Genelde kedi ve köpeklerle görülse de bazı zamanlar insanlarda da görülen kişinin, sağ gözündeki rengin solundakinden değişik olması durumuna "Farklı Göz" adı verilir.
1981 yılında Kanada'nın Columbia Dağı'nda bu tarz başka bir ender vaka, bölgeye özgü bir Kanada geyiğinde de vuku bulmuştur. Vaka incelendiğinde; Kanada geyiğinin mücevher gibi göz alıcı parlak bir kırmızı ve bir de mavi gözüne sahip olduğu anlaşılmıştır.
Bana, şimdiden başlayarak her hafta alarm cihazını kontrol etmemi söylediler; öncedense yılda bir-iki kez yapardım! Yeni patron biraz endişeli görünüyor. Kim buraya zorla girmek isteyecek ki?
21 Eylül
Güvenlikçi Todd'la biraz içtim. Odalara takılan yeni tip anahtar kartlar hakkında söylenip durdu. Güney kapısındaki tuş takımlı kilit yeterince iş görürmüş aslında... Ne acı bir durum.
22 Eylül
Todd, anahtar kartı tuvalette unutmuş, ben de ona geri götürdüm. Anahtarı, kızının fotoğrafıyla yan yana bulundurmasını söylediğimde, epey utandı. Bu adamda biraz ahmaklık var.
23 Eylül
Kazan dairesindeki garip gürültü, gitgide iyice artar oldu. Borulardaki cıvataların tekrar sıkmanın işe yarayacağından şüpheliyim. Meseleyi patronla gelecek hafta konuşurum. Pazar günü gelmem için hiçbir sebep yok.
Lobinin ikinci katına yerleştirilmiş kaçış merdiveni, acil durumlar dışında kapalı ve toplu vaziyettedir. Duman dedektörlerinin devreye girmesi durumunda otomatik olarak açılıp aşağı uzar.
Merdiven, olası elektrik kesintilerine karşın, özel bir acil durum güç kaynağına bağlıdır. Merdiven normal hâlde çalıştığı sıralar, güç kaynağını devreye sokmak için lütfen acil durum güç kaynağının şalterini açtığınızdan emin olun. Acil durum güç kaynağı, birinci katın kuzey ucundaki santralden kontrol edilmektedir.
Eski eşimle birlikte geçmişte kaldığımdan ötürü bu odayı özellikle tutmak istediğim doğru. Eski eşimi hatırlarken birkaç şey karaladığım bu yer, bir zamanlar huzur bulduğum bir yerdi. Ancak şimdi, otelin yeni bir sahibi var ve dekorasyon olsun diye odaya garip bir harita koymuş. Lanet şey arada bir titreşip durarak dikkatimi dağıtıyor. Odayı tutmam sırasında büyükçe bir indirim yaptıklarından ötürü şikayetçi olsam mı bilememiştim; ama sabrım taştı artık. Sabah buradan ayrılıp daha uygun bir otel bulacağım.
Louise, teklifin için çok teşekkür ederim; ama ben yine de Ed'le gitmeye karar verdim. Eğer burada kalsaydım, tüm o üzücü anılarımın üstesinden gelemezdim.
Odamdaki eski kale resmine bakarken aklıma çocukluğumuzun geçtiği Manchester geldi. Annem ve seninle birlikte kazadan önce yaşadığım o eğlence dolu zamanları asla unutmayacağım.
Ama aslında bunlarla ilgili pek de düşünmek istemiyorum. Her neyse, eminim, bensiz de idare edersin sen. Üzgünüm... Hoşça kal.
Babam ne zaman yeni bir okula başlasam, benden günlük tutmamı isterdi. O yüzden bugün bir deneyeyim dedim.
Babam daima meşguldür. O, bir üniversite hocası. Bu sabah mühim birisi ile toplantıya katılmak için erkenden dışarı çıktı.
Okul değiştirme hazırlıklarına başlamak zorundayım; ama babam dönünceye kadar önce bu otel odasında beklemem gerekli. Adamım, burada yapacak hiçbir şey yok ki... Yapacak eğlenceli bir şey bulurum diye odanın altını üstünü getirdim bir de.
Garip bir resim vardı... Onun yanındaki düğmeye birkaç kez bastım, ama bir şey olmadı. Hem sıkıldım hem de acıktım... Umarım babam döndüğü zaman bir şeyler yiyebiliriz.
Hepinize, seneler sonra tekrar merhaba. Ben Albert Wesker kullanıcı adıyla bildiğiniz Alper abiniz. ilsirya'nın (Dilay) önerisi üzerine ben de fazla uzun olmayacak üç beş bir şeyler karalamak isterim.
Cümle başında isim olarak kendimi tanıtmıştım, adım Alper. Samsun doğumluyum, şu an itibarıyla 33 yaşında ve halen Samsun'da ikamet etmekteyim. Özel bir şirkette müşteri temsilcisi konumunda 7 yıla yakın bir süredir çalışıyorum. İç güveyden hallice diyebileceğiniz bir gelir düzeyine sahip olmakla beraber, fazla harcama ihtiyacı olmayan birisi olarak kendi kendime yetebiliyorum. Mizacıma gelecek olursak, genel tabiriyle ciddiyet yanlısı ve kuru şakalardan uzak bir insanım. Belirgin kırmızı çizgilere sahibim ve en yakınım dahi olsanız bu sınırların ihlaline müsade etmiyorum. Bu beni sevimsiz, soğuk nevale bir insan yapmıyor kuşkusuz. Kendimce bir mizah anlayışına da sahibim. Yani her şeyin bir yerinin ve zamanının olduğunu düşünenlerdenim anlayacağınız.
Bu siteyle ilgili olarak uzun bir maziye sahibim. Resident Evil Türk... Evet, o günleri hatırlayabiliyorum. Msn Messenger'ın en etkin iletişim aracı olduğu bir dönemdi ve forum siteleri çok tutuluyordu. O dönemi görmüş bir internet sitesiydi burası. Lakin zamanla sosyal ağların yaygınlaşmasıyla beraber forum siteleri de eski 'karizmalarını' yitirdiler. Bu, kuşkusuz ki sanal ortamın evrimsel sürecinden gelen doğal bir sonuçtu. Forumlar her zaman belirli bir disiplin ve kendince katı kurallara sahipti. İnsanlar artık biraz daha özgürlük arar oldular ve sosyal ağlar hayatımızın vazgeçilmez parçaları oldu. Bu site, eski adıyla Resident Evil Turk de bu sürecin eleğinden geçti ve geneli olumlu olacak bir çok hatırayla kapandı. Daha önce birçok forum sitesi görmüştüm ama burası kadar farklı bir yer görmemiştim. Çünkü her şeyden önce sevdiğim kült bir serinin fan sayfasıydı ve burada 'olmazsam olmazdı' Ayrıca farklı forum sayfalarından tanıdığım isimlerin yönetiminde açılan bir sayfaydı, bu da bu sitenin yerini benim için bir tık daha özel yapıyordu. Bir çok çeviri ve makale ile destek sağladım. Bu benim için, ki o yıllardaki ruh halime göre söylüyorum, bir vazife gibiydi. Okula giden bir öğrencinin sınava çalışması gibi ya da karnı acıkan bir kişinin yemek yemesi gibi düşünebilirsiniz. Zaman su gibi geçti, bazı şeyler değişti ve artık forum siteleri de miyadını doldurdu. Resident Evil Türk de bunlardan birisiydi. İyiydi, hoştu lakin her güzel şeyin olduğu gibi onun da bir sonu olmalıydı. Nitekim oldu da ve uzun bir süreliğine takipçilerinden ayrıldı. Şimdi ise farklı bir isimle diriltilmeye çalışıldığını görüyorum. Takdire şayan bir çaba. Bu fikrin sahibi ayakta alkışlanmalı diye düşünmekteyim. Şu anki süreçte ne olur? Bence bir forum sitesin ortamından ziyade bir müze olarak hizmet vereceğini düşünüyorum buranın. Ya da geniş sanal bir kütüphane de diyebiliriz, bilgi almak isteyenler için. Sosyal ağların bilgi paylaşım hızını geçemeyecek olsa bile yine de geçmişte ne yaptığımızı hatırlamak adına ideal bir ortam olacağını tahmin ediyorum. Fazla aktif olabilir miyim? Zannetmiyorum. Ama arada sırada bile olsa ne olup ne bittiğine göz gezdirebilecek bir zamanım olur diye düşünüyorum. Sonuç olarak bir çok takipçisinin olduğu gibi benim de geçmişimin bir parçası burası.
Evet... Bu yazının da sonuna gelelim ve sizleri okurken çok fazla sıkmayalım. Mümkün olduğunca kendimden ve Resident Evil Turk hakkındaki düşüncelerimden bahsetmeye çalıştım. Umarım kendimi ifade etmekte başarılı olmuşumdur. Bu anlattıklarımla ilgili ya da bunların haricinde, ki güncel forum kurallarına uygun olmak şartıyla, hakkımda merak ettiğiniz diğer şeyleri de sorabilirsiniz. Zaman ayırıp okuduğunuz için sizlere teşekkür ediyorum, kendinize çok çok iyi bakın.
İlk Revelations oyununun Japonya'da satışa çıkmış sürümünün yanında sınırlı sayıda verilen DVD üzerinden yayınlanmış Japonca selsendirmeli Jessica'nın Raporu arşivimizde yerini almıştır. Rapor; yalnızca Japonca seslendirmeli olarak mevcuttur ve proje de doğrudan Japoncadan Türkçeye çevrilmiştir. Aslında uygun olarak tek bölüm şeklinde hazırlanmıştır.
Genel olarak T-Abyss ve ilk Revelations'ın geçmişi ile önemli karakterlerin bir özet derlemesi olan içeriğin anlatıcısı; oyunun başka bir ana karakteri olan Jessica Sherawat'tır. Rapor, zaman dilimi olarak Revelations 1 senaryosunun sonrasında geçmektedir. Jessica, BSAA'den ayrılmış ve T-Abyss üzerinde bir rapor üzerinde çalışmaktadır. Ki tüm içeriğin konusu da bu rapordur zâten. Jessica raporunu hazırlarken zaman zaman başka ses kayıtları açar ve bu kayıtlarda geçen Küresel Eczâcılar Birliği denetçisi kimliğindeki kişi Excella Gionne olup Jessica'nın aklında bu rapor işini de o sokmuştur. Jessica'nın Raporu için; bir anlamda Revelations 1'in ana senaryosuna farklı bir bakış açısı sunmayı amaçladığı söylenebilir.
Proje Sorumlusu: DWG22 HammerHead
Görev Alanlar: Albert Wesker DWG22 HammerHead ilsirya leon scott kenedy Orcuncharted
Yazıya Dökülmüş Hâli
[Terragrigia Vakası]
Olay; Akdeniz Kıyısı'ndaki büyük şehir Terragrigia'da meydana geldi, 2004 yılıydı. İnsansız hava aracından T-Abyss Virüsü yağdırılıp şehrin biyolojik silahlarca istila edilmesi sonrası teröristler, denizle çevrili cenneti cehennem etmiş oldular.
Sorumluluğu üstlenen örgüt, kendisini Dante'nin "İlâhi Komedya"sındaki ünlü "Grayhound"un İtalyancası Veltro olarak nitelendirdi. Bu uluslararası yabancı grubun biyolojik silahları nasıl ele geçirdiği bugün bile bilinmiyor. O zamanlar Veltro hakkında bilinen yalnızca öğrenci hareketinden doğma radikal bir gerilla grubu olduğuydu. İfadelerine bakılırsa, kalkınmayı protesto eden terörist bir oluşumdu. Ama gerçek bu muydu? Artık bunu bilmenin hiçbir yolu yok. Dünyayı yerinden oynatan bu eşi görülmemiş biyo-terörist saldırı kitlesel medya tarafından Terragrigia Paniği olarak aktarıldı. "Terragrigia" ismi sonsuza kadar üzüntü ile eş anlamlı olarak hatırlanacak.
Ve bir yıl sonra... BSAA güvenilir olduğunu düşündüğü bir istihbarat elde etti. Bu bilgi; yakın zamanda gerçekleşme ihtimali olan bir terör eylemiyle ilgiliydi. Dahası işin arkasında Veltro'nun olabileceğini işaret eden ciddi emareler vardı, inanması güç olsa da. Resmi raporlara göre; FBC'nin temizlik operasyonu sırasında tüm kilit Veltro üyelerinin saklanma yerlerinde öldüğü doğrulanmıştı. Fakat gerçekte, bir istisna kalmıştı. Örgütün fiili lideri Jack Norman.
Cesedinin henüz onaylanmadığına dair bir söylenti mevcuttu. Bu bilgi kamuoyundan saklı tutuldu. Baskın karizması nedeniyle Veltro liderinin Jack Norman olduğuna inanıldı... Sorumluluğu üstlenmesine ilişkin bıraktığı video, yandaşları tarafından onu şehit statüsüne yükseltmek için kullanıldı. Günümüzde bile video paylaşım sitelerinde mevcut.
Vaziyet ne olursa olsun, çabucak harekete geçmemiz lazım. Bu bilginin doğruluğunu veya asılsızlığını tespit etmek elimizde. Aynı trajedinin tekrarlanmasına izin veremeyiz.
[Küresel Eczacılar Birliği Çalışanı Excella Gionne'nin Denetçi Olarak Jessica'yla Mülâkatı]
Denetçi: Ajan mülakatı. Muhatap: Jessica Sherewat. Küresel Eczacılar Birliği'nden özel bir denetçi tarafından kaydedilmiştir. Lütfen bana bu göreve katılan ajanlardan bahsedin.
Jessica: Öznel olarak konuşmamın mahsuru var mı?
Denetçi: Yok, çekinmeden konuşun.
Jessica: Chris Redfield... BSAA'in kurucularından olan Esas On Birli'den biri. Olağanüstü kabiliyetlere ve yakın dövüş yeteneklerine sahip. Amerikan Hava Kuvvetleri'nin bir üyesiydi ve uçak uçurabiliyor.
Denetçi: Onunla hiç takım oldunuz mu?
Jessica: Hayır. Bu göreve kadar olmadım. Ama mükemmel olmaz mı sizce de? Ben onun arkasını kollardım, o da benimkini. -(Hayal) "Jessica, iyi misin?" / "Evet, Chris. İyiyim." (Hayal)- Hollywood filmlerindeki gibi.
Denetçi: Sıradaki soru; onun geçmişinden bahsedebilir misiniz?
Jessica: Pekâlâ. Chris'in biyo-silahlarla mücadelesi 1998 yılında Umbrella Arklay Tesisi'ndeki genellikle "Konak Hadisesi" olarak bilinen T-Virüsü sızıntısı ile başladı.
Denetçi: Raccoon Şehri Polisi S.T.A.R.S.'ta çalıştığı sıradaydı yani. Bu ilgimizi çeken tecrübelerinden birisi.
Jessica: O maskesi ve pelerini olmayan bir modern zaman kahramanı. En şiddetli çatışmaların bile her zaman üstesinden gelir. Böylece savaş yeteneklerini geliştirdi ve en nihayetinde Umbrella'yı yıktı. Sicili BSAA'de bile en üst sırada...
Denetçi: Kendisine bir KEB üyesi olarak özellikle müteşekkirim. Eğer Umbrella'nın peşine düşmemiş olsaydı, hâlimiz kötüden de kötü olurdu.
Jessica: KEB'nin BSAA'i oluşturmasının ve üyesi olması için Chris'i davet etmesinin sebebi de buydu.
Denetçi: Evet, yalnızca yetenekli bir üyenin sorumluluğuna değil, biyo-terörizme karşı savaşma kabiliyeti olan bir oluşuma ihtiyacımız vardı.
Jessica: Jill Valentine. Esas On Birli'den biri ve Chris gibi S.T.A.R.S.'tan geldi. Ağır ateşli silahlarda yetenekli, çatışma hâllerinde kontrollü. Ayrıca basit kilitleri bile açmakta uzman. Ah, doğru ya, bombaları etkisiz hâle getirmede de yetenekli olduğunu duymuştum. Açıkçası, Jill'in "iyilik timsali" duruşunun çok hayranı değilim. Ama sanırım yetenekleri saygıyı hak ediyor. İş başka arkadaşlık başka değil mi, sizin için uygun mu?
Denetçi: Peki. Elle tutulur şeyler verdiğiniz sürece bizim için uygun. Jill Valentine "Raccoon Şehri Felaketi"ni atlatan birkaç kişiden biriydi, doğru mu?
Jessica: Evet. Konak Hadisesi'nden sonra, Raccoon Şehri'nde kaldı ve araştırmaya tek başına devam etti. İki ay geçmişti ki şehrin tamamında biyolojik tehlike oluştu. Kamu raporlarına bakılırsa, "T-Virüsü" yasal olarak bertaraf edilmişti.
Denetçi: O sıra biyolojik silahların varlığının halka açıklanması kimseye yaramazdı.
Jessica: "Kimse" içine tabii hükümet de giriyor. Hükümetin "arındırma" adı altında füze fırlatıp şehri yok etmesi tam da o, Raccoon Şehri'nden kaçtıktan sonraydı. Eminim gördüğü manzara ömür boyu aklından çıkmayacak.
Denetçi: Aynı şeyi yaşadığın için mi?
Jessica: Sanırım. Ama ben farklı olarak o an yalnızca acizlik hissettim.
Jessica: Parker Luciani. Eski bir FBC ajanı.
Denetçi: Senin gibi yani?
Jessica: FBC'den meslektaşımdı, o bakımdan iyisiyle kötüsüyle... tanırım onu. İnatçı ve laf dinlemez biridir. İfademi mazur gör ama, adam bildiğin... malın teki!
Denetçi: Anlıyorum. Peki, neden BSAA'e katıldı?
Jessica: Parker, BSAA'e bir yıl önce katıldı. Sanırsam... sebebini biliyorsun; Terragrigia Paniği yüzünden. FBC'nin bariz şekilde itibarını korumak için aldığı kararlar onu rahatsız etti. O günlerde problemlerini alkol ile bastırmayı denedi. Fakat daha sonrasındaysa masumları korumak için daha fazla çabalaması gerektiğine karar verip, BSAA'e katıldı.
Denetçi: Sahiden de malın tekiymiş.
Jessica: Aslında tontiş yanı da o bence...
Jessica: Keith Lumley ve Ouint Cetcham. Bu ikisini birlikte ele almak mantıklı olur.
Denetçi: Sorun değil, öyle yap. Masabaşıcı ve saha adamı. Beyin ve kas. Tedbirli ve fevri. Onları anlayabilmek için aklınıza gelen her tür zıt anlamlı kelimeyi yan yana koyun. Bilgi analizinde ihtisas yapan ve makinelerle arası iyi olan Ouint; özel kuvvetler operasyonları ve çatışmada deneyimli olansa Keith. İkisi de farklı düşünüyor ve kavga ediyormuş gibi görünebilirler, ama yetenekleri en çok takım olarak çalıştıkları zaman faydalı olmakta.
Denetçi: Birbirlerinin eksikliklerini telâfi eden ne güzel bir takım.
Jessica: BSAA yöneticisi Clive R. O'Brian. Bu operasyonun komutasına bizzat kendi geçti. O yüzden herkes diken üstünde.
Denetçi: Enteresan. Genelde operasyon yürütmek adeti değildir.
Jessica: Aslında perde arkası adamıdır. Normalde "Her ne yapıyorsanız, sessiz sedasız yapın," der O'brian.
Denetçi: "Matta 6:3"teki gibi... Sadaka verirken sol eliniz, sağ elinizin ne yaptığını bilmesin.
Jessica: Devamı da var: "Bilgelik sessizlikten geçer." Mesafeli ve savunmasız görünür; ama elini asla belli etmez. Kaba saba ve üstü başı dağınık olabilir; ama aslında tam anasının gözüdür.
Denetçi: Başka türlü de BSAA'i yönetemezdi zaten. Yanlışım yoksa Terragrigia Paniği sırasında sevk edilen tek BSAA üyesiydi değil mi? FBC ile çözüm sürecine dair birtakım anlaşmazlıklar yaşamış diye duydum.
Jessica: Öyle miydi ki? Açıkçası sahadaki kontrol FBC'deydi. Gözlemci olarak O'Brian'ın görüşleri kulak ardı edilmiş olabilir belki.
Denetçi: FBC hakkında da konuşabilir misiniz?
Jessica: Tabii. Birleşik Devletler biyo-terörizm karşıt birimi Federal Biyo-terörizm Kurulu'nun, kısaca FBC'nin yöneticisi: Morgan Lansdale. Kurul'un bu zamana kadarki ilk ve tek yöneticisi. Özetle, FBC'deki konumu sarsılmazdır.
Denetçi: Diktatör da denebilir. FBC'deki her şey, ne kadar önemsiz olursa olsun, Morgan'ın onayından geçerek olur. Gelgelelim, onun bildiklerini başkalarının bilmeye hakkı olmaz.
Jessica: Ama neticede, FBC dünyanın en geniş biyo-terörizm karşıtı örgütü. Biyo-terörizmle kamuoyunu korkuttu ve Kongre'nin örgüte ciddi bir güç tanımasını sağladı. Bunlar da Morgan Lansdale'in kararlı iradesi olmasa olmazdı.
Jessica: FBC'ye bağlı ajan Raymond Vester... Ben ve Parker FBC'deyken o henüz genç ve hevesli bir acemiydi. Hâlen hakkında duyumlar alırım.
Denetçi: Ben pek iyi şeyler duydum diyemem. Sert soruşturmalar, yerel polisi tanımama ve işbirliği yapmama. BSAA operasyonlarına bile çok kez müdahale etmiş.
Jessica: Öyleymiş. Ben dahil olduğumdan beri onu görmedim ama. Yani bundan fazlasını bilmiyorum.
Denetçi: Teşekkür ederim. Açıklamalarınız çok ilgi çekiciydi. Sizi anlamakta büyük yararı oldu.
Jessica: Bir şey değil. Ödülüm ne olsa...? Tabii ya. Yakın zamanda sunduğum ayrılış talebini onaylayabilir misiniz?
Denetçi: İyi madem. Ama ödevinizi yapmanız şartıyla.
Jessica: Vay, buranın bir lise olduğunu bilmiyordum. O zaman anlaştık. Sizi sağlam bir rapor bekliyor.
[Jessica'nın Sözünü Verdiği Rapor]
Haydi bakalım.
Kimi zaman bu dünyadaki önemsiz olaylar, büyük olaylar doğurabilir. Belki de insan doğasının değişken oluşundandır bu. Ki tasarlanmış bir virüs de öyledir. T-Virüsü, bu ismi duymayan kimse kalmamıştır. İlaç devi Umbrella Şirketi altında geliştirilmiş bu viral silah, sektörde yakından bilinmekte. T-Virüsü, enfekte ettiği organizmaların genlerini yeniden yazmak gibi emsalsiz bir özelliğe sahiptir. Bunun en çarpıcı örneği; "zombi" olarak bilinen insana bulaşma olayıdır. Bu virüsün geliştirilmesindeki gerçek amaç; T-Virüsü ile genetiği oynanmış "B.O.S." denilen biyolojik silahlar üretmek, sonrasında da silâh endüstrisini domine etmekti.
Hunter, Nemesis, Tyrant. Şimdiye kadar, muazzam sayıda B.O.S. üretildi. Araştırmacıların dinmeyen tutkusu, bu ifade doğru mu tartışılır, sınır tanımıyordu. Umbrella'nın yıkılışından sonra, bugün bile viral silahların araştırılması ve geliştirilmesi kesin olarak bir yerlerde sürüyor. Ve şimdiyse, T-Virüsü'nün gelişmiş versiyonu olarak tanımlanabilecek bir viral silah üretildi. Bu silah; Terragrigia Paniği'nde kullanılan T-Abyss'tir.
T-Abyss; derin deniz keşifleri sırasında keşfedilmiş yeni bir virüs olup, Abyss ile T-Virüsü'nün genetik bir melezidir. T-Abyss hâlâ daha gizemini koruyan bir virüs. Ama şahsen enfekte vakalara ilişkin değerli veriler elde etme şansım oldu.
Ooze. T-Abyss enfeksiyonlu insanlara verdiğimiz ad. Suya batmış demektir. Bu ismi veren araştırmacıların düşüncesine hak veriyorum; boğulup da şişmiş cesetler gibiler. Ooze'lerin özelliği; beklenmedik yerlerde ortaya çıkmalarıdır. Çeşitli yarık ve boşluklardan geçmek için vücutlarının esnekliğini kullanarak kurbanlarını avlarlar. Hareket kalıpları tahmin edilemezdir. Ooze'lerin hareketleri ardında; susuz kalmışlık hissi yatar. Bu da, T-Abyss'in vücutta yayılırken aşırı sıvı tüketmesine yorulmakta. Et yemekten ziyade kurbanlarının kan ve vücut sıvılarından beslenmeleri, T-Virüsü kaparak zombi olanlarla aralarındaki en büyük farktır.
Sülük benzeri ağız organı, kan emmek için evrimleşmiş bir dildir. Dilin ucunda birbirinden bağımsız hareket edebilen yüzlerce küçük diş vardır. İşte bu dişlerle kurbanının derisini yırtarak kanını ve bedensel sıvılarını özümser.
Skagdead; enfekte kişinin uğradığı bir mutasyon türüdür. Bu durum; virüse karşı normalden daha fazla direnç gösterenlerde görülür. Virüsün vücuda yayılması fazla zaman aldığında yaşanan bir mutasyon olduğu sanılmakta. İhtimali binde bir ama, dünyanın da bin türlü hâli var. Ne yazık ki-- Yok, aslında çok şükür ki, şuursuzlar. Devreleri arızalı mekanik bir oyuncak gibi, aynı anlamsız şeyleri söyler dururlar.
Direnç seviyeleri hayli yüksektir. Şişkin vücut hatları hayati organlarına verilen hasarı en aza indirgeme etkisine sahiptir.
Enfekte kişilerin mutasyon verileri, no 2. Sea Creeper; adı üstünde denizcil bir yaratık türü. Su altının kraliçesidirler. Evet, "dişi" olarak anılan Sea Creeper'ın mutasyonu XX kromozomlularda, yalnızca kadın enfektelerde görünür. Suda gizlice dolanan bir Sea Creeper, virüsün etkisi sonucu türeyen altı koluyla kurbanını yakalar ve tüm vücuduyla ondan beslenir. Kollarını doladı mı... iş bitmiştir.
Sea Creeper'lar suda saklanıyorsa saptaması zordur. Ama biyo-tarayıcılar yardımıyla varlıklarını tespit etmek mümkündür.
Elimdeki T-Abyss Virüsü'ne ait veriler bu kadar. Sadece enfekte vakalar hakkında bilgi edinebildim. Silahlandırılmış bir B.O.S. varlığını ise teyit edemedim. Fakat geçmişe bakacak olursak biyo-organik silah araştırma ve geliştirme çalışmalarının halihazırda devam ettiğini hayal etmek zor değil. Deniz yaşamının genetik etkisini yansıtan yeni bir B.O.S. ile karşılaşma ihtimalini hep birlikte bekleyip göreceğiz. Şu anlık T-Abyss'e dair gerçek bir savaş verisi yok. Şayet olsaydı, araştırmamız ciddi bir ivme kazanmış olurdu.
[Son Söz]
(Jessica, çalan telefonunu açar.)
Jessica: Jessica Sherawat?
Denetçi: ...
Jessica: Evet. Hay Allah ya... Rapor sağlam oldu mu olmadı mı bilemedim... Sonra bakarız artık...
Denetçi: ...
Jessica: Üzgünüm, buluşmamız da yaklaştı. Ben tatilime döneyim.
Denetçi: ...
Jessica: Oldu, görüşürüz.
Biyolojik silahlardan fayda sağlayan insanlar olduğu sürece, vazifemiz bitmez. Tatilin sona erişiyle, yeni bir görev başlıyor. Evet, yarın erkenden...
Ee kime yolluyoruz gençler, karar verdiniz mi bari. Aklımda Wesker (D.C. Douglas) vardı ama adam hayranlarına veda etti, hatta çok hoş bir veda videosu çekti. O halde halihazırda elimizde iki as kaldı. Chris mi Leon mu? Karar verin beyler?
Soner, teşekkürler, güzel bir anlatım olduğunu söyleyebilirim. Yakında, Operation Raccoon City odamıza, bu bölümlerin rekor sohbet odalarını da açacağız. Fakat şu an için daha zamanı var. Malum, oyuncular henüz oyuna tam olarak hakim olamadılar ve bunun nedeni de belli: buglar. Pc'ye çıksın, oyun site üyelerimizden kalabalık bir kitleye ulaşsın, o zaman bu odaları da açmamız zaruri hale gelecektir. Neyse sözü uzatmadan, bu hoş çalışman için tekrar teşekkür ediyorum.