Nekro Kelebek

Evrensel Gerilim Hareketi => Alone in the Dark Evreni => Alone in the Dark 1 => Konuyu başlatan: HammerHead - 29 Haziran 2025, 14:38:23

Başlık: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 29 Haziran 2025, 14:38:23
(https://nekrokelebek.com/images/konular/aitd-1992.jpg)

  • CARNBY GİRİŞİ (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142008#msg142008)
  • EMILY GİRİŞİ (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142009#msg142009)
  • JEREMY'NİN MEKTUBU (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142010#msg142010)
  • ALTIN POST (KUMAŞ PARÇASI) EFSANESİNDEN BİR PASAJ (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142011#msg142011)
  • KAPTAN PREGZT'İN YARGILANMASI (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142012#msg142012)
  • JEREMY HARTWOOD'UN GÜNLÜĞÜ (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142013#msg142013)
  • BİR SEYEHAT GÜNLÜĞÜ (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142014#msg142014)
  • GECENİN YARATIKLARI (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142015#msg142015)
  • İŞARETLER VE RİTÜELLER (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142016#msg142016)
  • KURBAN HANÇERİ (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142017#msg142017)
  • FİİLİN GÜCÜNE DAİR DÜŞÜNCELER (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142018#msg142018)
  • DE VERMIS MYSTERIIS (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142019#msg142019)
  • LOUISIANA PLANTASYONU'NUN HİKÂYESİ (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142020#msg142020)
  • TERRA INCOGNITA (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142021#msg142021)
  • GÜNEŞİN VE GÖLGELERİN OĞULLARI (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142022#msg142022)
  • ABDUL KİTABI'NDAN BİR PASAJ (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142023#msg142023)
  • ANILAR (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142024#msg142024)
  • YÜZBAŞI NORTON'IN HİKÂYESİ (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142025#msg142025)
  • BELİRLİ İBLİSLER, SEMBOLLER VE AYİNLER (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142026#msg142026)
  • BİR KORSANIN SEYİR KAYDI (https://nekrokelebek.com/index.php?topic=934.msg142027#msg142027)

(https://nekrokelebek.com/images/konular/aitd1-1992-makale.jpg)
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 16:18:36
CARNBY GİRİŞİ



Kapımın önündeki pirinç levhada "Özel Dedektif" yazar. Birkaç arkadaşım bana "Carnby" diye seslenirken, diğer herkes bana "Sürüngen" der. Bankacımın ise bana nasıl seslendiği umurumda bile değil. Bugünlerde mektuplarımı açmam; faturalar ve alacaklılarımdan gelen tehdit mektupları, günümü berbat ediyor.

Gloria Allen adındaki Antikacı, benimle iletişime geçtiğinde en iyi gömleğimi giyip, 38'lik tabancamı da yanıma alarak olabildiğince hızlı bir şekilde onun dükkanına gittim. Şantaj gibisinden bir alçaklık ile karşılaşmayı bekliyordum.

Amma da yanılmışım. Benden sadece "Derceto" adındaki mülke gidip, çatı katındaki piyanoyu bulmamı istiyormuş.

Gizli çekmeceleri olan eski bir piyano. Nazik insanların, antikacılardan almak için çılgına döndüğü türden. Derceto evi; mobilyalar, kitaplar, tablolar gibi klasik çöplerle doluymuş. Görünüşe göre de Derceto'nun sahibi beş parasız kalmış.

Tam para mevzusundan açacağım sırada Gloria Allen, bana 150$ ve mülkün anahtarını verdi. Bankacıma yaşatacağım sürprizin düşüncesi ile sırıttım. Kendisi, kurbanlarının elinden kaçmasını pek sevmez.

Polis raporunun kopyasına göz attım. Derceto'nun eski sahibi olan J. Hartwood, kendisini evin çatı katında asmış. Yargıç, olayın bir intihar olduğundan emin. Mekana bir göz gezdireceğime dair Gloria Allen'a söz verdim.

Raporum birkaç güne hazır olur. Hayaletleri korkudan kaçıran eski evin tarihini okudum. Korkunç cinayetler, lanetler, aklî dengesini kaybedenler... Şanslıyım ki, şeytana tapma benim yüzümü güldürüyor. Bu tam da benim sevdiğim türden bir ücretli tatil.
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 16:19:23
EMILY GİRİŞİ



Avukattan gelen mektup beni çok derinden etkiledi. Amcam Jeremy canına kıymıştı! Adli tabibin raporu gayet açıktı: Amcam, çatı katında kendisini asmış.

Yaşadığım şoku atlattıktan sonra olanları düşündüğümde; Derceto'nun amcamın zihnininde son derece yıpratıcı bir etki yarattığı açıkça görünüyordu.

Zemini bile gıcırdayan eski konak, gizli kütüphane kapısı, üst kattaki eski saati, amcamın zayıf sinirlerine rağmen okumaktan bir türlü kendini alamadığı bütün o gizemli kitaplar...

Kaderin müdahalesi apaçık bir netle görünüyor. Derceto avını yakalamıştı. Ailemizin avukatı Bay MacCarfey, o eski konağı satmaızı önerdi. Ben ise bu karara hemen karşı çıktım.

Yapmam gereken belli: O karanlık koridorları, o düşünceli portreleri aklıma getirdikçe tüylerim ürperse de Derceto'ya gitmeliydim. Her şeye karşın, amcam Jeremy'nin yaptığı şeyi açıklayan bir not, bir mektup bıraktığına inanıyorum.

Bana zamanında, "Piyanoya bak, Emily... Hem de dikkalice bak," dediğini hatırlıyorum. Belki aradığım açıklamayı içeren mektubu gizli çekmecilerinden birinde bulacağım. Gerçi bu seferkinin o kadar basit olmayacağına dair içimde bir his var. Hayat, içinde gizem üstüne gizem barındıran büyük bir gizem yumağı. Bunu bana Jeremy öğretmişti.

Şimdi bu gizemlerle yüzleşmemin vakti geldi. Derceto beni bekliyor. Umarım ki korkularım, sadece benim hayal gücümden ibarettir. Hiçbir şey amcamın deli olduğuna beni ikna edemez. Ama öyleyse de neden çatı katındaki pencereyi eski bir dolapla kapatma gereği duymuştu?
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 16:20:17
JEREMY'NİN MEKTUBU



Geliyorlar! Şeytani güçleri serbest bıraktım ve şimdi bunun bedeli ödenmeli. Derceto, kötülüğün avıdır. Güneş de battı. Bedenimi bulabilirler ama ruhuma sahip olamayacaklar. Efendilerinin öfkesini ve kölelerinin kalbindeki dehşeti hissedebiliyorum. Ayak seslerini duyabiliyorum. Bazıları ne yaptığımı anlayabilir. Tanrı beni affetsin, elveda.

Jeremy Hartwood
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 16:21:49
ALTIN POST (KUMAŞ PARÇASI) EFSANESİNDEN BİR PASAJ



Altın Kumaş Parçası Efsanesi
Çeviren:
Edouard de Veilban
Hesperides Yayıncılık



Perseus, o sırada taşa dönüşmüş olan Ichios'a rastlar. Yoldaşlarına dönüp: "Medusa'ya dikkat edin. Ona bakan, zavallı Ichios ile aynı kaderi paylaşmak üzere lanetlenir ve Seriphos'u bir daha göremez" dedi.

"Gözlerimizi bağlayarak mı gidelim?" diye sordu, Ymelops.

"Bronz kalkanlarınızı alın ve onları güneşte parlayana kadar cilalayın." diye cevap verdi Perseus, "Yüreğinizi cesaret ile doldurun. Artemis, ok kılıfındaki oklara yön verdiği gibi bize rehberlik etsin."

Ancak Ymelops tatmin olmamıştı. "Neden böyle bir şey yapalım ki, Perseus? Yedi santimlik keskin metaller, bu lanetli yaratıkları yok etmeye yetmez mi?"

Bunun ardından Perseus, kılıcını çeker ve güneş ışığının verdiği parıltı ile Ymelops'un gözlerini kamaştırır. "Şimdi ne görebiliyorsun?"

Yoldaşları olan Zeus'un oğlu ise gülerek: "Öyleyse işe koyulalım ki kalkanlarımız, ayna gibi parlasın," dedi.
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 16:24:45
KAPTAN PREGZT'İN YARGILANMASI



Onun yakın bir arkadaşı olan ve kardeşliği tarafından "Kaptan Ellie Hell" olarak bilinen, Elishah Smith'in anlatımıyla.

Astarte Gemisi enkazında bulunan günlük, H. Hartwood tarafından çevrildi.

"Bütün şeytanlar adına!" diye kükredi, yargıç William'a dik dik bakan Pregzt. "Lanet olsun Will, fikrimi değiştirmen için donanmadaki bütün kahrolası toplardan daha fazlası gerek! Kardeşliğimize katılan en büyük kara gardiyan sensin. Ben Pregzt, Astarte'nin kaptanı ve yedi denizlerin en zalimi değil miyim? Bana, 'Kanlı Ezech' derler. Ve sence, ben hazinemi nereye sakladığımı sana söyler miyim?"

Korsan kardeşliği mahkemesi bu sözler üzerine mırıldandı. Pregzt'in iddia ettiklerinin hepsi gerçekti. Yargıç, Tek Gözlü William, yumruğunu masaya vurdu ve yeniden sessizliği sağladı.

"Kapa çeneni, Pregzt. Sen kardeşliğe hak ettiği payı ödemedin ve bu yalnızca bir anlama geliyor: Asılacaksın, seni aşağılık solucan. İşte Şeytan tarafından hazırlanan halat!"

"Beni tehdit mi ediyorsun, Will? Senden niceleri yüzüme bıçak tuttukları için pişman oldular. Sen de merhamet için yalvaracaksın, bu dediğimi unutma!"

Tek Gözlü William bu sözler karşısında irkildi. Danny kancasını sallayarak bağırdı: "Pregzt her zaman gevezeydi! Kanun onu asmamızı söylüyor!"

Ardından jüri hep bir ağızdan yüksek bir sesle şöyle dedi: "Asın onu!"

Yumruğunu masaya vurma sırası Pregzt'e gelmişti. Başını arkaya çevirdi ve yüksek sesle gülerek dedi ki: "Sizi ahmaklar. Asla ölmeyecek birini öldürmek mi istiyorsunuz? Deneyin bakalım!"

Havada tedirginlik oluştu. Toplanan korsanlar, ağzını sık sık açan Mide-Deşen Chuck'a ne olduğunu hatırlayıp, tekrar mırıldandılar.

Geceydi ve şiddetli bir fırtına Yeni İngiltere sahilini kamçılıyordu. Astarte'nin mürettebatından Chuck, Ölü Adam Hanı'nda konuşuyordu. Konusu ise kara büyüydü. İnsan kurban etme, vudu ayinleri ve zombiler hakkında hikayeler anlattı.

Şanslarının yaver gitmediği, Florida bataklığında saklandıkları zamanlardan bir hikaye anlattı. Pregzt kayıptı. Geri döndüğünde "Şeytan bize rehberlik ediyor, canlar!" diye bağırdı.

Doğru olsun ya da olmasın, Astarte ganimet ardına ganimet alıyordu. Astarte mürettebatının en sevdiği şarkı olan "Kemikleri Parçala"nın yerini yeni bir şarkı almıştı:

Kafatası! Git limana
Kılıçtar! Sancak tarafına!
Geç bu vasiyeti
Ki geçsin ölümün takibi
Kesersen bir ipi
Kesersin umarım doğru olanı
Yoksa ne ölümler çıkar karşına benden demesi.

Tahmin edebileceğiniz gibi, ertesi gün Chuck'ın vücudu, kürek kemikleri arasına saplanmış bir hançerle bulundu. Yüzünde korkunç bir sırıtış kalakalmıştı... Boğazından aşağı erimiş kurşun dökülmüştü.

Sonrasında işlerin ne şekilde devam ettiğine ve ayrıntılara sahip değilim, Pregzt yine bizimle birlikteydi ve Florida'ya doğru yelken açtık. Fırkateyni New Orleans'tan çok uzak olmayan bir yere demirledik.

Yanında birkaç güvenilir arkadaşını götüren Pregzt, bataklığa doğru yola çıktı. Yanlarında büyük tahta sandıklar taşıyorlardı. İki gün sonra, silah sesleri ve çığlıklar duyduk. Kısa bir süre sonra Pregzt geldi ve timsahlar tarafından saldırıya uğradıklarını iddia etti. Yalnızca o, canını kurtarmış.

Devamında elimizde kalan ganimeti aramızda paylaştık. Pregzt, mürettebata üç sandık verirken bana Astarte'nin komutası verildi. Sandıklar altın ve değerli taşlarla doluydu. O gece rom aktı ve yıldızlar pırıl pırıl parladı.

Birden siyahlar giymiş uzun bir adam fark ettim. Pregzt, onu benimle tanıştırdı: "İşte yoldaşım! Ona Keith diyebilirsin. Anlatabileceği birçok hikayesi var!" Pregzt yüksek sesle güldü ve rulolanmış bir parşömen kaldırdı... "Ve saklanma yeri, hiç yoktan iyidir!" dedi.

Parşömen yere düştü ve kısmen açıldı. Bir labirentten hallice yer altı tüneli haritası gibi görünen bir şeyi fark ettim. Pregzt, "Korsan hayatımı bırakıyorum. Astarte artık senin, evlat. O iyi bir gemi ve benim de itibarımı taşıyor. Biri bana korkak derse, benim için kafasını kır. Altından daha değerli bir hazine bulduğum için ayrılıyorum! Ha ha ha!"

Keith daha sonra onun yanına gelerek konuştu: "Gece yarısı. Hazırlar ve gitmeliyiz." Yabancı, soğuk gözlerini bana çevirdi ve yumuşak, ürpertici bir sesle, "Pregzt bazen çok fazla konuşuyor. Az önce söylediklerini unutursan belki yaşarsın!" dedi.

Adamın sözleri kemiklerimdeki iliği dondurdu ve "Tek bir kelime bile nefes almayacağım" diye mırıldanmak için elimden geleni yaptım. Kano gecenin karanlığına ilerledi. Meşaleleri bataklığın yakınında kayboldu. Horlayan arkadaşlarım, uzaktaki davulların sinsi ritmini duymadılar.
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 16:26:40
JEREMY HARTWOOD'UN GÜNLÜĞÜ



27 Eylül 1924

Bu günlüğü tutmaya karar verdim. Son zamanlarda açıklanamaz olaylar yaşanmaya başladı. Daha önce uykularımdan bu kadar kötü rüyalar ile uyanmazdım. Belki de romantik aklım çok sıkıcıydı ve yeni yönlere, vizyonlara karşı bu şekilde uyandı.

Tablolarıma bakan bazı insanlar, akıl sağlığımdan şüpheleniyor. Ben ise onlara sadece: "Akıl sağlığı da ne? Delilik nerede başlar?" diye soruyorum.

28 Eylül 1924

Gece, zifiri karanlık. Ben yine ter içindeydim. Dev kayaların arasında, kum tepelerinin üstünde dolaşıyorum. Kayalar, daire biçiminde dizilmişler ve rüzgar ıslık çalıyordu.

Elimi toprağa soktum ve beni yakalamaya çalışan o iğrenç şeyi hissettim. Beni yakaladı. Çaba sarf ederek elimi, o kavramadan kurtardım. Elim yapışkanımsı bir madde ile kaplanmıştı. Bir bıçak tutuyordum...

5 Ekim 1924

Taş çember aslında beş köşeli bir yıldız. Derceto'nun kütüphanesi, gizemli kitaplar ile dolu.

Rüyalarıma açıklık getirene kadar bu kitaplarla çalışacağım. Bana musallat olan bu rüyaların, keşiflerim ile bir ilgisi olmalı. Rüyalarımı derinlemesine araştırmam gerekecek.

16 Aralık

Tanrım! Bıçağı buldum. Burada saklı duruyormuş ve öğrendiğim şey beni endişeye sürükledi. Bu, kutsal olmayan tarikata ait kurban hançeriymiş.

İnsanların bu bıçak ile kesildiği düşüncesi beni korkutuyor. Yine de araştırmaya devam etmeliyim. Derceto, bir hazine deposu. Babam başından beri haklı mıydı?

23 Ocak

Günlerimi bu kitapların arasında geçirdim. Hizmetlilerim, delirdiğime kanaat getirdiler. Geceleri çığlık atarak uyanıyorum. Rüyalarım, geriye kalan akıl sağlığımı benden alıyor. Uyanık kalmaya çalışıyorum, ancak işe yaramıyor. Vizyonlarım (Hayal âlemim), şüphesiz ki babamın araştırmalarından etkilenerek değişti.

7 Şubat 1925

Kara Adam (ona böyle sesleniyorum), bana gerçek yüzünü gösterdi. Her zamanki gibi şöminenin yanında belirdi. Ancak bu sefer, bana yaklaştı.

O korkunç tebessümü, öleceğim güne kadar bana musallat olacak. Buz gibi olan nefesi ve yanan gözleri karşısında donakaldım. Yerimden bile kıpırdayamadım!

Her şeyden emin olduğum gibi biliyorum ki gördüğüm bu yüz; gecelerimi kabusa çeviren bu yüz, ölümün maskesiydi.

10 Mart

Yorgunluğumu tarif edemem. Bitmek bilmeyen okuma gözlerimi acıtıyor. Görünüşe göre korsanlar buraya sık gelip gidermiş.

Doktor Herbert, yatağımda kalmam için ısrar ediyor. Yatak odamı değiştirdim ve şimdi çok daha rahat uyuyorum. Ancak Kara Adam ortadan kaybolmamıştı. Gerektiğince bekleyeceğini biliyorum... Tabii ki ben Jeremy Hartwood, onu geldiği cehenneme geri göndermenin yolunu bulamazsam.

11 Mart

Yunanca ve Latinceyi iyi bilmediğim için kitapları okumakta ciddi zorluklar yaşıyorum. Buna karşın yine de büyük bir ilerleme kaydettim. Yere bir sembol çizdim ve o, artık oraya gidemiyor. Aynısını yatak odama da yapabileceğimi anlamasını istiyorum.

Onun öfkesini ve hayal kırıklığını, hayal edebiliyorum; sadece dün gece rüyalarıma döndü.

13 Mart

Tercümeler elimdeki bütün parayı yiyip bitirecek. Artık resim yapamıyorum! Çizimlerim bariz şekilde bir çatlağın elinden çıkmış gibi duruyor. Koleksiyoncu Thornhill'in utangaç gülüşü bunun kanıtı...

29 Mart

Geri döndü! Rüyalarımın kapısını buldu. Herhangi bir direniş sergileyemeyecek kadar yorgunum.

Artık savaşacak gücüm kalmadı ve o, bunu biliyor. Artık beni bir ölü gibi görüyor. Yapabilir miyim bilm...

30 Mart

Ne kadar da ironik... Babamın yıllarca arandığı mağara burada... Evin altında. Hizmetliler, mahzendeki duvarda bir çatlak fark ettiler, soğuk ve iğrenç bir rüzgar ise duvarı yıktı... Babamın burada ölmüş olduğu düşüncesi ile korkuya kapıldım.

Onun kalp krizi geçirdiği acılı yüzünün görüntüsünü, ölene kadar unutmayacağım.

Bedeni bükülmüş, kopmuş tırnaklarından iltihap akıyor ve yerde kanlı sürünme izleri vardı. Doktor Gray, onun kalp krizinden öldüğü sonucuna vardı. Daha sonrasında ise hizmetliler; zavallı babamın, dilinin ısırılarak kopartıldığı ve kendi kanında boğulduğu bilgisini paylaştılar.

31 Mart

Rüyamda, mağarayı keşfe çıktım ve Kara Adam da benimle geldi.

Tuhaf bir şekilde kendimi neredeyse iyi hissettim. Gördüğümü nasıl tarif etsem? Hayır. Böylesi bir kötülük hangi kelimeler ile tarif edilebilir ki?

Farkına vardım ki onun, beni öldürmek gibi bir düşüncesi yokmuş. Kara Adam, başka bir şeyin peşinde, bir beden arıyor. Onun hırslı hizmetçileri artık serbest... Ve sebebi de benim. Bu neredeyse komik...

Derceto temellerinden çatısına kadar lanetli. Bu evi çevrelemiş kötülüğün kökünü kurutmayı geçtim, artık onunla mücadele bile edemem. Sonum yakındır, bunu hissedebiliyorum. Bir şeyin kararını verdim... Bu günlüğü bulan, ruhum için dua etsin...
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 16:28:01
BİR SEYEHAT GÜNLÜĞÜ



Uzaklardaki Parıltı
Yazan: Lord Boleskine

Yeni İngiltere'ye yaptığı kutlama gezisindeki gözlemleri

1824
Aliester Yayıncılık
Cambridge



Muhteşem bir yolculuğun ardından, güneşli liman göründü. Yerli halk, aralarına katılmamızdan çok etkilenmişti. Onlardan birkaçını çizmeye ve dejenerasyon belirtilerini fark etmeye zamanımız oldu. Bazı çocuklar da huzursuzluk içinde ellerini gösteriyorlardı.

Birkaç sikkenin sözü ile çocuklardan biri, doğal düzenin en "müthiş olgusunu" ortaya çıkarmaya taahhüt etti. Bir yandan ne olduğu bilinmeyen bu müthişlik beni az da olsa hayrete düşürecek mi diye düşünürken; bir diğer yandan ise bu eylem, ormanlık alanda bulunan hoş bir ahşap kulübeye yapılacak akşam yürüyüşünden biraz olsun farklı olacak mı diye şüpheleniyorum. Yine de yerel halkın coşkusuna boyun eğip, oraya gidilmesi gerekiyor.

Biraz şaşkına döndüğümü itiraf ediyorum! Samanyolu, tıpkı kutsal tonozdaki kıyamet ateşi gibi parlıyor. Normalde görülmemesi gereken, belirli uzaklıktaki yıldızlar; gerçekten garip bir yoğunlukta parlayarak, çıplak gözle görülebiliyor. Orada, köyün etrafını saran yoğun bulutlardan da hiç iz yoktu.

Bu takım yıldızlarına isim vermek anlamsız olacak. Zira bu isimlerin listesini oluşturacak kişi, "abartılı olma" suçlamaları riskiyle karşılaşabilir! Haç, yerde büyük bir gölge oluşturuyordu. Deniz ise sakindi. Bu gece geri dönüp, o yıldızları çizeceğiz. Yarın gece ise Halley Kuyruklu Yıldızı'nın bütün parlaklığıyla karşılaşacağız. Gençler meşaleleri taşıyacak. Ancak yıllarca yaptığım seyahatler sırasında geliştirdiğim yön bulma algısına karşın, karanlık ormanda yolumu bulamıyorum.

Ne muhteşem bir Ay görüntüsü! Bariz bir şekilde görünen kraterlerin sayısını unuttuk. Aşırıcı biri gibi görünmeyi sevmesem de bu orman içi açıklığı izah etmemin, zaman ve uzay kanunlarına uygun olacağını sanmıyorum. Eminim ki bu bir halüsinasyon değil!

Bu sohbet her ne kadar boş görünse de İngiliz Müzesi'ndeki bazı araştırmaları ve bu köye yaptığımız yolculuğu, şaşırtıcı bir keşifle sona erdirdik. Başkaları da bu yerin olağanüstü doğasını fark etmiş olabilirler; haçın varlığı başka nasıl açıklanabilir ki?
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 16:29:01
GECENİN YARATIKLARI



Gecenin Yaratıkları
Yazan: Kel Hubertun

Kayınbiraderi olan Fratre Johan Markus tarafından Latinceden tercüme edilmiştir.



Yaratıklar

Okurlarım, yaratıkların varlığını ve geceleri ortaya çıktıklarını bilsinler. Abdul El-Azret'in lanetli kitabında buna şöyle değinilmektedir:

"Bu ölüm değil, ebedi bir yalan." Kara güçleri serbest bırakanlar; Kitabın varlığını öğrendiklerine pişman, onun iğrenç metinlerini okuduklarına pişman, onlara yalvaranlar pişman.

Çukur

Ruhsuz sular, insanların hatırladıkları gibidir. Yüzeyi sakin olsa da "Derinden Gelen" adlı pençeli iblisleri içerisinde barındırır. Avını bekleyen Derinden Gelen; yakaladıklarını ismi telaffuz edilmeyen zalim tanrı Dagon'a doğru sürükler.

Kütüphaneler

Sinsi yaratıkları serbest bırakanlar pişman olur. Kitaplarda yer alan sinsi yaratıklar ile karşılaşanlar pişman olur. Onlar birleşerek "Berduş" yaratığı oluştururlar. Kitaplarda onların varlığına inanmayanlar, onların elinde ölmeye mahkum olur. Berduşların gözünde kitaplar, rüyalardan; taşlar, rüzgardan farksızdır. Berduşlar, pervasız olanların canlarını almayı bilirler.

Çekişme

Cahilce boş konuşanlar, gece yaratıklarını öldürebileceklerine inanırlar. Aptalca. Kötülük bilim ile gizlice canlandırılır. Kitaplardaki sinsi yaratıkların varlığını bilenler bıçakla yok olurlar. Karanlık mağaraya girenler korku içinde çığlık atarlar. Suda yüzmeye çalışanlar buharlaşır. Bir şey bildiğini sananlar halbuki hiçbir şey bilmiyordur, bilse de hiçbir şey söylemeyenlerdir.

Ölüm

Ölümden daha korkunç şeyler var. Bu ölüm değil, ebedi bir yalan. Canlanan her yaratık, kendi özüne döner. Canavar, bilim. Çelik, hiç ölmeyen Berduş'u öldürür.

Çevirmenin Notu:

El yazması burada bitiyor. Hubertus, milattan sonra 1666 yılında, Taroella Manastırı'nın kütüphanesinde öldü.

Huzur içinde yatsın.
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 16:29:52
İŞARETLER VE RİTÜELLER



Yael Kitabı
Taş İşaretleri
Yasak Tarikatların Ayinleri

Metinleri Harmanlayan:
Monsenyör Vachey
Curia'nın Vatikan Elçisi



Çok sayıda şeytani tarikat, "Eskiler" denen yaratıklardan bahseder. Bu olağanüstü varlıkların, antik dinlerin tanrılarına eşdeğer güçlere sahip olduklarına inanılıyor. Bu tarikatların ustaları, yaratıkları çağırmak için yasak literatüre atıfta bulunurlar.

Ciddi halk mitlerini araştırıp, "Cthulhu" ve "Shub Niggurath" isimlerine hiç denk gelmemiş olan var mıdır?

Bu yaratıkların muazzam bir güce sahip oldukları ve dünyaya salıverildiklerinde kontrol edilmelerinin zor olduğu söylenir. "Gölgeye giden"e hizmet edenler, evlerin duvarlarına oyulmuş veya çeşitli nesneler üzerine kazınmış taş izleriyle kendilerini korurlar.

Kötülüğün hizmetkarlarına karşı en iyi korunmanın, dokunmaktan hiç hoşlanmadıkları ağır bir malzeme olan MNAR taşına kazınmış "en eski tanrıların işareti" ile sağlandığı görülmektedir.

Bu tür uygulamaları yapma hatasına düşen günahkarları yalnızca acı çaresizlikler ve ruhsal anlamda tehlikeler beklemektedir. Bu ahmaklar tarafından çağırılan yaratıklar, kişinin akıl sağlığı bozulduğunda ortaya çıkarlar ve onları kolayca sapkınlığa çekerler. Bu yüzden her zaman tetikte olmalı ve aldığımız her nefeste Şeytan'ı reddetmeliyiz. Onun bize ulaşmak için kullanabileceği yol sayısı sonsuzdur.
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 16:30:46
KURBAN HANÇERİ



Kurban Hançeri

****

Otto Stern

****

Lumina Kitapçılık



Kurban ritüelleri, dinsel tarikatlar için önemli bir yere sahiptir. Tanrıları, adak sunarak yatıştırmak birçok dinin ortak noktasıdır. Eski Ahit'te de bu konuda çeşitli örnekler verilmiştir.

İlkel çok tanrılı inançlarda, grup uyumu içinde yapılan kurban ritüelleri, inanç sisteminde tanrının onayını almanın doğal halidir.

Sosyal ve dini topluluk üyeleri bir araya gelerek, arınma ve telafi eyleminde bulunurlar.

Bu durumu; rahibin, grup inancı için tanrıya insan adak sunması (Manzetti'nin "Taş Tarikatı" gibi) olarak düşünmek yanlış olabilir.

Tanrının yatışmasını sağlamak için bu eylemin, yalnızca "rahip" olarak kabul görülen tanınmış bir kişi aracılığıyla uygun aletler kullanılarak gerçekleştirmesi gerekmektedir.

İlkel dini gruplarla yapılan araştırmalar, ritüellerde canlı kurban etmenin merkezî bir rolü olduğunu göstermiştir.

Etno-psikoloji alanındaki çalışmalarım sırasında, Arkham bölgesinde yaşayan bir büyücüyle temas kurdum. Büyücü, beni binlerce genç ile yapılan "Ormanların Kara Keçisine Tapma" ayini olarak da bilinen "Çelik Ayini"ne götürdü. Bu yerde tapılan tanrı bir "Berduş" yaratığıydı.

Burada bir yaşamın, bir boyuttan diğerine geçmesini sağlayan hançerin rolü esastır.

Berduş yaratığı, istediği yere gidebilen ve arabuluculuk yaptığı keçi tanrıyı hoşnutsuz edenleri öldürebilen korkutucu bir figürdür. Keçi, açıkça bir bereket tanrısıdır. Çağırıyı yapan rahip, kurban için uygun hançeri seçmelidir.

Dolunayın olduğu gecelerde Berduş, yaratığı kendi boyutuna geri göndermek için kıvrımlı hançerin; yüzlerce kez damıtılmış suya yedi kez daldırılması gerekir.

Rahip, kuzunun boğazını kesmek için daha uygun olan kavisli hançeri seçer. Bu hareket büyücüyü, rahibe dönüştürür ve o sırada ibadet edenleri ilahi bir transa sürükler.
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 16:32:42
FİİLİN GÜCÜNE DAİR DÜŞÜNCELER



Juan Luis Jorge
*******

De Bibliotheca
Bazı metinlerdeki tercümesiyle
Fiilin Gücü Üzerine Düşünceler

Archaos Yayıncılık
*******

1919
Stafford



Çeviri, bu tür yasaklı metinlerdeki büyüyü etkisiz yapmaz. Kötü niyetli enerjiyi azaltmaz. Büyü, yüksek sesle ve net bir şekilde, belirli dil veya az bilinen lehçelerde yapılmalı...

"M'ghlafg fthang..."

Okuyucularımın anlayacağı üzere, önümdeki bu metinden alıntı yapmaya devam etmem ahmaklık olur. Bunun bütününü yüksek sesle söylemek, kesinlikle büyük ve kötü güçlerin uyanmasına sebep olacaktır.

Daha da ileri gidersek; sadece bazı teknik terimlerden bahsetmek, belirli uygulamaları açıklamak bile başlı başına tehlikeli bir egzersiz olur. Hasta ruhlu okuyucular kolaylıkla, kötü ruhların saldırısına uğrayıp, ele geçirilebilirler.

Şeytan çıkarmak için tedbir amaçlı olarak Zempf'in "Urbain Grandier ve Loudun" ve Reverend Richard Price'in raporlarının çalışılmasını tavsiye ederim.

***

Buraya yazdığım bilgiler nedeniyle, El Azif'in korkutucu çalışması "Necronomicon" üzerinde araştırma yapmama izin veren İngiliz Müzesi kütüphanelerine teşekkür etmeliyiz.

Kitap yakan sorgulayıcı insanlara karşın; bu çalışmanın kopyaları, İngiliz Müzesi'nde ve Arkham'da bulunan Miskatonic Üniversitesi'nde mühürlü olarak tutulmaktadır.

Von Junzt'un "Vonunaussprechlichen" ve Ludwig Prinn'ın iğrenç "De Vermis Mysteriis" kitapları, düşüncesiz okuyucular tarafından kötülük yayabilecek diğer kitaplara örnek olarak gösterilebilir. Yaşanan uğursuz ölümler, bu gizemleri araştırmayı cezbedici bulanlara ders olsun.
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: DWG22 - 12 Ağustos 2025, 16:34:56
DE VERMIS MYSTERIIS



Ludwig Prinn

***

De Vermis Mysteriis
(Solucanın Gizemi)

***



In nomine invocatoris, si non sanctificatus es, cave. De vermis mysteriis non absolvo follem legendum fatum et eum versus: "tibi, magnum innominandum signa stellarum nigrarum et...

Çağrıda bulunanın adına, eğer kutsanmamış isen, dikkatli ol. Cahillerin, Solucanın Gizemlerini ve ona atfedilen beyitleri okumasından razı değilim: "Kara yıldızların büyük işareti üzerine olsun ve..."
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: DWG22 - 12 Ağustos 2025, 16:36:06
LOUISIANA PLANTASYONU'NUN HİKÂYESİ



Kayalar Konuşabilseydi veya Diğer Adıyla Louisiana Plantasyonu'nun Hikayesi

Yazan Marquis de Champfrey

Florida, şerefsiz şeytan yüzlü gaspçı (Abraham Lincoln) tarafından hak-hukuk hiçe sayılarak alınıp devşirildikten sonra babam, hiç olmazsa kraliyetçi duygularımızı ifade etmekte ve ülkemizin aklını başına toplamasını ummakta özgür olabileceğimiz bu hoşgörüsüz topraklarda kalmayı seçti. 1818'de, zavallı adam talihsiz bazı spekülasyonlara kurban gittikten sonra Pickford denen biri, Ledoux'nun topraklarını satın aldı. Mamafih, Pickford kısa sürede karşılaştığımız en namussuz insan çıkıverdi.

Bu Pickford, neresinden baksan kötünün kötüsü bir maceracıydı, yeni zengin olmuştu ve havasından geçebilene de aşk olsundu. Önce küreklerle durmaksızın çalışan bir adam ordusu geldi, çevredeki bataklığı doldurmak için adeta topraktan bir dağ kazıyorlardı. Girişim oldukça muazzamdı. Kölenin tekinden nihai hedefin; mevcut mağaraları, devasa boyutlardaki başka bir mağarayla birleştirmek olduğunu öğrendik.

Hırstan gözü dönmüş olan Eliah Pickford, sürekli olarak zalimce işçilerini kovuyor, peşine de yenilerini işe alıyordu. Planlarını başkalarının öğrenmesini engellemek için elinden geleni yapıyordu. Bu durum babamı hayli eğlendirdiydi, hatta "Zavallı aptal sonunda kendi mağarasında kaybolup gidecek!" demişti. İnşaat sürüp duvarlar yükseldikçe dedikodular da aldı başını gitti. Uğursuz komşumuz bir denizciydi; yaptığı şaibeli ticaretle zengin olmuş bir serseri. Hakkında anlatılan iğrenç hikâyelerin haddi hesabı yoktu.

İnşaat bittiğinde Pickford, bizi "Derceto" adını verdiği şaşaalı malikanesinin açılışına davet etti. Babam bu garip ismin ne anlama geldiğini sordu. Pickford, "Derceto bana açıkçası bereket tanrıçası Astarte'yi hatırlatıyor. Buralarda adı sanırım Shub-Niggurath," diye cevap verdi. Kötülük ile dolu böyle bir ismin yüksek sesle söylenmesi hani babam için nedense o kadar da şaşırtıcı olmamıştı; hülasa, sonrasında şaşırmadığını bizzat kendisi de itiraf edecekti.

Hemen oradan ayrıldık.

Haziran 1862 yılında Derceto açıklanamayan koşullar altında yandı; şüphesiz kıskanç bir Yankee'nin veya o minavaldeki başka birinin işiydi. Kurşunlarla delik deşik olmuş efendilerini kurtarmak uğruna hizmetçilerin alevlere doğru yaldır yaldır koşmalarını izlemek hayli ender görülecek bir manzaraydı. O korkunç geceden sonra Derceto harabeye döndü. Kararmış duvarları, zamanla her insan yapımı eserde olduğu gibi, doğaya yenik düşerek kısa sürede otlarla ve bitki örtüsüyle kaplandı.

1875'te mülk sonunda Howard Hartwood adında bir beyefendi tarafından satın alındı. Güzel hasbihallerden keyif alan babamın, artık hayatta olmayışından ötürü bu yeni komşunun arkadaşlığını tadamayacak olması üzücüydü. Tarih konusunda bilgili ve eğitimli olan babam, korsanlık alanında özel bir çalışma yapmıştı. Ama Pickford'un korsan bayrağı taşıyan bir gemiye komuta ettiğini bana söyleyen Hartwood olmuştu. Bu da, o alçağın büyük servetini açıklıyordu!

Hartwood, Pickford'a hayran kalmıştı ve bu korsanın gizli bir hazinesi olduğunu kanıtlamak için çokça araştırma yaptı. Harabeleri adım adım gezdi. Sonra yanmış evi olduğu gibi yeniden inşa ettirdi ve büyük yangın gecesi mucizevi bir şekilde alevlerden kurtulan kütüphaneyi yeniledi.

Böylece Hartwood o kütüphanedeki her cildi incelemeye koyuldu ve bana araştırmalarından sık sık bahsetti. Yakışıklı bir duldu ve ileride profesyonel bir sanatçı olacak olan oğlu Jeremy'ye de derinden bağlıydı.

Hartwood durmadan çalıştı, yeri geldi ona teklif ettiğim odada, yeri geldi Derceto adını verdiği yeni restore edilmiş evinde. Gören de hazine avında iyi şans tanrısından yardım gelmesini umuyor sanardı. Daha sonrasında anladığım kadarıyla, tüm aramaları boşa çıktı. Derceto'da bulunacak kayıp bir hazine yoktu. Hartwood'un ölümünü Paris'te bulunduğum sırada öğrendim. Ama menıkbe ve kıssalarda da denildiği gibi, bu başka bir hikaye.
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: DWG22 - 12 Ağustos 2025, 19:37:39
TERRA INCOGNITA



Terra Incognita
(Bilinmeyen Topraklar)

Jacob Van Ostadte'nin Eseri Terra Incognita'nın Tamamlanmamış Bölümü

Vatikan Kütüphanesi'nin Arınma Bölümü'nde yer alan ibarelere göre bahsi geçen el yazmasının şimdiye kadar yayınlanmamış bir kısmı.



Buzlu ve tekinsiz bu topraklarda, büyücülerle şifacıların sır dolu ayinleri eski efsanelere derinlemesine kök salmıştır. Gizemli ve zalim varlıkların geçmişte, Arktik ovalarına hükmettiği düşünülmektedir. Hatta devasa duvarlarla çevrili lanetli bir şehrin günümüze kadar ayakta kalmış olduğuna inanılmaktadır. Bu yer ki muhteşem hazineler barındırmakta ve insanların yüzyıllar boyunca kalplerine korku salmış dejenere varlıkların gelecek nesilleri tarafınca mesken tutulmaktadır.

Normalde buranın dingin (Eskimo) insanları birden "Buzun Mahkumları"ndan bahsedilince öfke ve dehşete kapılırlar. Bu korkunç mahkumlar, donmuş hücrelerinden serbest bırakılsalardı hiç şüphesiz korkunç bir insan eti arayışına girerlerdi. Bu kan donduran varlıklar belirli ritüel sözcüklerle çağrılabilir. Hatta kontrol de edilebilirler; ancak çok büyük zorluklarla.

Ne yalan söyleyeyim, bölgedeki seyahatlerim sırasında birçok kez ve birçok farklı yerde bana tekrarlanan bu hikayelerden etkilendim. Ayrıca, ilmine vakıf olmadığım bir malzemeden yapılma rahatsız edici kült nesneleri de gördüm. Bir diğer dikkat çekici gerçek ise, yerel Eskimoların belirli sözcükleri telaffuz etmekten büyük bir tiksinti duymaları ve bunları söylemekten her zaman kaçınmalarıydı.

İşte bu tam da sözcüklerin içerdiği gücün canlı bir örneği oluyor. İncil'de söylendiği gibi: Başlangıçta söz vardı.
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: DWG22 - 12 Ağustos 2025, 19:40:25
GÜNEŞİN VE GÖLGELERİN OĞULLARI



Teğmen Lope de Vega'nın Aztekler diyarına yaptığı şaşırtıcı seyahatlerin anlatımı.



"Ümmet-i İsa aşkına!" diye haykırdı Kaptan Cortez, karşı karşıya kaldığımız o garip ayine inanamayarak. Vahşileri yarı çıplak bulduk. Birbirlerine gümüş ve altından toplar atıyorlardı. Deli deli gülmeleriyse ayrı bir olaydı, besbelli ki bir putperest uyuşturucusu alıp kudurmuşlardı. Gel gör ki, meğerse içlerinden biri kendisine doğru atılan topu yakalayamayacak olsa, o zavallı kafir yakalanıp kurban edilmek üzere tapınaklarına sürüklenecekmiş.

Sonradan öğrendiğimiz kadarıyla bu korkunç oyun onlar için çok kutsal bir ritüelmiş ve gök cisimlerinin hareketini simgeliyormuş. Ola ki bir topun düşürülmesi, bir felaketi habercisi oluyor imiş. İşte Aztekler, tanrısız cahillikleriyle buna inanıyorlardı. Sayısız tanrıları, ancak sonsuz sayıda insan kurban edilince yatışıyordu. Kurbanın daha atmakta olan kalbi de, katil rahibin elinde dururdu.

Tapınağın içi şaşırtıcı derecede serindi. Zırhımızın ağırlığı, bitkinliğimiz, hatta çektiğimiz acının yükü... hepsi, kaba ve görkemli sunağın uyandırdığı hayranlık duygusuyla silinip gitmişti. Mezarlık benzeri sessizlikte, derûnî bir ses yankı yaparak bir büyü mırıldandı. Su tanrıçası Chalchihuitlicue'nin görkemli heykeli canlılıkla titriyor gibiydi.

Altın bir pelerine sarılı ve değerli mücevheratla bezeli bu devasa put, gözlerimizin önünde resmen hayat buluyordu.

Ne büyük bir dehşet! Heykelin daha birkaç dakika önce cansız olan granit gözleri şimdi kanla dolmuştu. Şaşkınlıkla geriye doğru sendeledik. Dom José bir kasılma nöbetine tutuldu. Sanki iblislerin saldırılarını savuşturmak ister gibi haçını kaldırmaya çalıştı. Putperest rahip acımasızca güldü. Heykelin ağzı ölümcül bir sırıtışla açıldı, dişleri hançer ucu gibi sivrilmişti.

Kaptan Cortez "Saldırın!" diye bağırdı. Ama faydası yoktu; olduğumuz yere mıhlanmıştık.

Ne kadar uğrsaşsak da hareket edemedik. Sanki zırhlarımız tapınağın zeminine çivilenmiş gibiydi. Bacaklarımız güçsüzleşti ve bir demir yığını gibi yere serildik. Sadece Cortez'in aklî melekeleri, hançerini kınından çıkaracak denli çalışıyordu. Çıkardığı gibi de onu kahkaha atan rahibe fırlattı... En kaliteli Toledo Çeliği'nden yapılma 10 santimlik o çelik, putperestin yüzüne saplandı. Kanı fışkırdı ve artık cansız olan puta sıçradı. Kendimizi zorlukla toparladık.

O melun an zihnimden asla çıkmayacak. Yoldaşlarım doğal olarak zırhımıza yapılmış şeytanî büyülerden bahsediyorlardı. İster doğru olsun ister olmasın gerçek şu ki; bu bilinmeyen boyutun sözde ilahı bize birer oyuncakmışız gibi davranmıştı. O putperest heykelin içinde hâlâ kötücül bir enerjinin saklı olduğuna ikna oldum; kibirli bir fatihi çaresiz bir kuklaya dönüştürebilecek kadar güçlü bir enerji.

Belgenin en sonunda Dom José De La Sierra'nın Aztek Tenochtitlan Tapınağı'nın yıkılmasından önce yaptığı Chalchihuitlicue çizimi yer almakta.
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: DWG22 - 12 Ağustos 2025, 19:41:55
ABDUL KİTABI'NDAN BİR PASAJ



Kadim ölüm şehri R'lyeh'te, orada hayal kurur Cthulhu ve bekler. Tasvirden münezzeh olan zamanın çukurunda pusuda yatmıştır ora. Ölüm uykusunda değildir yani. Ey R'lyeh, senin o taş blokların ki dünyaya korkuyu salacak ritüeli mühürler.

Cthulhu fhtagn, (Cthulhu vaatleri,)
Cthulhu fhtagn. (Cthulhu vaatleri.)
Iaeeh. (Yaşasın.)
Iaeeh. (Yaşasın.)

Taşları nasıl çağıracağını bilen harekete geçsin. Zamanı geldi. Cthulhu'nun gölgesi gökyüzünü karartsın. Binlerce yavruyla birlikte Kara Orman Keçisi'nin hizmetkarı, tasvirden münezzeh olanın onuruna flütünü çalsın.

Cthulhu fhtagn, (Cthulhu vaatleri,)
Cthulhu fhtagn. (Cthulhu vaatleri.)
Iaeeh. (Yaşasın.)
Iaeeh. (Yaşasın.)

İsmi sırlı olan, bakışlarını inkarcıların üstüne dikti; zira o, kapının anahtarı, kapının bekçisidir ve sizi şu anda muazzam gücüyle korumaktadır.
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 19:43:33
ANILAR



Anılar
Yazan: Alistair Boleskine

Londra'da Basıldı
Editör: A. Machen
1833



Yeni İngiltere'de yer alan "I..." adlı balıkçı köyünü ilk kez, "G..." ile yaptığım görüşme esnasında duydum. Görünüşe göre orası; olağandışı vakalara uygun bir yermiş. Havası ve birkaç elverişli faktörün de bir araya gelmesi beni, işe koyulma konusunda sabırsızlandırıyordu. İngiliz Müzesi'nden de aldığım bilgilerden sonra, alelacele yola koyuldum.

Özellikle olumlu geri dönüş alan ve birkaç orijinal çizimi bulunan bu mantıklı vukunun detayları için, uzay ve kuyruklu yıldızlar üzerine çalışmalıyım. Bu çizimler, 1834 yılında bilim çevrelerinde büyük merak uyandırmıştı... Birileri bu olayın Halley Kuyruklu Yıldızı ile bir ilgisi olduğundan söz ediyordu.

Editörün Notu: Lord Boleskine'in anıları burada sona eriyor. Yeni İngiltere'ye yaptığı ziyaret sırasında, Demans rahatsızlığından dolayı, Aziz Andrew Hastahanesi'nde hayatını kaybetmeseydi kim bilir daha ne büyük katkıları olacaktı?
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 19:45:17
YÜZBAŞI NORTON'IN HİKÂYESİ



Birlik Ordusu
Yüzbaşısı
J.W. Norton'ın
Hikâyesi



17 Haziran 1862. Güney çöktü. Louisiana'nın kapıları bize açıldı. Her gün birliklerim için erzak talep etmek zorundayım ve bu çabama bir dizi cesur adam yardım etti. İsyancılar henüz silah bırakmaya hazır değil. Bölge güvenli olmaktan çok uzak. Batıya, daha da batıya giderek, azat edilmiş birçok köleyi sorguladım. Onlardan kıyı bölgelerde yer alan Derceto isimli bir plantasyonun varlığını öğrendim.

Oraya vardığımızda pek içten karşılanmadık. Yalnızca mülkün sahibi olan Pickford dostça davrandı. Adamlarım sığır ve tahıl rezervlerini sayarken ondan neler yapabileceğimi öğrendim. Adam çok sıra dışı biriydi ve olağanüstü kültürlü bir zihne sahipti. Akşam vakti, adamlarıma Derceto çevresine bivak kurmalarını emrettim. Pickford; ikinci komutanım Teğmen Patterson'ı ve beni akşam yemeğine davet etti.

Akşam harikaydı ve ev sahibi çok eğlenceli bir sohbetçiydi. Kahve servisi yapılırken Patterson, adamların kampını incelemeye gitti. Pickford'un bana teklif ettiği puro o kadar buruktu ki başım dönmeye başladı.

Diğer subayların, şeytanlar tarafından tuzağa düşürüldüğü kamp ateşi hikayelerini hatırladım. Zihnim, Pickford'un genişlemiş ve deforme olmuş yüzünün orada beliren kirli ve yoğun bir sisin içinde süzülüyordu. Bana sırıttı.

Patterson'ın dönmesi ile kabustan kurtuldum. Dışarıdan bağırışlar ve ateş sesleri duydum, ardından tabancamı çekecek gücü buldum. Üç el ateş ettim. Pickford yere düştü. Patterson sonra yanan evden çıkmama yardım etti. Dışarıdaki hava dumandan geçilmiyordu. Düzensiz şekilde geri çekilen bir bölük gibiydik. O sırada cehennem ateşinin içine atlayan köleleri gördüm. Pickford'u kurtarmaya çalışıyorlardı.
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 19:47:22
BELİRLİ İBLİSLER, SEMBOLLER VE AYİNLER



Belirli İblisler, Semboller ve Ayinler
Yazan: Heinrich Cassel

RING YAYINCILIK



Çağırma ayini, işlemi gerçekleştirecek kişinin saf olmasını gerektirir. Üstün boyutlarda uyuyanları çağırma işleminin karmaşıklığını daha önceden açıklamıştık.

Şimdi kendimizi, eski tarikatların sayılı ustaları tarafından kullanılan işaretlerden biriyle sınayacağız. Ayrıca bu işaret, kötülüğün hizmetçisinin karşısına çıktığınızda sizi koruma görevi görecek.

Bu işaret, kutsallığı temsil eder. İşaret ve serçe parmağınızı; baş parmağınızın altına doğru katlayın. Orta parmağınız ve yüzük parmağınız ise yukarıya baksın. Söz konusu işaretin Corpus Demonicus içinde saklanan dikkate değer sırlar hakkında bilgisi olan ustalara herhangi bir etkisi yokmuş gibi görünecektir. Bu gibi işaretlerin kullanımı çağrı girişiminde kayda değer bir risk oluşturmadığından eylem anında kullanabilirsiniz.
Başlık: Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
Gönderen: HammerHead - 12 Ağustos 2025, 19:48:42
BİR KORSANIN SEYİR KAYDI



Kayıp Ruhun Anıları

Maske düşmeli! Bu taslağı keşfedenler, şunu bilin: Ben buradayım. Mahzenimin karanlığında bekliyorum. Yakında bana ait olacaksınız. Kölelerimden biri bu belgeyi yazdı. Üç asırdır yaşıyorum ve benim adım; Ezechiel Pregzt veya Eliah Pickford... Kimi arayacağınızı siz seçin.

Korkup saklanmıyorum. Gücüm muazzam. Yedi denize açıldım. Gemim Astarte, tüm kıtalara terör saldı. Korsanlar beni 1620'nin Galli yargıçları gibi yargıladılar... Ama beni yok edemediler ve korsanlar da yok edemezdi. Şimdi, hareketsiz kaldım... Lanet Yankeeler!

Büyücülük, vudu ve Cthulhu kültü... Hepsini bilirim. Taşlara hem hükmettim hem de yakardım. Yalnızca Chthonian, mağaraya musallat olur ve bana direnir; ama saldırmaya cesaret edemez! Kendimi yenilemek için canlı bir vücuda ihtiyacım var. Hartwood'lar benden kaçmayı başardılar. Ama bu kelimeleri okuyan sizler, bana teslim olacaksınız!

Kesik nefesinizi duyuyorum ve korkunuzun kokusunu alıyorum. Ben ölümü yendim. Derceto'yu ben yaptım. Beklemenin ne olduğunu bilirim. Cthulhu bana yardım ediyor. Hizmetkarlarım sizi kurbanlık taşın üzerine yatıracak. Kükremem geceyi parçalayacak. Siz, benim olacaksınız ve ben bir kez daha hükümdar olacağım. Bana gelin.