uçurumdan düşmek üzereymiş gibi bir kokuyla sol eliyle kapıdan destek alarak birkaç adım attı ve sağ eliyle boşluktaki nesneyi yakalamayı başararak bunun ne olabileceğini kavramaya çalışıyordu.Büyük olasılıkla bir ipti, Mikhail tedbiri elden bırakmayarak ipe benzer nesneyi hafifçe aşağıya doğru çekti.Aşağıya doğru geldiği bir gerçekti .Mikhail kendi kendine kızarak daha yolun başında bu kadar uğraştığı için sinirlenmeye başlamıştı.Kuvvetini kullanarak nesneyi aşağıya doğru çekti ve tavandan sarkan lambada loş bir ışık meydana geldi.Mikhail? in kaskatı olmuş kasları gevşemişti.Yüzünde hafif bir zafer tebessümü oluşmuştu.Bundan sonrasının kolay olacağı kanısındaydı.Kendini toplayarak etrafına baktı ve tebessümü anında silindi.Ambar duvarının köşelerine üç dört tane ceset yığmışlardı, Mikhail cesetlere biraz yaklaşarak incelemeye karar verdi.Çünkü Umbrella? nın niçin bunları almak istediğini anlamak istiyordu.Mikhail, tanıdığı bir askerin ölüsünü fark ederek ona doğru yaklaştı.Aslında Mikhail, bu ölmüş askeri tamamen tanımıyordu.Sadece Jeremy diye bir adı olduğunu biliyordu.Jeremy? nin önünde çömelerek, operasyon ceketinin sol kolunda bol miktarda kan kurumuş olduğunu fark etti.Yavaş bir şekilde Jeremy? nin kolunu sıvayarak kendini yarayı görmeye hazırladı.Mikhail yarayı görür görmez, cesetten uzaklaşarak boş bir duvara yaslandı.Mikhail? in savaş deneyiminden dolayı cesetlere alışkın olmasına rağmen bu ölmüş olan askerin yarası bir vahşet niteliğindeydi.Dağda ki yaratıklar nasıl bir evrime maruz kalmışlardı böyle.Belki bir aslan bile böyle bir yaraya neden olamazdı.Dağda mücadele ettikleri her ne ise; Jeremy? nin kolunu tamamen kemiğiyle birlikte almıştı.Mikhail, ölmüş askerlerin yaralarını daha fazla incelemeye tahammül edemeyeceğini anlayarak ambardan dışarı çıkmak için kapıya doğru yelteniyordu ki hemen çaprazında çokta aşağıya inmeyen merdivenler fark etti.Mikhail merakla merdivenlere doğru gitti ve başka bir kapıyla karşılaştı.Merdivenlerden inerek kapıyı merakına yenilip pervasızca içerek içeriyi kontrol etmeye koyuldu.Hiç kimse yoktu.Fakat Mikhail? in karşı karşıya olduğu görüntü garipti.Bulunduğu yer temiz ve paktı.Bir hastane kadar temiz ve düzenli görünüyordu.Ambarın tam tersine geniş ve ferah bir görünümü vardı.20 tane kadar birleştirilmiş kalım bir kablo topluluğu odanın kuzey tarafında toplanmıştı.İki tane masa vardı.Birinci masanın etrafına konulmuş 4 tane konforlu koltuk vardı.İkinci masa, neredeyse odayı boydan boyda kaplıyordu.Kalınlığı çok fazla olmamasına karşın, üstüne boyutu fazla olan şeyler konulmuştu.Mikhail kabloların ana bağlantı yerini merak ederek etrafına bakınmayı sürdürdü.Asıl merak ettiği şey Bu kalın kablo topluluğunun nereye gittiğiydi.Ana güç ünitesinin yerinin, hemen uzun masanın ortasında olduğunu görüp oraya doğru yürümeye başladı.Büyük güç ünitesinin önüne geldiği zaman, aslında uzun masanın iki parçadan oluştuğunu anladı ve ortasında bu makinenin olduğunu fark etmişti.Makinenin üst tarafında; orta büyüklükte 4 tane kare ekran vardı.Hepsinde de aynı görüntü mevcuttu.Daha sonra güç ünitesinin aşağı kısmına bakarak kabloların bağlandığı yeri büyük alanı gördü, fakat umduğu ipucunu bulamamıştı.Mikhail, başını yukarıya kaldırarak güç ünitesinde bulunan ekranlara daha yakından bakmaya başlamıştı.Mikhail? in biran için gözleri normalden daha fazla açılarak ekranlara şaşkınlıkla bakmayı sürdürdü.Aslında ekranların hepsinde aynı görüntü yoktu.Yalnızca gösterdiği şeyi katman katman gösteriyordu.Mikhail düşündüğü şeyin aptalca ve saçma olduğundan çok emindi.Çünkü böyle bir şeyin olabilmesi imkânsızdı.Bunu Umbrella gibi bir şirketin bile yapabileceğinden şüpheliydi.Ekranlarda görülen şey; kabloların nereye gittiği ile ilgiliydi ve kabloların gittikleri mekân ise; çıkmış oldukları dağdan başka bir yer değildi?
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 11:
Mikhail Victor şok olmuş halde en yakınında bulunan koltuklardan birine çöktü.Mikhail, Umbrella? nın inanılmazlığına karşın bitkin ve yerinden kalkamayacak kadar yorgundu.Kafasında kurguladığı komplo teorileri bile, Umbrella yanında acemi bir senaristin hikayesi gibi görünüyordu.Mikhail koltukta oturup, Umbella ile ilk tanıştığı zamandan beri olanları hızlıca yeniden yaşıyordu, her şey yavaş yavaş yerli yerine oturmaya başlamıştı.Biranda o dağa gönderilmelerinin nedeni; sadece birkaç askerin öldürülmesini istemeleriydi.Mikhail, bunu daha önce düşünmediği için kendine lanet ederek ayağa kalktı ve duvara bir tekme attı.Ne yazık ki bu hareket kendi zararına olarak canının yanmasına neden oldu.Umbrella gibi bir şirketin gizli olması uygun görülebilir.Fakat bir dağın içine tesis kurulması? Bu olay gizlilikten çok farklıydı.Belki gizlilik vardı, ama gizliliğin amacı farklı gibiydi.Mikhail, niçin para ile satın alındıklarını, neden bir eğitim geçirildiklerini, neden rahat bir yaşam sürmek istediklerini çok iyi anlayabiliyordu.Kendi ve diğer U.B.C.S. birimi adamları parayla satın alınmışlardı ve bu yüzden paralı asker idiler.Onların emrinde isteyip istemedikleri her yere gitmek zorundaydılar.Ölmeleri söylense ölmeleri gerekirdi.Artık hiçbir çıkış noktası yoktu.Sonsuza kadar Umbrella? nın adamları olarak kalarak her zaman için ölümü bekleyeceklerdi.Umbrella bugün bunu kanıtlamıştı ve bundan sonra da her zaman öyle olacağına kesin gözüyle bakılabilirdi.Mikhail daha rahat düşünmek için biraz önce oturduğu koltuğa oturdu ve başını, ellerinin arasına aldı.Ara sıra yorgunluktan kızarmış gözlerine parmaklarıyla masaj yaparak rahatlamaya çalışıyordu..Mikhail? in aklına hâlâ oturmayan bir şey vardı.?Dağda bulunan yaratıklar, Umbrella ile bağlantılı mı?? diye düşünmekten kendini alamıyordu.Mikhail, tam koltuktan kalkıp burada çok zaman geçirdiği için meyhaneye geri dönmeyi düşünürken, yanındaki koltukta bir dosya dikkatini çekti.Mikhail bir kapıya, birde koltukta duran dosyaya bakarak hangisini seçeceği hakkında 10 saniye kadar düşündü.Sonuçta artık kendini ait bir hayatı yoktu.Bu yüzden ne kadar riske girse de önemli değildi.Elini dosyaya uzatarak koltuktan aldı ve açılış kısmını hemen geçerek, ne ile ilgili olduğuna bakmaya başlamıştı.Herhangi bir, resim veya belge yoktu.Dosya açılış kısmı hariç neredeyse boş gibiydi.Sayfalarının ortalarına geldiği zaman kısa bir açıklama ve onunda altında tutulması gereken zorunlu raporlar adında çokta uzun olmayan bir yazı mevcuttu.Mikhail? in ilgisi iyice artarak en baştan okumaya başladı:
AÇILIŞ ? DENEYLER HAKKINDA GENEL BİLGİ:
Açılış safhası yalnızca; tesisin kuruluşu ile ilgili olup sadece tek bir deneye hizmet ettiğinden bahsedilmektedir.Kullanılan virüs tipi PROGENİTOR (ATA) olup, üzerinde çalışılan deneyler köpek türü hayvanlardır.Virüsün kullanılış amacı; Ata Virüsünün en iyi şekilde kullanılıp, farklı canlılar üzerindeki etkisinin araştırılması.Sorumlu olan en yüksek rütbeli baş araştırmacı: Anthony Haggins
Şirket adına kurulan tesis 3 yıl arayla boş olarak kullanıldı.Faaliyete geçmesi ise Baş Araştırmacı Anthony Haggins? in gönüllüklü olarak dağda çalışmak istemesinden sonra başlamıştır.
Tutulması Gereken Zorunlu Raporlar:
09.11.1996
Deneylerde kullanılması için emir verilen progenitör virüsü bugün itibariyle elimize ulaştı.Ne yazık ki sadece tek numune yollamışlar.Bu yüzden bu numuneyi dikkatli kullanarak çoğaltmamız gerekecek.Yarın ilk işim; araştırmacımız Haggins ile görüşerek bu değerli virüsün ne üzerinde kullanılması olacak.
10.11.1996
Haggins garip olarak insan üzerinde denenmesine karşın.Aslında bir yandan akılıca olarakta görülebilir.Çünkü Arclay Araştırma tesislerinde insan üstünde yapılan deney başarısızlığından sonra ilk önce hayvanlarda ne derece işeye yaradığını görerek daha sonra insan deneylerine geçiş yapmak akıllıca olabilir.Haggins? e hangi hayvan türünde karar kıldığını sordum.O da; ?Köpek türleri üstünde denenmesini istiyorum.? Dedi.Neden köpek türleri olduğu hakkında en ufak fikrim yok.Ben olsam daha akıllı ve dayanıklı bir hayvan seçiminden yana olurdum.Fakat şirket prosedürüne göre baş araştırmacıların emirleri yadsınamaz ve sorgulanmaz.Bundan dolayı emirleri uygulamak zorundayım
14.12.1997
Haggins, nedense önemli bir gelişme olmadıkça rapor alınmamasını istiyor.Garip bir adam, ama işine aşık ve ne yaptığını gerçekten biliyor.Köpeklere verdiğimiz progenitör virüsü, anında organizmayı tanıyarak parçalara bölündü ve köpek bedenin her yerine küçük kuluçkalar oluşturmaya başladı.Köpekler genel olarak ilk günlerde çok acı çektiler ve hırçınlaştılar.Hatta bazıları yanındaki köpeği parçalayarak öldürdü.Bu yüzden bütün köpekleri ayrı kafeslere yerleştirmeyi uygun gördük.
20.03.1997
Uzun zaman sonra, köpekler üstlerinde yaptığımız deneyler olumlu sonuçlar vermeye başlandı.Artık geçirilen evrimler gözle görülür şekilde.Neredeyse kafesleri bile onları yerinde tutamayacak.Acilen ne yapmamız gerektiğini düşünmeliyim yada bu işi Haggins? e taşımalıyım.Eminim onun bir fikri vardır.
22.03.1997
Yoğun çalışmalardan sonra Haggins ile konuşma fırsatım oldu.Ona köpekleri yerlerinde tutmamız için bir şeyler yapmamız gerektiğini söyledim.O ise ; gülerek ?Daha zamanı değil, beklemeye ihtiyacımız var.Zamanı geldiği zaman ben, sana yapılması gerekli olan şeyleri söylerim.? Dedi
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 12:
Mikhail, elindeki dosyaların bir kısmını okuduktan sonra dosyayı elinde sıkıca sıkarak koltuktan ayağa kalktı ve volta atmaya başladı.Bu belge; Mikhail? in dağda ki yaratıklar ile ilgili düşündüğü fikirleri olumlu yönde etkiliyordu.?Yani bu köpekler aslında en başından beri Umbrella? nın denekleriydi? diye düşündü Mikhail içinde bir su kaynarcasına.Umbrella bunu yapmışsa, kim bilir daha ne kadar ileri gidebilirdi veya gitmişti.Mikhail bunu düşünürken tüm tüyleri diken diken oldu ve vücudundaki yorgunluğu üstünden atmak için sertçe daha demin oturduğu koltuğa yeniden yayıldı.Dosyayı kucağına koyarak biraz bekledi ve yineden okumaya başladı.
06.05.1997
Aradan iki ay geçti.Köpeklerde meydana gelen değişim inanılmaz derecede.Çok güçlendiler ve iskelet yapıları evrimler sonucu tamamen değişerek çok daha fazla dayanıklı bir yapıya ulaştılar.
10.05.1997
Dün birkaç köpek kafeslerinden kaçmayı başardılar.Haggins? e gidip durumu anlattığımda çok memnun görünüyordu.Onları nasıl yakalayacağımı sordum.Haggins; ?Yakalamayacağız, kaçışları, onları test etmemiz için iyi bir fırsat? dedi.Tam olarak anlayamamıştım.Fakat görünce anlayacağımız söyleyince çaresizce sözüne uymak zorunda kaldım.Bir arama grubu oluşturdu ve köpekleri bulmaları için onlara yetki verdi.Bir yandan da bizzat biz köpekleri gözlemlemek için onların gerisinden geliyorduk.Bizim, köpekleri bulmamız yerinden, kısa sürede köpekler bizi buldu.Biz geride olduğumuz için avantajlı durumdaydık.Arama grubunu hepsi ölmüştü.Bu manzarayı izlerken kanım donmuştu ama benim tam tersime Haggins her zamanki gibi zaferle gülümsüyordu.Köpekleri test etmek için neden iyi bir fırsat olduğunu şimdi anlamıştım.Böylece köpeklerin gelişimi hakkında çok iyi dokümanlara sahip olmuştuk.Çok fazla hızlanmışları, çene yapıları her şeyi yerinden koparabilecek kadar güçlenmişti.Şimdilik bu kadar ayrıntı bile fazla görünüyordu.İlerisi için Haggins? in iyi planları olduğu belliydi.Fakat daha beklememiz gerektiği açık bir göstergeydi.
15.05.1997
Haggins, bize ilginç bir haber vermişti.Kimse böyle bir haber beklemiyordu.Üstelik böyle bir zamanda en beklenmedik haberlerden biriydi.Biz daha denekleri nasıl elimizin altında tutabiliriz diye düşünürken Haggins onları çok daha fazla güçlendirme ile ilgili planını bize açıklamıştı.Söylediğine göre; 1 hafta içinde Raccon City? de bulunan araştırma merkezinden geliştirilmiş bir T-Virüs numunesi gelecekti.Şimdi progenitör ile zor uğraşırken, T-Virüs? ü nasıl kontrol edecektik.Peki bu virüs denekler üzerinden kullanıldığı zaman olumlu bir sonuç verecek miydi; yoksa bu kadar uzun zamanda ve zor koşullar altında meydana getirmek için uğraştığımız denekler kullanılmaz hale mi gelecekti (yani burada ölmekten kastediliyor.)
27.05.1997
Köpeklere, T-Virüsü aldıktan sonra çok olumlu gelişim gösterdiler.Evrim süreci inanılmaz bir süratle gerçekleşiyordu.Bu deneklerin daha fazla gelişebileceğini sanmıyordum.Ama kesinlikle geliştiler ve zapt edilmeleri, progenitöre göre daha fazla zorlaştı.Buna karşın bir önlem alınması şart.Yoksa yakında yaklaşılmayacak kadar tehlikeli olacaklar.
30.05.1997
Bu isteğimi Haggins ile yaptığımız bir toplantıda gündeme getirdim.Ama Haggins istediğim cevabı vermedi, aksine çok çılgınca bir emir verdi.İçten içe bir fikir olmasını isterdim.Ama anlamadığımı söyleyince, üstüne basa basa emir olduğunu tekrarladı.Aslında toplantıdan sonra düşünmeye vakit bulduğum zaman gerçektende mantıklı gibi geliyordu.Çünkü bu tesiste onlara bir yer bulmak imkânsızdı.Her şeyden önce kendi güvenliğimizi sağlamamız ayrı bir sorundu.Bu durumda en iyisi, Haggins? in de dediği gibi; denekleri tesis dışına, dağa sürmekti.Baştan bakıldığında kesinlikle çılgın bir fikir gibi görünüyordu.Fakat onlara karşı çok iyi bir gözlem olabilirdi.Bunun yanında Haggins? in başka bir fikri daha vardı.Deneklerin, dış ortama uyum sağlayıp sağlayamayacaklarını belirlemek istiyordu.Haggins dışardan deli gibi görünse de, kesinlikle kıvrak bir zekaya sahipti.
DENEKLER DAĞA SÜRÜLDÜKTEN SONRA BAŞ RAŞTIRMACI ANTHONY HAGGİNS TARAFINDAN BU RAPORLARIN TUTULMASI YASAKLANMIŞTIR?
Mikhail olduğu yerde oturarak kendine gelmeye çalışıyordu.Bir kabusun içine ustaca sürüklenmişti.Sadece kendisi değil, bütün askerler.Belki de kendileri dışında binlerce insan Umbrella? nın hain tuzaklarına düşmüşlerdi.Mikhail tamamen Umbrella? non pençesinden kurtulamayacağını anlamıştı.Sadece kendisi değil, kendi adamları da asla kurtulamayacaktı.Umbrella? nın, bu askerleri satın aldıklarında hedefledikleri tek şey canlı yemden ibaretti.Tabii çaresiz kaldıklarında da mutlaka U.B.C.S birimini öne sürerek, yine bu askerleri defa edecekti.Herhangi bir saldırı yada bir yaratığın durdurmak için göreve gönderilebilirlerdi.Mikhail, Umbrella? ya lanet okuyarak koltuktan kalktı ve dosyayı almış olduğu yere fırlattı.Mikhail mantığını tamamen kaybetmişti.Bulunduğu yerden hemen çıkarak meyhaneye dönmesi gerektiğini çoktan unutmuştu.Sinirlerine hakim olamıyordu ve gerektiğinden fazla yüksek bir sesle yürüyordu.Mikhail? in aklını başına getiren şey dışardan duyduğu insan sesleriydi.Mikhail biranda nerede olduğunu ve ne yaptığını hatırladı.Kısa süreli bir paniğe kapılmıştı.Burada çok fazla zaman geçirmişti ve şimdi dışarıda birkaç kişi onu yakalamak üzereydi.Mikhail çok kısa zamanda kendini toparlayarak eski soğukkanlılığını yakalamayı başardı.Yumuşak adımlarla kapının yanına gitti.Sırtını duvara yaslayarak kulağını dışarıdaki kişilerin konuştuklarına kabarttı:
?Peki efendim bu ölülere ne yapmamızı önerirsiniz? Çünkü böyle kaldıkları zaman nasıl bir sonuç ile karşılaşacağımızı bilmiyoruz.T-Virüs taşıyıcı bir özelliğe sahip, ya başka bir canlıya bulaştırıldığında da bu taşıyıcılık aktarılırsa? O halde bunlar yaşan ölü haline gelebilirler. ? dedi kaygıyla bir adam sesi.
?Ah Gerard! Lütfen böyle cümleler kurarak beni endişelendirmeye çalışma.Ama şunu belirtmeliyim ki zekana saygı duyuyorum.? Dedi kalın sesli olan diğer adam.Bir süre sonra devam etti, ?Hayır gerçekten, saygı duyuyorum.Çünkü bunlar hakkındaki tahminlerin birebir doğru.Seni takdir etmem lazım, sevgili yardımcım.Yalnız soru seven biri olduğunu biliyorum.Bu yüzden sen bir şey sormadan izin ver de her şeyi açıklayabileyim.Seninde demiş olduğun gibi bu zavallı ölü askerler kısa süre sonra birer yaşayan ölü haline gelecek.Yalnız benim tabirimle çok verimli denekler haline gelecekler.Sanırım fark etmişsindir T-Virüs bize çok geç geldi.Bu süre içerisinde Arclay Araştırma Tesisinde zaten bu virüsler test ediliyordu ve biliyor musun biz insan deneylerine geçmek için çok bekledik.Hayır hayır gerçekten çok bekledik.William Birkin daha en başında insan deneylerine başlamıştı.Şimdi sıra bizde Gerard! Onları geri bırakabilecek güç bizde! Çünkü Birkin, saf T-Virüsü insanlar üzerinde denemişti.Fakat biz tam tersine evrime uğramış deneklerimiz ile bulaştırmayı tercih ettik.Büyük olasılıkla istediğimiz başarıya ulşacağız.Birkin tabii ki zavallı çabaları ile beni engellemeye çalıştı.Ah zavallı acemi? Kesinlikle işini bilemiyor.O, T-Virüs hakkında yaptıklarını ve tüm gelişimleri saklamaya çalışıyordu.Tabii benden ve diğer araştırmacılardan.Çünkü bu virüsü kendi buluşu ve geliştirilecek bir araç olarak görüyordu.Eh, sonuçta birçok kişide işeye yaradı.Fakat bende yaramadı.Ben içeriye nasıl sızacağımı iyi bildim ve virüs hakkındaki istediğim tüm bilgilere sahip oldum.Bunlar doğrultusunda artık yeni deneklerimizi yapmış olduk.Artık güç Birkin? in elinde değil.Bizim elimizde.Bunu kendi tesislerimizde geliştirip Umbrella yönetimine sunduğumuzda bize bahşedilen ödülü düşünemiyorum bile?? dedi kalın sesli adam ve Mikhail kulak kabartmaya ara verdi.Mikhail, bu kişilerin kim olduğunu anlamıştı.Gerard, raporları yazan kişiydi.Kalın sesli adam ise; Anthony Haggins denilen araştırmacıdan başka biri değildi.
Mikhail, bu kapıya doğru geldiklerini ayak seslerinden anlayarak, seri bir şekilde kapının açılacağı tarafın arkasına geçti.Adamlardan biri kapıyı açarak içeri girdi, diğeri de hemen arkasından geldi.Mikhail, kapı sayesinde kendini gizlemeyi başarmıştı.Bu adamları etkisiz hale getirmeden buradan çıkmasına imkân yoktu.Bu yüzden bu iki Umbrella çalışanını geçici süre etkisiz hale getirmesi gerekiyordu.Mikhail sol elini yumruk haline getirdi ve sağ eliyle yumruğunu kavradı.Bu sayede sol elinden destek alarak ani bir şekilde dirseği ile daha sert bir darbe indirebilecekti.Mikhail uygun bir anı kolluyordu.Tam o sırada ; ?Efendim bir dakika galiba ambar kapısını açık unuttum hemen kapatıp geliyorum.? Dedi.Mikhail? in istediği fırsat eline geçmişti.Haggins cevap vermeye hazırlanırken Mikhail kapıyı Haggins? in yüzüne sertçe çarptı.Haggins daha ne olduğunu anlayamadan Mikhail, dirseği ile sertçe boyun bölgesine bir darbe indirdi.Haggisn etkisiz hale gelmiş şekilde yere yığılmıştı.Gerard ne olduğunun farkına varmamış gibiydi.Anlaşılan Haggisn sık sık kapıya sert kullanan biriydi.Mikhail sessizce kapıdan çıkarak hemen duvar kenarındaki karanlığa büründü.Gerardi odaya geri dönerken, Mikhail, hemen onun arkasına geçerek yakından takip etmeye başladı.Bacaklarını bükerek yavaş adımlarla Gerard? ın hemen arkasından geliyordu.Gerard kapıdan girip, Haggins? in yerde olduğunu görünce ani bir refleks ile arkasını döndü.Mikhail bunu bekliyordu, bu yüzden Mikhail? de aynı şekilde görünmeden Gerard? ın arkasına ustaca geçmeyi başarmıştı.Mikhail doğrularak biraz geri çekildi.Ayağını, Gerard? ın sırt bölgesinde havaya kaldırarak aniden kürek kemiğine güçlü bir şekilde tekme attı.Gerard ileri doğru seğirterek dengesini kaybetti.Mikhail bundan yararlanarak elinin yan tarafı ile Gerard? ın boynuna gerektiğinde çok daha sert bir darbe indirdi.Mikhail biran kaygıya kapılarak Gerard? ın önüne çömeldi ve boynunu kontrol etti.Şah damarı hâlâ atar durumdaydı, pek bir şey yok gibiydi.En fazla boyunda zedelenme meydana gelebilirdi.Mikhail rahatlayarak hemen ambardan çıkmak için harekete geçti.Hızlı ve aceleci adımlarla ambar kapısının önüne geldi.Mikhail kapıyı açmak yerine, kapı kolunu hafifçe oynattı.Bir yanda da Maximillian? ın bunu görmesini umuyordu.Maximillian kapı kolunun hareket ettiğini anlayınca hemen durumu kavradı.Hemen etrafında biri var mı dite göz gezdirmeye başlamıştı ki; iki masa uzağından sarhoş olmuş bir grup ayağa kalkmış ambar tarafından ilerliyordu.Maximillian hemen ileri atılarak; ?Hey! Antwone nereye gidiyorsunuz ?? diye sordu.
?Sen miydin Max.? Dedi Antwone denilen adam sarhoş bir sesle.?Kafayı çektikten sonra en çok gidilen yer nereyse oraya gidiyoruz.? Dedi, diğer arkadaşları ile gevrek gevrek gülerek.Maximillian? da yüzüne sahte bir tebessüm yerleştirerek gidişlerini izledi ve Mikhail? e haber vermek istercesine ayağını sertçe yere sürttü.Mikhail durumu anlayarak kapıyı yavaşça araladı ve Maximillian? ın çok iyi bir hesap yaptığını gördü.Hemen çıkacağı yerin önünde hiçbir şey belli etmeden bekliyordu.Mikhail içinden, adamını takdir ederek Maximillian? ın uzun boyunu avantaj olarak kullanarak arkasına saklandı.Maximillian? ın duyacağı kadar yükseklikte bir sesle parmaklarını şaklatarak işaret verdi.Maximillian bunu anlayarak orantılı adımlarla yakınlarında bulunan gölgeli bir alana yürümeye başladı.Bu sırada Mikhail adımlarını, Maximillian? ın adımlarına uydurarak kimseye gözükmeden ilerliyordu.En sonunda Mikhail, Maximillian? ın yardımıyla gölgeler içinde bulunan köşeye ulaşmıştı.Mikhail gölgeli alanın içine dalarak kısık bir sesle;
?Teşekkür ederim, Maximillian.Sanırım sana hayatımı borçlu sayabilirim.? dedi.Maximillian, Mikhail? in yanındaki boş duvara yaslanarak; ?Size yarım edebildiğim için mutluyum efendim.Önceden bizi, hep zor durumlardan siz kurtarmıştınız.Ben sadece borcumu ödemiş sayılır.? Dedi ciddi bir sesle ve devam etti; ?Efendim, bana düşmez ama orada ne buldunuz ve içeriye iki tene adamın girdiğini gördüm.Onlardan nasıl kurtulmayı başardınız?? diye sordu.
Mikhail biraz bekleyerek kısa bir cevap verdi; ?Maximillian, eğer bana kırılmazsan bu meseleyi geri döndüğümüzde anlatmak istiyorum.? dedi Mikhail ve ekledi; ?Hepinize?
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 13:
Mikhail, geçirdiği olaylardan ötürü bitkin düşmüş bir şekilde helikopterin oturaklarından birine tüm ağırlığını vererek oturmuştu.Dağda ve ambarda yaşadıklarını düşünürken yorgun göz kapakları yavaş yavaş kapanmaya başlıyordu.Acaba bundan sonra neler olacak diye kendi kendine sordu Mikhail ve kendini helikopterin bir beşiği salladığı gibi tatlı sarsıntısında huzursuzca uykuya daldı.
1,5 saat sonra:
Bu gece yolculuğu öncekilerine kıyasla daha uzun sürmüştü.Mikhail ve adamlarının bulunduğu helikopter ana merkeze iniş yaptığı zaman Mikhail, adamlarının kendisine seslenmesiyle uykusundan uyanarak buğulu gözlerle etrafını süzdü.
?Eve geri döndük efendim.? Dedi Cheslav.
?Bu, ev olarak neyi kastettiğine bağlı, Cheslav? dedi İlbey.Anlaşılan o da biraz kestirmişti ve helikopter iniş yapmadan kısa bir süre önce uyanmış gibi görünüyordu.
?Ben, dinlenebildiğim, rahat bir uyku alabildiğim, istediğim gibi beslendiğim yere evim derim, yoldaş.? Dedi Cheslav sırıtarak.
?Evet galiba bende onu kastetmiştim Cheslav, ama burası ?evim? diyebileceğimiz bir yer olarak bana göre çok uzak.? dedi İlbey ve Cheslav? ın omzuna sert bir tokat indirdi.Hemen ardından ?Yoldaş? diye ekledi.Bu sırada bir yandan da gülerek Cheslav? dan kendini korumaya çalışıyordu.
?Kısasa kısas biliyorsun, buraya gel de hakkımı alayım.? Dedi Cheslav yumruğunu tehdit edercesine havada sallayarak.
?Biz kardeş sayılırız, bana vuracak değilsin sanırım.? Dedi İlbey uzaktan alay edercesine.
?Evet zaten kardeş olduğumuz için, seni sakat bırakmayacağımdan emin olabilirsin.? Dedi Cheslav ve aniden hamle yaparak İlbey? i yakalamaya çalıştı.
?Tamam tamam özür dilerim Cheslav gerçekten şaka yapmaya çalışıyordum.Hem yeni uyanmış olan sen değildin.Bu kadar alınmaman gerekirdi.? Dedi İlbey ciddiyetli bir tavır takınmaya çalışarak.
?Madem öyle, yalnız hiç beklemediğim biranda intikamımı alacağım.Bunu bilesin İlbey.? Dedi Cheslav şaka ve kızgınlık karışımı bir sesle.
?Her zaman arkamı koruyacağım merak etme.Bu arada dilersen seninde arkanı korumaktan şeref duyarım.? Dedi İlbey şakasını devam ettirerek.
?İlbey saat sabahın 3? ü ve gerçekten şansını zorlamaya başladın.Çünkü hepimizi biliyoruz ki daima senin arkanı ben korurum.? Dedi Cheslav, İlbey? in şakasına karşılık şaka yaparak.
?Ah! Tamam her neyse? Beni kendi silahımla vurdun Cheslav, akıllıcaydı.? Dedi İlbey yenilgisini kabullenerek.
Bu durumlarda Mikhail? de bazen söze karışarak diyalogları uzatıp daha eğlenceli hale getirirdi.Ama o sırada yorgun ve düşünceleri çok yoğundu.Biranda birden fazla şey düşünüyordu.Tek istediği yatağına uzanarak üstündeki yorgunluğu, sabahleyin uyandığı zaman yorganını üstünden attığı gibi atmaktı.Adamlarına birer birer iyi geceler diledikten sonra kendi odasına çekildi ve uzun bir uyku çekmeye kendine söz vererek yatağına uzandı.
Öğleye doğru 11:
Mikhail gerinerek yatağından kalktı, kollarını hareket ettirerek kaslarını açmaya çalıştı.Yatağından doğrularak banyoya gitti ve yüzüne su çarparak kendine gelmek için uğraştı.Bir yandan da Haggins ile Gerard? a ne olduğunu düşünüyordu.Mikhail odasından dışarı çıkıp, geç kalmış kahvaltısını yapmak için yemekhanenin yolunu tuttuğunda; Gerard ve Haggins? in iyi olduğu hakkında haberler aldı.Meyhanede bulunan hiçbir askerden şüphelenilmemişti.Anlaşıldığı kadarıyla askerlerin böyle bir şeye cesaret edemeyeceğini düşünüyorlardı.Kendi bakış açılarından bakılırsa kısmen haklıydılar.Haggins, bu olayı yapanın diğer araştırma laboratuarlarından; fikirlerini çalmak gönderilmiş casuslar olduğunu düşünüyordu.Mikhail, yaşananlardan bu kadar kolay sıyrılabildiği için şükrediyordu.Artık bu mesele kapanmış sayılırdı.
Mikhail yemeği yedikten sonra, alışkanlık haline gelmiş olan; bahçeye yürüyüşüne başlamıştı.Mikhail? in sık sık çığlıklar duyduğu binadan şu sıralar hiçbir yaşam belirtisi görülmüyordu.Ara sıra birkaç Umbrella çalışanı giriş kapısından ya giriyor ya da dışarı çıkıyordu.Mikhail, Umbrella hakkında çok fazla şey öğrenmişti.Ama yinede bu kadar yakınlarında bulunun bu binada neler döndüğünü her zaman merak etmişti.Mikhail, adamlarına tüm olanları anlattıktan sonra, binaya girmek için planlar yapma kararı almıştı.
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 14:
2 Hafta Sonra Akşam 21:30
Yavaş yavaş solmaya yüz tutmuş çimenlerin üzerinden asker botu giymiş biri sessiz ve kısa adımlarla ilerliyordu.Ara sıra arkasına bakarak yalnız olduğundan emin oluyordu.Gideceği yere yaklaştığı zaman yere iyice çömelip daha az ses çıkartmaya çabalayarak ilerlemeye başlamıştı.Nefes alıp verdiği havayı iyi değerlendirerek kendini dinç tutuyordu.Bu sayede heyecandan yada stresten dolayı herhangi bir krampa karşı hazırlıklı olabilirdi.Gideceği yeri ve gittiği yerde ne yapacağını aklında güçlü temellere oturtarak planlamıştı.Kısa bir ilerleyişten sonra hedefini iyi gören geniş göveli bir kestane ağacının gövdesine sırtını dayayarak saatine baktı.Gözlemlerine göre hedefinden her zaman akşamleyin saat on sıralarında bir Umbrella çalışanı çıkarak ana merkezde personel harici girilmesi yasak bir yerden tesisleri için besin ihtiyaçlarını karşılıyordu.Bunları düşünen kişi zamanın daha gelmemesinden dolayı sırtını güven verircesine kestane ağacının gövdesine daha rahat ettirecek şekilde yerleştirdikten sonra düşünmeye karar verdi.Bundan 1 hafta öncesini düşünmeye karar verdi.Aslında 1 hafta öncesine kadar çok fazla önemli şey yaşamamıştı.Ne büyük bir macera nede kötü bir şey olmamıştı.Ama bunların yanında ana merkezin çok yakınında bulunan Umbrella tesisinin içerisine nasıl sızacağı konusunda planlar yapmıştı ve bu planlardan önce çok güvendiği adamlarına Umbrella hakkında tüm bildiklerini anlatmıştı.Bu karışık düşüncelere sahip kişi; hayatının boş zamanlarının büyük bölümünü düşünerek geçirmiş olan Mikhail Victor idi. Kendine göre; üzerinde çok düşünülmemiş bir plan yapmıştı.Gayet basit ve anlaşılırdı.Fakat planın, başarı oranı fazlaca yüksekti.Belki planı basit olabilirdi.Ancak kesinlikle detayları kendi kendine düşünülmüş ve yapılacakları belli olan bir plandı.Bunlarda Mikhail? in istediklerini yerine getirecek türden bir planın gereksinimlerinden ibaretti.Her şeyden önce yapılan planın üzerinde durulmamasında en büyük etken Umbrella? nın mantığından kaynaklanıyordu.Umbrella kendi bakış açısından muhakkak haklıydı.Çünkü hiçbir askerin, tesislerine girebileceğini hesap etmemişti, işte bu yüzden tesisinde aşırı bir güvenlik önlemi almaya gerek duymamıştı.Yalnız, Mikhail diğer askerlerin tam tersine bu tesisin içine girmek için özel bir istek duyuyordu.Mikhail? in planı yalnızca içeri girene kadar geçerli olacaktı.İçeri girdikten sonra ise; tamamen kendi hislerine güvenerek hareket etmeyi düşünüyordu.Çünkü içini bilmediği bir yer için nasıl bir yol izleyebilirdi ki? Bir kağıt üzerinde çizmek istese çizemezdi, düşünmek istese belki kurgulayabilirdi, fakat gerçeği ile ne kadar gerçekçi olabilirdi ki? Bu yüzden Mikhail en doğru kararı vermişti.Asıl tesis içini; hayal etmeye yada çizmeye çalışsa içeri bile giremeyebilirdi.İçeri girse bile; kurguladığı gibi bir mekan bulamadığı için her kapıda bir belirsizlik yaşayabilirdi.Mikhail ne kadar basit bir plan kurmuş gibi görünse de, aslına bakılırsa daha doğru bir tarifle; kısa zamanda yapılmış çok iyi bir plan denilebilirdi.Dışardan basit bir plan görünse bile, planın parçalarını açtıkça anlamı daha iyi kavranabiliyordu.
Mikhail aniden duygularından arınarak vaktin gelip gelmediğini anlamak için sol kolundaki gümüş işleme saatine baktı.Neredeyse zaman geldi sayılırdı.Mikhail, kendini kestane ağacının gövdesinden doğrultarak tesisten Umbrella çalışanının çıkıp çıkmadığını gözlemeye koyuldu.Kısa bir zaman sonra Umbrella çalışanı kapıda görüldü.Yavaş yavaş merdivenlerden aşağıya inmeye koyuldu.Mikhail, hedefinin sürekli bu kestane ağacının yanından geçtiğini biliyordu.Bu yüzden ağacın saat dokuz yönüne doğru hareket ederek kendini gizledi.Çalışan ağır hareket ederek ilerliyordu, sanki Mikhail? in kestane ağacının orada olduğunu biliyormuş gibiydi..Ağacın yanına yaklaştığı zaman Mikhail yerde sürünecek şekilde vaziyet aldı..Gece karanlığının da yardımıyla Umbrella çalışanın biraz sonra geçeceği yere doğru süründü.Umbrella çalışanın geçeceğe yöne doğru ayaklarını uzatarak sırtüstü yattı.Mikhail, hedefini tam anlamıyla göremiyordu, bu yüzden elleriyle topraktan destek alarak gövdesini biraz doğrulttu.Hedefi tamamen yaklaştığı zaman, Mikhail kendini hissettirmemek için uzun bir soluk alarak nefesini tuttu.Sağ ayağını gövdesine doğru tamamen çekti ve o geldiği anda geri çekmiş olduğu sağ ayağını, seri bir şekilde Umbrella çalışanının kaval kemiğine indirdi.Umbrella çalışanı ne olduğunu anlayamadan aldığı darbeyle yere diz üstü çöktü.Mikhail, yine sağ ayağını bir darbe indirmek için hazırlıyordu.Yana doğru yuvarlanarak ayakkabısının burnuyla, çalışanın yüzüne sert bir tekme attı.Umbrella çalışanı, acı ile yere düştü ve ağzından akan kanı tükürmeye çalıştı.Mikhail, aceleyle ayağa kalkarak, onun yanına gitti.Daha fazla acı çektirmemek için işaret ve orta parmağı ile çalışanın şakağına sağlamca vurdu.Umbrella çalışanı artık bayılmıştı, Mikhail bunu kimsenin görmemesine garantiye almak için kestane ağacının yanına sürükledi.Görülmeyecek şekilde ağacın ters tarafına uygunca yerleştirdikten sonra tesise girmek için yürümeye başladı?
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 15:
Mikhail, giriş kapısının önüne geldiği zaman içeri girmek ve dışarı çıkmak için personel izni gerektiğini fark etti.Mikhail biraz düşünerek bunu personel iznini nasıl sağlayacağını düşünüyordu.Fakat daha sonra çaprazında bulunan giriş kapısına sonradan eklenmiş küçük bir alet Mikhail? in ilgini çekti.Mikhail buna yaklaşarak incelemeye koyuldu ve ne yapması gerektiğini hemen anladı.Personel izni sadece önlem amaçlı bir kelime oyunuydu.Asıl denilmek istesen personel girişiydi ve sonradan eklenmiş bu okuyucuda her personele ait nesneleri tanımlayıp doğrulamak için vardı.Mikhail bundan on beş dakika öncesine tüm ayrıntısına kadar düşünmeye başladı.Bilakis, Umbrella çalışanını gözetlediği zamanı.Bu adam mutlaka giriş kapısının yakınındayken bir doğrulama gerçekleşmişti, ama nasıl başarmıştı bunu.Asıl Mikhail? in aklına olan buydu.Mikhail mermer zemin üstünde volta atarken aklına aniden; girişi sağlayabilecek nesne ile ilgili bir şey geldi.Aslında Umbrella çalışanı çok açık bir şekilde, giriş kapısının önünde uzun zaman geçirmişti.Hatta Mikhail? in kendisi bile bundan sıkılmış ve bir süre gözlemeyi bıraktığını hatırlıyordu.Bunu nasıl unutabilmişti anlayamıyordu yada bu hatırlamak ile ilgili değil, bunu önceden nasıl düşünemediğine kızıyordu.Mikhail gizliliğe önem vermeden koşar adımlarla bayıltmış olduğu Umbrella çalışanının yanına gitti.Ceplerini karıştırarak herhangi bir şey arıyordu.Bir anahtar, bir kart? Fakat umduğu şeyleri bulamadı.Çalışanın ne yaptığını tam anlamıyla düşünerek biraz daha düşünmeye karar verdi.Sürekli sağ kolu ile uğraşmıştı, yinede; bu zaman geçirmek için bir oyalanma olabilirdi.Mikhail her türlü ihtimali değerlendirmek amacıyla, onun sağ koluna baktı.Bilek kısmında gümüşten yapılmış, süslü olmayan güzel bir saat vardı.Mikhail bu saati, çalışanın bileğinden çıkartarak yakından incelemeye karar verdi.Ellerini saatin ön yüzünde gezdirdi, gayet normal bir saat gibi görünüyordu.Arkasını çevirdiğinde ise; aslında aradığı nesnenin bu olduğunu fark etmişti.Ne kadar gariptir ki saatin hiçbir yerinde yapımcısına ait bir şekil yada yazı yoktu.Sadece saatin arka tarafına kabartılarak şöyle yazılmıştı:
?Umbrella? nın, değerli çalışanları için yaptırdığı özel bir; Umbrella malıdır.?
Mikhail? e aradığı nesnenin bu saat olduğunu fark ettiren kanıt bundan başka bir şey değildi.Mikhail tereddüt etmeden saati koluna takarak aceleyle giriş kapısının çaprazında personel girişini sağlayan okuyucunun yanına gitti.Mikhail tam olarak ne yapacağını bilmiyordu.Aynı zamanda yanlış bir hareket sonucu güvenlik sisteminin devreye girip girmeyeceği hakkında da şüpheleri vardı.Yeterince zaman kaybettiğini düşünerek pervasızca bileğini, okuyucuya doğru götürdü.Okuyucudan yansıyan ışık, saatin camına düştüğü zaman giriş kapısının camında küçük bir erken açıldı ve; ?Lütfen Bekleyiniz?? yazısı belirdi.
Bu Sırada Tesisin İçinde Güvenlik Departmanında:
?Affedersiniz efendim?? dedi boğazını temizleyerek sözüne devam etmeye hazırlanan kendini beğenmiş biri; ?Buraya bakabilir misiniz?? diye sordu.
?Bir dakika Raynold.? Dedi soru sorana karışı hitaben.Bu arada incelediği dokümanları masaya bırakıp ince kuplu kahve dolu bardağını eline alarak Raynold adlı çalışanın yanına gitti.?Ne olmuştu Raynold?? diye sordu merakla.
?Yeniden özür dilerim efendim, ama Stanley biraz önce çıkmasına rağmen şuanda tesise göre dönmüş gibi görünüyor.Acil bir durum olabilir düşüncesiyle bakmak isteyeceğinizi düşünmüştüm.? Dedi Raynold adlı çalışan.
?Hımmm? O halde kamerayı açıp bir bakalım.? Dedi güvenlik şefi.
Kamera açıldığı zaman; güvenlik şefi, Mikhail? i okuyucunun yanında bekler halde gördü.
?Sanırım bu adam, Stanley değil.Öyle değil mi?? dedi güvenlik şefi kaşlarını kaldırarak sorarcasına.
?Kesinlikle değil efendim.? dedi Raynold iyi bir şey yakaladığını anlayıp böbürlenircesine.
?Peki, bu adamın kim olduğu hakkında bir tahminin var mı?? dedi güvenlik şefi Raynold ekrana doğru yaklaştı ve sonrasında emin bir şekilde;
?Efendim, bu adam kesinlikle ana merkezde bulunan askerlerden.? dedi.
?Evet, galiba öyle.Ama Stanley? nin saati onda ne işeye yarıyor.? dedi güvenlik şefi kendi kendine düşünüyormuş gibi.?Her neyse, Stanley? e ne oldu bilmiyoruz.Fakat en sonunda ortaya çıkacaktır.Şimdi şu adama, tesise giriş izni ver.? dedi güvenlik şefi ciddi bir şekilde.
?Anlayamadım efendim?? dedi Raynold adlı çalışan duyduğuna inanamıyormuş gibi görünerek.
?Bu sıkıcı yerde, biraz eğlenmek bizimde hakkımız.? dedi güvenlik şefi pis pis gülerek.
Güvenlik şefinin ne demek istediğini anlayan Raynold, emri ikinci kez tekrarlamadı ve giriş iznini verdi.
BÖLÜM SONU
Dipnot: fark edildiyse Mikhail bazı hatalarda bulundu ve aslına bakılırsa genellikle hiç hatalarda bulunmamıştı.Mikhail kesinlikle Umbrella? yı hafife almadı.Çünkü birinci gözden, Umbrella? nın vahşetine o tanık olmuştu nede olsa.Ama Mikhail? in hatası şundan kaynaklanıyordu.Umbrella? nın bu tesisin basit bir güvenlik sistemi olduğunu düşünüyordu.Yalnız bunda haksızda sayılmaz.Çünkü bu tesis, diğer Umbrella tesislerine göre çok daha az bir savunmaya sahip.Fakat Umbrella? nın az deme tabirini daha sonraki bölümde göreceğiz inşallah
-
BÖLÜM 16:
Mikhail, bu kadar uzun süre boyunca beklediği için bir şeylerin ters gittiğini düşünmeye başlamıştı.Fakat tam bu düşünce içerisindeyken giriş izni verildi ve camdan kapı kendiliğinden açıldı.Mikhail içeri adımını atıp etrafına bakarken, giriş kapısı yavaş ve ses çıkarmadan arkasından kapandı.Mikhail? in attığı her adımda çevresini dinleyerek etrafta kimsenin olup olmadığını anlamaya çalışıyordu.Sanki Mikhail içeri girdiği andan itibaren kör olmuş gibiydi.Hiçbir şeye dikkat edemiyor ve etrafı inceleyemiyordu.Bir cisim tarafından çekiliyormuşçasına ilerliyordu.Belki de çok fazla oyalandığı için geç kaldığını düşünerek hızlı hareket etmek istiyordu.Mikhail eğer buna benzer bir şey hissediyorsa kesinlikle kendi bilincinden ve isteminden uzakta yapıyordu bunu.Artık etrafta yeni yeni oluşmaya başlayan sesleri de duymaz olmuştu.Sadece yürüyebilmeye odaklanmış gibiydi.Mikhail hareketlerinin farkındaydı, ama nedense içinde buna engel olabilme gücünü bulamıyordu.Çok kısa bir süre yürüdükten sonra sırtını duvara yaslayarak durmayı başarabildi.Derin bir nefes aldı ve bu kiki kez burnundan geri verdi.Gözlerini kapatarak toparlanmak için kendini zorladı.Nitekim faydası oldu ve yaşadığı şoktan az da olsa kurtulabilirdi.Hâlâ başı bulanıktı, eliyle duvardan destek alarak yürümeye başlamıştı.Etrafına bakara tek gidilecek yönün sola doğru bir dönüş olduğunu gördü.Ağırlığını, döneceği yerin köşesine verdiği zaman sola dönüşü gerçekleştirmiş oldu.Birkaç saniye boyunca Mikhail ne olduğunu kavrayamadı.Hemen ilerisinden gelen uzun ve sivri bir kurşun sol kolunu yaraladığı zaman beynine giden acı uyarısıyla tamamen kendine gelmişti.Mikhail, geri kazanmış olduğu reflekslerini kullanarak geriye atılıp bir sonraki kurşundan sıyrılmayı başarmıştı.Her zaman silahını koyduğu pantolonunun sağ diz kısmında bulunan ve beline kadar uzanan bölmeyi eliyle yokladı.Herhangi bir silah almayı hiç düşünmemişti.Aslına bakılırsa böyle bir savunmayla karşılaşacağını da hiç düşünmemişti.Mikhail duvarı kendine siper alarak iyice yere çömeldi.Niyeti kendine ateş eden şeylerin neye benzediklerini öğrenmekti.Çünkü iyice göremediği sırada bile insan olmadıklarından emindi.Zaten böyle bir eminin kolay kolay her silahtan çıkmayacağını tahmin ediyordu.Mikhail, başını yavaşça sola döndürdü ve köşeden yavaşça kendine doğru havada süzülerek gelen bir cisim olduğunu gördü.Metal bir elemente sahip gibiydi.Ya da titanyum? Çünkü Mikhail bir şeyin farkında varmıştı ki; Umbrella? nın en kötü düşüncesi, aslında normal düzeyde olarak en iyi anlamına geliyordu.Havada süzülen cisim, Mikhail? in, ona doğru uzanmış başını gördüğü anda harekete geçmeye hazırlandı.Mikhail tam zamanında başını geri çekere duvarın köşesini parçalayan kurşunlardan kurtulabilmişti.Nasıl olursa olsun kendini savunması için bir gereci yoktu.Mikhail? in, bu yüzden kaçmaktan başka hiç şansı kalmamıştı.Hiç zaman kaybetmeden arkasını döndü ve geldiği yönün ters istikametinde koşmaya başladı.Mikhail bir şeyden emindi ki oda girmiş olduğu kapsının kilitli olduğuydu.Mikhail bir yandan da etrafını dinleyip, gidebilecek bir yer bulmak amacıyla çevresini gözlüyordu.Mikhail koşarken, hemen arkasından yüksek sesler yankılanmaya başlamıştı.Anlaşılan bu cisim, Mikhail? in kaçtığını anlamıştı.Yalnız garip olan havada süzülen bir cismin nasıl olurda gerektiğinden bu kadar fazla ses çıkarabilmesiydi.Mikhail merakla arkasına baktığında eskiden havada süzülen cismin, zemine kadar uzanan iki tane sağlam ayağının çıkmış olduğunu gördü.Aynı zamanda cismin; sağ ve sol yanından olmak üzere birer tane kol çıktığını fark etti.Bacaklar dinamik bir şekilde koşmasını sağlarken, kollar ise sadece ateş etmek işlevli gibi görünüyordu.Mikhail aradaki mesafenin kapandığını anlayarak ciğerlerindeki nefesin yettiği kadar daha hızlı koşmaya çalışıyordu.Bu sırada arkasındaki şey, Mikhail? e karşı isabetsiz atışlarda bulunuyordu.Aslında çoğu kişiye karşın isabetli olabilirdi.Ama Mikhail sürekli yön değiştirerek koştuğu için sıyrılabiliyordu.Mikhail yavaşça tükenmeye başlamıştı.Durup mücadele etmek çok zordu.Fakat birden arkasından gelen yüksek ses azalmaya başlamıştı.Mikhail, cismin geride kaldığını anlayarak son bir çaba ile koşmaya devam etti.Vakit kaybetmeden sağa döndü ve karşısına çıkan mermer merdivenlerden yukarı çıkmaya koyuldu.Kaç kat çıktığı hakkında hiçbir fikri yoktu.O şeyden ne kadar uzaklaşabilirse o kadar güvende olabileceğini düşünüyordu.Uzun bir koridorun ortalarında durarak başını cilalanmış meşe ağacından yapılma bir kapıya dayadı.Kalp atışlarını düzenlemeye çalışarak derin nefesler alıyor ve iki seferde geri veriyordu.Bunu yaparken adrenalin seviyesinin düştüğünü ve başında çok hafif bir sızı oluştuğunu hissetti.Elleriyle destek alarak yere oturdu, bacaklarını yere uzatarak ellerini başının etrafına sardı.Hemen ardından yaralanmış kolundaki yaranın ne kadar ağır olduğunu görmek için, sol kolunu gözle görülebilecek hizaya getirdi.Koluna baktığı zaman, aslında yaralanmadığını fark etti.Sadece saatin bir kısmına zarar vermişti, bunu yaparken bileğini de ağır olmayacak şekilde sıyırmıştı.Ama Mikhail koluna ani bir acı saplandığını kesinlikle hatırlıyordu.Saati, kolundan çıkartmak için uğraştı, fakat boş bir çabadan başka bir işeye yaramadı.Sanki Mikhail? in koluna çivilenmiş gibiydi.Mikhail, saati çıkartmak için bir zorlamaya karar vermişti.Acıdan başka bir sonuç vermemesinden dolayı bundan vazgeçmeye karar verdi.Mikhail dinlenmeye başladığından itibaren mantıklı düşünme özelliğini yeniden kavrayabilmişti.Mikhail? in aklına birden saat ile ilgili bir varsayım gelmişti.Aslında bir varsayımdan çok, tamamen gerçekti.Mikhail? in bunu anlaması bile şuana kadar yaşadıklarından sonra gerçekten çok iyi bir başarı sayılabilirdi?
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 17:
Mikhail? in varsayımına göre; onun kafasını karıştıran ve düzgün düşünememesini sağlayan şey bu kolundaki saatti.Ama Mikhail kendi düşüncesini çürüttüğünü düşünüyordu.Çünkü saati ilk taktığından böyle bir şey olmamıştı, yinede tesisin içine girdiği zaman herhangi bir gazdan dolayı da böyle olabileceğini sanmıyordu.Mikhail aklın
daki, birbirinden kopmuş parçaları birleştirmek için yeniden derin düşüncelere daldı.Kısa bir düşünüşün ardından sanki kafasında bir cevap bulmuş gibiydi.Acaba Mikhail? in üzerindeki bu olumsuzluk giriş kapısındaki okuyucuda mı meydana gelmişti.Sonuçta her şey giriş kapısından girdikten sonra başlamıştı.Bu durumda kesinlikle güvenlik merkezi, onu fark etmişti.Yoksa bu makine benzeri cisimlerin her zaman devriye gezmediğinden emindi.?Sanırım, bu tesisin güveliğini hafife almışım.? Diye itiraf etti Mikhail kendi kendine.Ama daha sonra nasıl kendine gelebilmişti? İşte Mikhail? in asıl aklını kurcalayan buydu, belki aklına bir fikir gelir umuduyla saati incelemeye karar verdi.Saatin hasar görmüş tarafına uzunca bir süre baktı ve sonrasında aklındaki tüm parçaları birleştirmeyi başarabilmişti..O cisimler ile karşılaştığı zaman vurulduğunda zararın büyük bölümü saatte oluşmuştu.Anlaşıldığı kadarıyla saat, Mikhail? in sinirleri ile bir bağlantı oluşturmuştu ve aldığı hasardan dolayı bu sinir bağı kendi kendine kopmuştu.İşte bu yüzden Mikhail, kolundan vurulduğunu sanıp çok ağır bir yara aldığını hissetmişti.Aslında her şey okuyucunun, saati uyararak oluşan bir güvenlik mekanizmasıydı.Mikhail öfkelenerek saati daha güçlü çekmeye çalıştı, işeye yaramadığı bir gerçekti.Saati böyle çıkaramayacağını anlayan Mikhail, başka bir çözüm aramaya koyuldu.Saatin hasar görmüş bölümünde bir kablo karışıklığı vardı.Bir saate göre garip olduğu kesindi, sonuçta bir saatin, insan üzerinde böyle şeyler yapmasına da imkânsızlık gözüyle bakılabilirdi.Mikhail aniden bazı kabloların kopmuş olduğunu fark etti.Çılgınca bir fikre kapılarak tüm kabloları işlevsiz hale getirirse bu saatten kurtulabileceğini düşündü.Kısmen mantıklıydı.Çünkü Umbrella böyle durumlarda mantık düşünmekten yana değildi.Mikhail yerine başka biri olsa belki de kabloları işlevsiz hale getirmek aklına bile gelmeyebilirdi.Gelse bile buna cesaret edebilir miydi? Mikhail her türlü riski göze alarak, serçe parmağını kullanıp saatin içinde bulunan kabloları eliyle tutabileceği oranda çıkardı.Hemen ardından kabloları sertçe birbirinden kopardı.Birkaç saniye boyunca bir şey olmadı.Mikhail bir değişiklik olmasını bekliyordu, fakat hiçbir şey olmadı.Mikhail tam umutsuzluğu kapılmıştı ki saatin ön yüzünde bir şeyler belirdi.Mikhail hızlıca saati kaldırıp, ne olduğunu anlamaya çalıştı.Küçük harflerle:
?Kullanıcı tarafından imha izni verildi.Son 20 saniye? yazıyordu.Bunun yanında zamanın geçtiğini belirten bir göstergede vardı.Mikhail telâşa kapılmaktan ziyade mantıklıca saat ile ilgili daha ne yapabileceğini düşünüyordu..Aslında kabloları kopardığına göre saatin kendisiyle hiçbir bağı bulunmaması gerekiyordu.Bunu düşünen Mikhail elini seri kullanarak saati çıkarmayı başardı.Nitekim gerçekten başarılı olmuştu.Bu düşündüğü süre içerisinde 15 saniye geçmişti bile.Ama artık saten kurtulduğu için zor kısmı atlatmış sayılırdı.Elinde bulunan saati kendinden uzağa atarak her ihtimâle karşı kendine güvenli bir duvar seçti.Saat, büyük çapta patlama oluşturmamasına karşın geniş alana yayılabilen şiddetli bir ses meydana getirmişti.Mikhail içinden; ?İşte bunu beklemiyordum.? Dedi, Mikhail? in bunu demesinin nedeni; saatin çıkardığı yüksek ses nedeniyle kendi yerini belirtmişti ve daha bir dakika bile geçmeden makine benzeri cisimlerin çıkardığı seslerle yaklaşmış oldukları anlaşılabiliyordu.
10 Dakika Sonra:
Mikhail etrafı dinleyerek, ne kadar yaklaştıklarını anlamaya çalışıyordu.Aslında ne yapması gerektiği hakkında bir fikride yoktu.Bildiği bir şey vardı.O da; burada sabit durarak makine benzeri cisimleri beklemeyeceğiydi.Mikhail atik bir şekilde hareket ederek koşmaya başladı.Ne yazık ki bu düzenli koşuş çok sürmedi.Mikhail on saniye kadar koşmuştu ki; karşısına dört tane makine çıktı.Mikhail? i gördükleri anda ateş etmeye başladılar, ama Mikhail sağlam refleksleri sayesinde ters yöne dönmeyi başararak koşmaya başladı.Daha önce bulunduğu yeri geçerek, merdivenlere doğru gidiyordu.Fakat merdivenlerinde oradan bir tane geldiğini gördü.Daha makine fark edemeden Mikhail oradan uzaklaşıp sola döndü ve hiç bilmediği bir yere geldi.Bir asker, bilmediği bir savaş alanında asla başarılı olamazdı.Muhtemel oranda kaybetmeye mahkumdu.Ancak elinde teknolojik güç varsa başarılı olabilirdi.Şu anlık, Mikhail? in elde edemeyeceği bir şeydi.Biraz soluklanıp bunları düşündükten sonra yeniden koşmaya başladı.Mikhail ilerideki yukarı çıkan merdivenleri görebiliyordu.Tüm gücünü kullanarak daha hızlı koşmaya başladı ,artık düzenli nefes almıyordu, tüm nefesini koşarak merdivenlere koşmak için harcıyordu.Mikhail, her an başına bir şey gelebileceğini düşünüyordu.Çünkü büyük bir düzen eksiksizliği ile ilerliyordu.Mikhail? in hedefi ne buradan çıkmak, nede Umbrella hakkında önemli bilgilere ulaşmaktı.Şuanda tek hedefi merdivenlere ulaşarak yukarı çıkıp biraz nefeslenmekti.Bu sırada Mikhail daha ne olduğunu anlayamadan merdivenlerin sol çaprazındaki alandan 2 tane makine çıktı.Mikhail, kendini durdurmaya zorladı.Bunu yaparken dengesini kaybetti ve sert şekilde zemine düştü.Mikhail, adrenalin son hatlarında ayağa kalkarak peşinden gelen iki cisimden uzaklaşmak amacıyla bir kez daha geri geldiği yere doğru koşmaya başlamıştı.Yalnız bu sefer o kadar şanslı olmayacaktı.Çünkü diğer dört makinede, Mikhail? in gideceği yönden geliyordu.Mikhail bu sefer köşeye sıkışmıştı.Bu şeylerini, bilerek bunu yaptıklarına Mikhail kendi kendini inandırmayı başarmıştı.Aslında Mikhail haklıydı da, gerçektende Mikhail? i bu şekilde sıkıştırmayı düşünmüşlerdi.Umbrella kesinlikle işini iyi biliyordu.Mikhail? e karşıdan gelen dört makine iyice yaklaşmıştı,.Onları yaklaştıkça, Mikhail? de sistematik şekilde geri adım atıyordu.En sonunda Mikhail kapana kısıldığını ve kurtuluşu olmadığını anlayıp geri adım atmayı kesti.Arkasındaki iki makinede, onu hedefine yerleştirmişti.Mikhail, koşuşu yüzünden nefes almakta iyice zorlanıyordu ve bu durumdan kurtulmak için ciğerlerden fazlasına ihtiyaç vardı.Bu yüzden rahatlamaya çalıştı, kaslarını gevşetip, nefesini düzene sokmakla uğraşıyordu.Anlaşılan Mikhail, kendini ölüme iyice hazırlamıştı.Artık ölecekse bile rahat bir şekilde ölmek istiyordu.Bazı durumlarda ölümü kabullenmek iyidir, o zamanlarda ölüm ne kadar çabuk kabullenilirse çekilecek acı ve korku o kadar azalır.Sonuçta Mikhail? in gösterdiği de bir cesaret örneğiydi.Onun ölümden korkmaması?
BÖLÜM SONU
-
BÖLÜM 18:
Mikhail? in biran önce bir karar vermesi gerekiyordu.Gözleriyle etrafı tarayarak kaçabileceği bir alan aramaya başladı.Aslında o da kaçmanın veya saklamanın boşa olduğunu biliyordu.Çünkü kaçsa bile en sonunda nereye kadar gidebilirdi ki? Fakat Mikhail asla mücadele etmeden pes etmeyi düşünmüyordu.Mikhail umutsuzca çevreyi süzerken aklına bir fikir gelmişti.Sağ ve sol olmak üzere iki tane çıkmaz geçit vardı.Sağ taraftaki daha geniş görünüyordu, bir süre kendini koruması için idealdi.Muhakkak bu iki geçit; havalandırma yada buhar boruları gibi şeyler için ek olarak yapılmış yerlerdi.Mikhail hamle yapmadan beklemeye devam etti.Eş zamanlarda arkasındaki ve önündeki makinelere bakıp duruyordu.Eğer tahminleri tutarsa ilk hedefe sabitlenecek olanlar arkasında bulunan iki makineydi.Mikhail tahminlerini kuvvetlendirmek adına birkaç adım geri atarak arkadaki iki makineye yaklaştı.Mikhail, beklentilerinin üzerinde bir şans görmüştü.Bu iki makine, diğerlerinden farklı olarak sadece mermi ateşlemiyordu.Aksine çokta büyük olmayan güdümlü roket başlıkları da vardı.Mikhail, bu güdümlü roket başlıklarında herhangi bir şey görmemişti.Buna rağmen umutları hâlâ devam etmekteydi.Yinede güdümlü roketlerin, iki makinede bulunan başlıklar için bu denli küçük olduğuna inanmak mantıksızcaydı.Çünkü Mikhail, cephede karşılıklı savaşlarda güdümlü roketler kullandıklarını çok iyi hatırlıyordu.Gerek karadan havaya, gerekse havadan havaya olan füzeler her zaman büyük bir kütleye ve boyuta sahip olmuşlardı.Mikhail, başlıklara dikkatlice baktı, artık iki makinenin kendine kilitlenmiş olduğunu anlayabiliyordu.Biran için Mikhail? in umutları yıkılmıştı.?Bu makinelerde güdümlü roket yada benzeri bir şey yok!? diye düşündü Mikhail hayal kırıklığıyla.Sağ taraftaki geçit aralığına doğru hamle yapmak üzereydi ki güdümlü roketleri, başlıklara yerleşirken gördü.Mikhail sevinmesine rağmen hiçbir hareket göstermeden yerinde kalmayı başardı.Diğer dört makine, Mikhail? in çok yakınındaydılar.Ama sanki, güdümlü roketlere sahip makineler harekete geçmedikçe onlarda harekete geçmeyecek gibi görünüyorlardı.Mikhail, az bir zaman kaldığını düşünüyordu.Bu makineler avcı olarak yapılmışlardı.Bundan dolayı Mikhail? i sabit haldeyken avlamak istemiyorlardı.Mikhail kaçmaya başlayacağı zaman harekete geçeceklerdi.Mikhail elbette bunun farkına varmıştı.Bu kadar süre beklemesinin nedeni de bundan kaynaklanıyordu.Mikhail sağ tarafa doğru koşmaya hazırlanırken son anda büyük bir hata yapmaktan kurtuldu.Mikhail böyle bir hataya nasıl düşebileceğini anlayamayarak kendi kendine kızdı.Bunlar güdümlü roketler ise; (ki öyle olduğu kesindi) kesinlikle hedefin peşini bırakmayacak türdendirler.En azından Umbrella bu şekilde programlamış olmalıydı.Her şeyden önce güdümlü roketlerin bu kadar küçük olmasının nedeni de Umbrella? dan kaynaklanmaktaydı.Mikhail, güdümlü roketlerin bütün sırrını tam olarak olmasa bile çözdüğüne kanaat getirmişti.Ama her füze gibi bunları da yanıltmanın yolları olmalıydı.Mikhail daha fazla zamanının kalmadığını anlayarak biran önce planını uygulamaya karar verdi.Aniden sağ geçidin aksine sol geçide doğru yeltendi.Güdümlü rokete sahip makineler, onun hareket ettiğini algılayıp başlıkları ateşlediler.Mikhail, sol ayağını ters yönde çevirerek çevik bir şekilde geriye döndü, füzeler sandığından da yakınındaydı.Eğer koşarsa bu savaşı kaybedeceği apaçık ortadaydı.Mikhail, güdümlü roketlerin tam olarak nereden nereye olduğu hakkında bir fikri yoktu.Ancak hislerine güvenerek bu işi başarmalıydı.Roket güdümlü makineler bir bağlantısı olamadan havada bulunmaktaydı.Buna göre kısa menzilli olarak havadan havaya olabilirlerdi.Eğer bu şekilde ve kısa menzilliyse hedefe kilitlense bile, hedef yere paralel olarak temas etse güdümlü roketten kurtulmak ihtimali vardı.Mikhail ağırlığını ileriye doğru vererek; daha harekete geçmemiş olan dört makinenin bulunduğu tarafa atlamaya çalıştı.Nitekim başarılıda oldu.Güdümlü roketler, Mikhail? i en son gördükleri yere doğru takip yönlendiler.Mikhail, kendini hissettirmek amacıyla dört makinenin önünde biraz doğruldu.Bunu fark eden dört makine durumu algılayarak anında ateş etmeye başladılar.Mikhail, zamanlamayı çok iyi başararak yana doğru dengesiz dört tane takla attı.Dengesini duvardan sağlayarak hemen güdümlü roketlerin ne halde olduğuna baktı.Dört makinelinin ateşlediği uzun mermiler, güdümlü roketlere isabet etmiş gibi görünüyordu.Güdümlü roketler, aldıkları hasardan ötürü hedeflerini seçemiyorlardı.Mikhail? in planlamadığı bir şey oldu ve güdümlü roketler direk olarak dört makineliye isabet etti.Şiddetli bir patlama oluştu ve keskin şarapnel parçaları etrafa saçıldı.Üçgen benzeri bir şarapnel parçası; Mikhail? in karaciğerinin üst tarafına saplandı.Mikhail aldığı yaranın acısıyla dişlerini sıkarak kısık bir ses çıkardı.Bulunduğu yerde şarapnel parçasını zorlukla çıkararak hiç zaman kaybetmeden sağ geçidin nerede olduğuna baktı.Aldığı yara dışında şansı devam ediyor gibiydi.Sağ geçit alanı hemen 4 metre kadar uzağındaydı.Karaciğerinin üst bölümüne sıkıca sol elini bastırıp sağ eliyle de duvardan destek alarak ayağa kalktı ve yarım koşar halde sağ geçide ulaşmayı başardı?
BÖLÜM SONU
-
Ahanda 19. bölümü yayınladım en sonunda.Kesinlikle çok zor oldu.Ama üzerinde büyük emek harcadım.Bu bölüm bayağı bir uzun oldu.Ama öylede olmadı gerekiyordu... Buyrun okumak isteyen okusun:
BÖLÜM 19:
Küçük bir geçitte; yaralı hâlde oturan bir adam vardı.Kanayan yarasının üstüne ellerini bastırıyordu.Amacı; işeye yaramayacağını bilmesine karşın kanamasını durdurmaktı.Genellikle bu tür durumlarda yarasını önemsemeyen bir adamın kişiliğine sahipti.Onun için aldığı yaralar; sadece geçmişi hatırlamak için birer hatıraydı.Başını yukarı kaldırarak bir süre etrafı dikkatlice dinledikten sonra ellerini yarasının üstünden çekti.Beklediği şeyler, ya onu bulmakta gecikmişti yada hepsi yok olmuştu.Yaralı adam, buna ihtimal veremiyordu.Çünkü bu dar geçide girerken arkasından takip edildiğini hissetmişti.Elleriyle yerde destek alarak ayağa kalkmaya çalıştı.Fakat kolları, onu taşıyamayacak kadar güçsüz durumdaydı.Bu mekâna tamamen hazırlıklı olduğunu düşünerek girmişti.Görüldüğü kadarıyla, pekte hazırlı değilmiş.Seçimlerinin bedelini ödeyen bu adamın adı: Mikhail Victor idi.Aslında seçimlerinin yanlış olduğunu düşünmüyordu.Yalnızca bazı şeyleri geç görmüştü.Şimdi ise; görmesi gereken tek şey; aldığı yaraların ne kadar ciddi olduğuydu.Mikhail? de bunu anlamış olmalı ki durumun ciddiyetini tahmin etmek için gözleriyle yaralarını süzüyordu.Giydiği ceket sayesinde gövdesine saplanan şarapnel parçası çok fazla hasara neden olmamıştı.Kanayan yarası kısa sürede pıhtılaşarak kan kaybını önlemişti.Bu yaradan aldığı acı oldukça azdı.Sonuçta yaralardan gelen acılara alışık bir insandı.Onun asıl canını yakan şey; sağ bacağına saplanan başka bir şarapnel parçasıydı.Geçide girmek için sarf ettiği güç ve yoğun adrenalinden dolayı bacağındaki derin yarayı fark edememişti.Ancak geçitte soluklanmak için oturduğunda asıl yaranın gövdesinde değil, bacağında olduğunu anlamıştı.Şarapnel parçası çok derine saplanmış gibiydi.Mikhail şuan için onu çıkarmaya cesaret edemiyordu.Ayrıca bu parçayı çıkardığı anda bacağında engel olamayacağı bir kanama da meydan getirecekti.Böyle bir şeyin olmasını göze alamazdı.Yoluna, bacağındaki parça saplıyken devam etmek zorundaydı.Kalkmak için elleriyle yerden bir kez daha destek aldı.Ağırlığını sağ bacağının üstüne vermemeye çalışarak doğrulmak için yoğun bir gayret gösteriyordu.Sol bacağını bükerek ayağa kalkmaya hazırlanıyordu.Bir yandan da sağ elini yeni bir destek ararcasına duvara yasladı.En sonunda ağırlığını ileri vererek ayağa kalkabilmişti.Elinin yeniyle alnından akan soğuk terleri sildi ve sessizce soluk almaya çalışarak etrafını dinlemeye başlamıştı.Herhangi bir ses duyamıyordu, geçitten çıkmak için saklandığı kolondan sağ bacağını sürüklercesine çıktı.İlerlerken, çevresini dinlemeyi de ihmal etmiyordu.Fakat tek duyduğu şey; patlamanın etkisiyle çatlamış bir duvarın içinden gelen sızıntı sesiydi.Mikhail ani bir şekilde durdu ve biraz önce geçmiş olduğu duvara doğru baktı.Duvardaki çatlaklardan gerçektende bir şey sızmaktaydı.Duvarın önüne geri dönerek eliyle duvarı incelemeye başladı.Pek fazla dayanıklı gibi görünmüyordu.Mikhail dar geçitte geri çekilmeye çalışarak omzuyla sert ve yerinde bir darbeyle duvarı yokladı.Çatlamış duvarda bir hasar oluşmamış gibi görünüyordu.Mikhail, eliyle omzunu ovalarken duvara öylece bakıp düşünüyordu.?Belki bir umut? dedi kendi kendine belirsiz bir tebessümle.Duvarı yıkmak yapılacak ilk işti? Ne yazık ki; Mikhail? in bunun için pekte fazla gücü yoktu.Ama pes etmemekte kararlı görünüyordu.Duvardan önceki gibi birkaç adım geri çekildi ve gözleriyle çatlakların içini görmeye çalıştı.Sanki bakışları ile o duvarı yıkmak istiyordu.Mikhail daha fazla zaman kaybetmenin anlamsız olduğunu düşünerek bir omuz darbesi daha indirmek için hızlı adımlarla duvara hamle yapıyordu ki; darbeyi indirmeden duvarın küçük bir bölümü kendiliğinden yıkıntıya uğradı.Mikhail, bu şaşkınlıkla dengesini kaybederek biraz sendeledi ve kendini toparlayıp açılmış küçük yıkıntıya doğru baktı.Çok fazla şey göründüğü söylenemezdi, ancak Mikhail? in eli girecek kadar bir büyüklüğe sahip olduğu kesindi.Sağ elini yarım büker hâlde içeriye sokarak yıkılmamış duvarın yan tarafına doğru ilerletmeye başlamıştı.Bir yandan da elleri, sıcaklığı belli olmayan borulara değiyordu.Bir süre sonra ilerletmeyi bırakıp yarım büktüğü elini bir yumruk hâline getirdi.Çatlamış duvarın sağlamlığını sınamak için; birkaç kez yumruklarıyla hafifçe vurdu.Duvar çok fazla dayanıklı değildi, bu tür bir kuvvette bile yerinden oynayabiliyordu.Elini, duvarın içinden çıkarmadan kendine doğru çekerek duvara karşı bir baskı uyguladı ve bu baskıya dayanamayarak tamamen olmasa da büyük bir kısmı yıkıldı.Mikhail küçük yıkıntının üstünden geçerek üstünü silkeledi.Elleriyle havadaki tozu gidermeye çalışarak gözlerini kısıp merakla ne göreceğini tahmin etmeye çalıştı.Ama sadece yere doğru uzanan L şeklinde kalın bir boru vardı.Kalın borunun etrafında görülebilen 3 tane mandal takılarak duvarda kalıcı olması sağlanmıştı.Mikhail tüm umutsuzluğunu ağırlığıyla birlikte arkasındaki duvara yasladı.Kendi kendine sordu; ?Bu duvarın içinden ne bekliyordun Mikhail?? diye? Bu soruya cevap vermekte zorlanmıştı, gözlerini kapatıp başını yana doğru çevirerek duvara sürttü.Kısa bir süre içerisinde gözlerini yeniden açıp kalın boruyu daha fazla incelemeye başladı.Yere kadar uzanmasının dışında, sol tarafa doğru devam ediyordu.Bunu sağlayan şey ise; başka bir eklenmiş boru parçasıydı.Kalın borudan sızan şey; hiç kuşkusuz buhar idi.Mikhail boruya bakıp düşünmeye başlamıştı; ?Kalın ve dayanıklı bir boru gibi gözüküyor.Anlaşılan buharı direk taşıdığı için bu şekilde.O hâlde ana boru olmalı.Eğer tahminlerim doğruysa; buharı gerektiğinde kapatabilecek bir düzenek olmalı.? Mikhail yıkık duvarın sağ tarafına uzun bir süre baktı.Tek görebildiği kare şeklinde bir kutuydu.Merakla kutuya doğru yarım adımlar atarak karşısına geçti.Elini hiç tereddüt etmeden kutunun yukarı doğru çekilerek açılan koluna götürdü ve açtı.Kutunun içinde; sadece çevirmeli bir radyatör vanası vardı.Mikhail buna hiçbir anlam veremeyerek kendi kendine durumu açıklamaya çalışıyordu; ?Radyatör vanaları; genellikle termal görevlerde kullanılır, nasıl olurda bir buhar düzeneğini aktif etmesi beklenebilir ki.Bunun dışında Umbrella? nın kapsamlı donatılmış bir tesisinde buhar alış verişini devreye sokacak araç bu kadar basit olamaz.? Mikhail olduğu yerde bir süre kıpırdamadan durdu.Sonra fısıldayarak kendine inanmaz şekilde; ?Mutlaka mantıklı bir açıklaması olmak zorunda.Başıma gelenlerden sonra bunun yalnızca basit bir vana olduğuna inanamam!? dedi.Öylece bekledikten sonra kendini kaybettiğini anladı ve yeniden kendine gelmek için düşünmeye başladı.Fakat bu sefer boruları düşünmek yerine daha önemli olan bir şeyi düşünüyordu.Peşindeki makineler? Burada uzun bir süre geçirmişti ve onlardan biri bile bu geçidi kontrol etmeye gelmemişti.Mikhail, hepsinin yok olmadığını biliyordu.En azından iki tanesi hiç zarar görmemişti.Mikhail sessiz adımlarla geçidin çıkışına doğru ilerlemeye başlamıştı.Sakat ayağıyla da sürtmeden küçük adımlar atmaya çalışıyordu.Çıkışa az bir mesafe kalmıştı ki ya Mikhail kendiliğinden durdu, ya da vücudu kendi kendini kilitleyerek çıkışa gitmesini engellemişti.Mikhail hareket edemez hâlde kulak kabarttı.Makineler geçidin biz gerisindeydiler, bunu seslerinden anlayabiliyordu.Fakat kaç tane olduklarını söylemek zordu.Mikhail? in burada olduğunu mutlaka biliyorlardı.Mikhail? de bunun farkındaydı.Makineler, onu hemen öldürmek istemiyorlardı.Mikhail? i olduğunca geç öldürmeye gidecekleri zaman onu daha güçsüz bulacaklarını biliyorlardı.Mikhail geri geri çekilerek boruların olduğu yere döndü.Açmış olduğu kutunun yanına gidip elini vanaya doğru yaklaştırdı.?Bunu çevirsem de çevirmesem de öleceğim.Yani çok fazla şey kaybetmeyeceğim.? Dedi tebessüm ederek ve vanayı kavrayarak sağ tarafa çevirdi.Beklenmedik hiçbir şey olmamıştı, gayet yerinde olması gibi buhar gidişi engellenmişti.?Anladığım kadarıyla paranoyak oluyorum.? Dedi Mikhail ve kendiyle konuşarak devam etti; ?Aslında bu tür konuşmaları her zaman İlbey yapardı.Gâliba bu insanın doğasında var.Yakın kişilerin huyları bir şekilde birbirleriye bir süre sonra benzeşebiliyor.? Mikhail acele ederek üstündeki kalın iplikten yapılma hücum yeleğini çıkardı.Uzun adımlarla ana borunun yanına gitti ve L şeklinde kıvrıldığı yerden monte edilmiş ek boruyu döndürerek çıkarmaya çalıştı.Boş bir çaba olmasının yanında, onu oradan çıkarmanın imkânsız olmadığını Mikhail biliyordu.Kutunun olduğu yere giderek radyatörlü vanayı çok az buhar gelecek biçimde çevirdi.Ana borunun yanına giderek, ek parçanın birleştiği kısmı olabildiğince döndürmeye çalıştı.En sonunda buharında gücüyle biraz yerinden oynatabilmişti.Artık buharın ısısı yüzünden ellerliye yapabileceği bir şey kalmamıştı.Borular çift alaşımlı olabilirdi.Ancak boruların uç tarafları nedense bakırdan yapılmıştı.Yani ısıyı engelleyemezlerdi.Buharında gelmesini kesmek gibi bir olanakta yoktu.Çünkü ek parçayı çıkartmak için buharın gücüne ihtiyaç vardı.Mikhail, bir fikir üretmek için etrafına bakıyordu.Biraz gerisinde ileriye doğru yol alan iki tane boru vardı.Yükseklikleri, tavan ile aynı sayılırdı.Mikhail, bu borular sayesinde kendini yukarı çekip ayağı ile boruya vurabilirse ek parçayı yerinden çıkarabilirdi.Ama tek sorun olan şey; çok fazla geride olmasaydı.Zaten Mikhail? in ağırlığını kaldırabileceği de meçhuldü.Bu işlemi ayağı ile yapmak zorundaydı.Başka şekilde imkânsız denilebilirdi.Ellerini koruyacak bir şey olsa bile ne zamana kadar dayanabilirdi ki? Eğer sağ bacağı yaralı olmasaydı; bu boruyu sadece tekmeleyerek yerinden çıkarabilirdi.Fakat bacağının yaralı olması her şeyi değiştiriyordu.Sol ayağını kaldırıp boruya vurmaya çalışsa ağırlığı sağ bacağına gideceğinden kendini daha kötü bir duruma sokabilirdi.Mikhail çaresizlik ile düşünürken ellerini iki yana açıp geçidin duvarlarına yasladı.Geçit o kadar dardı ki Mikhail elleri; geçidin hem sağ duvarına hem de soluna yetişebiliyordu.Mikhail aniden bir şey fark etmişti.Belki borular, ağırlığını taşıyamazdı.Fakat duvarın taşıyabileceği muhakkaktı.Bunu denemek için ellerini sağlamca duvara yerleştirdi ve kendini yukarı çekmeye başladı.Ellerindeki kurumuş kan yüzünden biraz kaymalar meydana geliyordu.Mikhail gücünü yettiği kadarıyla kendini yukarı çektikten sonra daha fazla riske girmemek için yavaşça ağırlığını aşağıya vermeye başladı.İlk önce sol ayağının üzerine bastıktan sonra, sağ ayağını indirdi.İşeye yaradığını kendince kanıtlamıştı.Artık başarabileceğinden şüphesi yoktu.Sağ bacağı sağlam olmadığı için ana borunun sol tarafa bakan kısmına geçti.Sol bacağı ile yapacağı şeyler sınırlı olduğu için darbeyi ana boruya indirmek zorundaydı.Sağ taraftan ek parçaya darbe indirse bile bunu sol ayağı ile başaramazdı.Mikhail, ellerini duvarın iki yanına yerleştirmeden önce kurumuş kanı elinden temizlemeye çalıştı.Şimdi hazırdı? Ağırlığını vererek bir kez daha kendini yukarıya kaldırdı.Ellerinin önceki gibi kaymadığını fark ederek cesaretlendi ve bedenini geriye doğrultup ağırlığını ileriye doğru vererek sallanmaya çalıştı.Nitekim başarılıda oldu.Artık zamanı gelmişti.Mikhail ikinci sallanışında ellerini duvardan çekti.Tam istediği gibi sol bacağını ana boruya isabet ettirebilmişti.Yere düşerken de planladığı gibi yarım takla atıp sol bacağının üstüne düşerek olası zor bir durumu atlatmıştı.Derin bir nefes alıp rahatlamıştı ki yanında bulunan duvar Mikhail? in üzerine yıkıldı.Acıdan dolayı; yumruğunu, avucunun içine tırnakları girecek kadar sıkıyordu.Bağırmamak için sarf ettiği insan üstü çabadan sonra yumruğunu açtı ve elini serbest bırakarak bayıldı.Kısa bir süre sonra kendisine geldi ve doğrulmaya çalıştı.Ama doğrulamamıştı.Gözleriyle kendini kontrol ederek gövdesine düşmüş birkaç moloz parçasını üstünden attı.Bu sefer doğrulmayı başararak kendi kendine; ?En fazla 10 dakika kadar baygın kalmış olmalıyım.Eğer daha fazla olsaydı çoktan şoka girmiştim.? deyip rahatlamaya çalıştı.Bacaklarının üzerindeki yıkıntıyı fark ederek; vücudunu ileri gitmeye zorlayıp küçük yıkıntıyı temizlemeye çalıştı.Tüm moloz parçalarını kaldırdıktan sonra geriye doğru süründü ve sağ bacağını kontrol etmeye başladı.Eskiden pekte farklı görünmüyordu.Yalnızca daha fazla kan kaybetmiş gibiydi.Zorlukla ayağa kalkarak; ?Bir daha yere düşürsem kalkabileceğimden emin değilim.? diyip kendi kendine tebessüm etti.Bu yıkıntıya sebep olan; borular aklına geldi.Hemen ana borunun bulduğu yere gitti ve tüm bu çabalara değdiğini gördü.Ana boru yerinden çıkmıştı ve biraz buhar püskürüyordu.Mikhail, radyatörlü vananın yanına gidip buharı tamamen kapattı.Ana boruyu yeniden incelemeye başlamıştı.?Pekâlâ şimdi ne olacak? İstediğim şeyi yapmak için bu boruyu duvarın içinden çıkarmam lazım.Ama mandallar?? diyerek söylediklerini yarıda kesti.Çünkü borularla ilgili bir şey fark etmişti.Boruların, duvara monte edildiği doğruydu.Ama mandallar ile değil kelepçe sistemi ile monte edilmişti.Mikhail iyice yaklaşarak ellerini kelepçelerden birine götürdü.Herhangi bir vida izi yoktu, boruda yerinden oynamayacak kadar sağlam duruyordu.İki elinin baş parmakları dışında tüm parmaklarını kelepçe sisteminin iki yanına doğru yumuşak bir edayla bastırdı.Kelepçe otomatikman açılarak boruyu serbest bırakmıştı.Mikhail, bir gün doğumu daha göreceğine inanarak diğerlerine de aynı şeyi uyguladı.Kelepçelerin hepsini çıkartıp hücum yeleğinin üstüne koydu.Kuracağı düzenekte işeye yarayacağını düşünüyordu.Ana boru tamamen özgürce hareket edebilir hâle gelmişti.Tek eksikliği yere değmemesiydi.Bu sorun; Mikhail? in kuracağı düzenekte oldukça önemliydi.Mikhail, ana boruyu her detayına kadar iyice süzdü.Sonuç olarak borunun yukarıya doğru çıkarken izin kaybettirdiğini fark etti.Yani bu boru yukarı çıkıyordu ve yukarı çıkan her şey aşağıya da inebilirdi.Mikhail, borunun kaybolduğu yerin biraz altından tutarak aşağıya doğru çekmeye başladı.Boru biraz sallanmasına karşın istenilen sonuç elde edilememişti.Mikhail, ellerini arkada bağlayarak yarım adımlarla volta atmaya başladı.Boruya hitaben; ?Şunu bilmelisin ki son zamanlar inanamayacağım ve inanmak istemeyeceğim birçok şey yaşadım.Çok iyi olmasa bile hepsinin üstesinden gelmeyi başardım.Şimdi bana meydan okuyabileceğini düşünüyorsan, bir daha düşün! Çünkü seni aşağıya çekeceğim!? dedi.Bunu dediği anda da volta atmayı bırakıp ana boruyu önceki yerinden tutup tüm gücüyle bir kez daha çekti.Yukarıdan gelen bazı tok tıkırtılar oldu.Mikhail boruyu bırakıp geri çekildi ve ne olacağını tahmin etmeye çalıştı.Yukarıdan gelen ses iyice yaklaşmıştı.Duyulduğu kadarıyla; borulara çarparak geliyordu.En sonunda ana borunun kaybolduğu yere vurarak durdu.Mikhail, daha demin bulunduğu yere gitti ve ana borunun kaybolduğu yerdeki yarı dökülmüş sıvadan elini içeri soktu.Hemen parmaklarının yanındaydı cisim.Soğuk ve demirdendi.Mikhail, parmaklarını onun üzerinde gezdirerek ?Bu cisme daha önce dokunmuştum? diye düşündü.Eliyle cismin bir tarafından tutmaya çalışarak yarı dökülmüş sıvadan çıkarmaya çalıştı.Fakat Mikhail? in, cismi tuttuğu yer yana doğru genişlediği için çıkaramamıştı.Ancak elinin hareket edebileceği kadar genişlik vardı.Mikhail, elini cisimden çekerken yan taraflarının serbest hareket edebildiğini hissetti.Gözlerini kapadı ve borularla ilgili yaptığı her şeyi düşünmeye başlamıştı.Elini yarı dökülmüş sıvanın olduğu yerden çıkararak ana boru üzerinden aşağıya doğru gezdirdi bir şey sezinleyememişti.Kör bir eda ile hücum yeleğini kontrol etmeye başlamıştı ve o cisme benzer bir şeye dokunduğunu fark etti.Aynı soğuklukta ve aynı maddeden idi.Gözlerini açtığında kelepçelerden birine dokunduğunu gördü.Onlardan birini alarak ellerinde gezdirmeye başladı.Biraz önce ne olduğu anlamaya çalıştığı cisim kesinlikle bu kelepçelerden biriydi.Aynı zamanda hatırı sayılır bir yüksellikten düştüğü de kesindi.Mikhail bir şeyin farkına varmış olmalıydı ki hemen ana borunun yanına gitti.Milhail? e göre; yukarıdan düşen kelepçe ana borunun başındaki kelepçeydi.Buna göre; boruyu aşağıya doğru çekerse istediğine ulaşabilirdi.Elleriyle borunun iki yanından tutup bir kez daha güçlüce aşağıya doğru çekti.Yukarıdan zorlanma sesleri gelmesine karşın Mikhail? in istediği olmuştu.Artık ana borunun bir kısmı yere değiyordu.Mikhail, hücum yeleğinin üstündeki kelepçeleri eline alarak ana borunun ucu geçidin çıkışına bakacak şekilde ayalardı.Elinde toplam 3 tane kelepçe vardı.Ana boruyu bu şekilde sabitlemek için yeterli gibi görünüyordu.İlk iki kelepçeyi, aralarında eşit miktarda uzaklık olacak şekilde ana borunun çeşitli yerlerine yerleştirdi.Sonrasında son kelepçeyi, ana borunun yerde kalan kısmına yerleştirerek düzeneği sağlamlaştırdı.Radyatör vanasının yanına giderek buhar alış-verişini açtı ve radyatör vanasıyla birlikte bağlı olduğu boruyu yerinden pek zorluk çekmeden çıkardı.Mikhail zaferle vanayı elinde tutarken; ?Teknolojinin kolaylığı? diyip aceleyle ana borunun yanına gitti.Buhar, daha ana boruya ulaşmamıştı.Mikhail? in düzeneği kurması içinde henüz ulaşmaması gerekiyordu.Radyatör vanasının, hem dışarı bakması, hem de havada kalması gerekliydi.Bu yüzden Mikhail, radyatöre bağlı küçük boruyu, ana borunun uç kısmına 10 derecelik açıyla yerleştirdi.Artık üzerinde kelepçe olmayan hücum yeleğini alıp ikiye bölerek ilk yarısını daha önce saklandığı kolonun oraya attı ve diğer yarısını; ana boru ile uç kısmına yerleştirdiği küçük boru arasına koydu.Radyatör vanasına bağlı küçük boru, ana borudan daha ince yapıda sayılırdı.Bu yüzden onları birbirine bağlı tutmak içinde bir düzeneğe ihtiyaç vardı.Yeleğin bölünmüş yerinden bir iplik çıkarttı ve onu olabildiğince çekerek üç metre kadar uzattı.Hemen ardından kalın ipi; iki metre oluncaya kadar yeleğin ortasından dolamaya başladı ve basit bir tek uçlu düğüm attı.Bu zayıf düğüme rağmen borular birbirlerine sağlam bağlanmış gibiydi.Mikhail, geriye kalan 2 metrelik ipi, düğümden koparmayarak hücum yeleğinin diğer yarısının üstüne koydu.Yere doğru eğilerek yıkıntıdan kalma bir taş aldı.Geçidin sonuna yaklaşarak taşı dışarı attı.Kulağını iyice kabartarak; makinelerin harekete geçip geçmediğini duymaya çalıştı.Tahmin ettiği gibi makineler bunu bir saldırı gibi görüp harekete geçmişlerdi.Mikhail heyecanlanmaya başladığını sezinledi, kalp atışları artmıştı.Kolona yarım koşar vaziyette ulaşarak kalın ipi sağ eline aldı ve makineler tarafından görünmeyecek şekilde sırtını kolona verdi.Mikhail, bir yandan borunun ne kadar dayanabileceğini aklında tartıyordu.Diğer yandan da makinelerin geldiğini duymak için pür dikkat kesilerek etrafı dinliyordu.Mikhail, yavaş yavaş gelmekte olan makinelerin sesini duyabiliyordu, şu sıralar geçitten içeri giriyorlardı.Fakat zaman yetmeyecek gibiydi.Çünkü Mikhail? in düzenekte; eklediği boru buharın basıncından dolayı sarsılmaya başlamıştı.Mikhail, onların ilgisini çekip hızlandırmak için sol eliyle kolonu birkaç kez tıklattı.Uyguladığı taktik işeye yaramış gibiydi.Makineler daha hızlı hareket ederek ilerliyordu.Mikhail doğru zamanın geldiğini düşünerek sağ elindeki ipi kendine doğru çekti.Düzenek için yaptığı düğüm anında çözüldü ve radyatör vanalı küçük borunun bir anda yerinden fırlayarak buharın basıncını serbest bırakması sonucu büyük bir kuvvet ortaya çıktı.Ana boru kelepçelerinden kurtularak etrafa çarpıp yoğun miktarda tazyikli buhar püskürüyordu.Mikhail kendini korumak için bulunduğu yerde yere çömeldi.
10 Dakika Kadar Sonra:
Mikhail çömeldiği yerden doğrularak ayağa kalktı.Ana boru artık etrafa çarpmıyordu.Sabit bir hâlde buhar püskürtüyordu yalnızca.Mikhail, gözlerinin önündeki yoğun buharı, elleriyle havayı yararak yok etmeye çalıştı, ama işeye yaramamıştı.Mikhail, yanında bulunan yarısı bölünmüş hücum yeleğini eline alarak; yarım adım atar hâlde yürümeye başlamıştı.Ana borunun püskürdüğü buhara dikkat ederek çıkışa doğru ilerliyordu.Ayağına bir şeyin çarptığını hissederek biran irkildi.Mikhail yere doğru uzunca baktı, en sonunda gözleri ortama alıştığında bunun makinelerden biri olduğunu anladı.Yaptığı düzenek işlev görmüştü.Makineye tamamen saplanmış ve onu etkisiz hâle getirmeyi başarmıştı.Mikhail içinde gerçek bir zafer heyecanı duyarak geçitten çıktı.Biraz ilerisinde parçalanmış bir şekilde ikinci makine duruyordu.Ana borunun püskürdüğü yoğun tazyikli buhardan bu hâle gelmiş olmalıydı.Mikhail, yavaşça yere oturarak ayaklarını ileriye doğru uzattı.Derin nefes alarak sağ bacağını kendine doğru çekti.Elindeki yarım yeleği kucağına bırakarak iki eliyle şarapnel parçasını bacağında çıkarmaya çalıştı.Mikhail? in çektiği acı yüzünden çok net okunabiliyordu.Elleri, bacağından çıkan kanla anında kanlanmıştı.Şarapnel parçasını her çekişinde kanlanmış avuçları biraz daha kayıyordu.Bir ara öylece durdu.Boş gözlerle ileriye baktı ve aniden şarapnel parçasını bacağından çıkartıp bir köşeye attı.Şarapnel parçasını çıkartır çıkartmaz bacağından kanlar fışkırmaya başlamıştı.Mikhail, zaman kaybetmeden kucağındaki bölünmüş ceketi alarak bacağına tampon yaptı.Yerini sağlamlaştırmak içinde; düzenekte uyguladığı taktiği yaparak sıkı bir düğüm attı.Artık kısa süreliğine olsa da biraz huzur bulma zamanıydı?
BÖLÜM SONU