Forever Ziyaretçi Nihai Biyo-Organik Silah Evriliş Diriliş Çöküş Kuruluş Başlangıç
Bizler İnkâr Edilemeyiz! -Forever Ekibi
  • 22853
  • 107

Orcuncharted

  • Forever Emektarı
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 827
    • Profili Görüntüle
MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« : 13 Ocak 2011, 02:18:55 »
Aslında ilk iki bölümü tamamladıktan sonra hikayeyi sizlere sunmak istiyordum, ama ilk bölümü an itibarıyla bitirdikten sonra sizleri fazla bekletmemek amacı ile konuyu açma gereksinimi duydum.
Bu seferki hikaye, önceki iki hikayenin aksine, her bir sonraki bölüm birer hafta ara ile yayınlanacaktır :)

Evet, hikayemize başlayalım;


   Hafif bir ışık parlaması ve akabinde gelen büyük bir gümbürtü ile yerinden sıçrayarak uyandı Orçun. Yüreği ağzına gelmiş, dehşete kapılmıştı. Yaşadığı korkunun etkisiyle şöyle bir doğrulup, çevresine kulak kabarttı, ama en ufak bir hareket bile yoktu. Kendi çıkarttığı seslerin haricinde başka hiçbir ses duymuyordu. Tam anlamıyla derin bir sessizlik hakimdi. Sakinleşmeye çalışıyordu Orçun. Bu arada da soğuk bir yerde yattığının farkına vardı. Üstünü başını şöyle bir kontrol etti. Görünürde herhangi bir yırtık veya sökük yoktu. Bu da gösteriyordu ki herhangi bir saldırıya uğramamıştı. Mutlu olmuştu. Şöyle bir etrafına göz gezdirip nerede olduğunu anlamaya çalıştı Orçun, ama hiçbir şey ona tanıdık gelmemişti. Bildiği bir yerde değildi. Hayır, değildi. Peki o zaman neredeydi? Ayrıca merak ettiği bir şey daha vardı: Bu şekilde uyanmasına neden olan şey neydi? Bu esnada, daha önceden duymadığı bir takım tıkırtılar duymaya başladı. Başını hızla çevirip, tıkırtıların geldiği tarafa baktı. Yanıbaşındaki cama vuran yağmur damlalarını fark etti. Şiddetlerine bakılırsa dışarıda sağanak yağmur vardı. Eliyle yerden destek alarak ayağa kalktı. Bu yerde ne kadar bir süredir yattığını merak ediyordu. Yarım saat? Bir saat? Bir buçuk saat? Belki de üç saat? Hem ne önemi vardı ki, sonuçta herhangi bir saldırıya uğramamıştı. Halen de tek parça halindeydi. Etrafına tekrar baktı. Bir şeyleri görmeye çalışıyormuş gibi karanlığına bakıyordu ki, o anda çakan şimşek ile iç mekan, en ince detayına kadar gündüz vakti gibi aydınlandı. Bu sayede nerede olduğunu anlamıştı Orçun. Bir restorandaydı, ama daha önceden hiçbir şekilde görmediği bir restorandaydı. Hala buraya nasıl geldiğini de merak ediyordu. Bu merakı, buz tutmuş bir göl yüzeyinin altında dalgalanan suyun çıkarttığı boğuk sese eşdeğer bir gök gürültüsü sesi tarafından bölündü. Boğuk çıkan gök gürültüsü sesi, giderek güçlendi ve restoranın camlarını hatrı sayılır ölçüde titrettikten sonra, yerini tekrar yağmur damlalarının sesine bıraktı.
   "Şu durumda, dışarı çıkmak akıl kârı değil." diye söylendi Orçun. "?Acaba buralarda bir şemsiye var mıdır?"
   Restoranda biraz dolaştıktan sonra, kendisine güzel bir şemsiye buldu. Şanslı olduğunu düşündü. Aslında yağmurda yürümeyi ve ıslanmayı severdi, ama böyle bir yağmurda değil. En azından şu durumda değil.
   Evet... Hazır olduğuna göre, şemsiyesini açıp, dışarı çıkabilirdi.
   Çıkış kapısını kullanarak dışarı çıkmak için hamle yaptı. Ancak nedense kapıyı açamadı. Sıkışmış olabileceğini düşünerek birkaç defa daha denedi, ama yine başarı sağlayamamıştı. Kapı açılmamakta direniyordu. Görünen o ki kilitliydi. Aklına kasaya bakmak geldi. Belki anahtar orada olabilirdi.
   Kasanın yanına vardıktan sonra çekmeceleri teker teker kontrol etmeye başladı. En son çekmece hariç diğerlerinde hiçbir şey yoktu, ama en son çekmece açılmıyordu. Sıkışmış olmasını umuyordu Orçun. Yanında işe yarar bir şey olup olmadığına bakmak için ceplerini kontrol ediyordu ki, arka cebinde ilginç bir şey buldu. Ancak karanlıktan dolayı ne olduğunu anlayamamıştı. Bir ışık kaynağı aradı. Ne var ki, tam bu sırada çakan şimşeğin içeriyi bir kez daha aydınlatması ile yazarkasanın yanında duran çakmağı fark etti. Aldı. Çakmayı denedi. Neyse ki içinde halen bir miktar gaz vardı. Çakmağın yarattığı ışık kaynağının yardımı ile arka cebinde bulduğu, katlanmış halde duran şeye bir göz attı. Bu bir biletti... İsim kısmında kendi adını gördü. İstikamet yönünde ise Gaziantep yazıyordu.
   "Bu da ne böyle? Gaziantep'e ne için gid..." diye söyleniyordu ki Orçun, bir şimşek daha çaktı, ama bu seferki tam da beyninin içinde çakmıştı. "Bir dakika bekle... Bu..."

   Kavaklıdere / Ankara
   16 Haziran 2011, 19:15

   İzmir'de bir araya geldikten sonra sekiz saatlik bir yolculuk ile Ankara'ya varan Levent, Orçun ve Deniz, İstanbul'dan gelecek olan Berke'nin otobüsünün de fazla gecikmemesi neticesinde, kargaşadan dolayı birbirlerini bulmakta birazcık güçlük yaşasalar da, en nihayetinde otogarda buluştular. Grup üyelerinin yol yorgunluğu nedeni ile fazla uzun süremeyen tanışma merasimini takiben, Orçun, İzmir'den yola çıkmadan önce bir kağıda not ettiği otelleri teker teker aramaya karar verdi.
   "Millet, şimdi öncelikle şu kalacağımız yeri ayarlayalım, diyorum." dedi Orçun. Cebinden çıkarttığı kağıdı gösteriyordu. "İzmir'den çıkmadan önce Ankara'daki otellerin telefon numaralarını bir kağıda not etmiştim."
   "Akıllı adamın hali başka oluyor." dedi Berke. "Sağlamcısın abi, ama umarım yer vardır."
   "Şansımıza..."

   Birkaç telefon görüşmesinden sonra, Deniz ve Levent, nerede kalacakları konusunda kara kara düşünmeye başlamışlardı ki, ancak Kavaklıdere'deki bir otelde yer bulabilen Orçun, arkadaşlarına müjdeli haberi verdi. Hep birlikte, otogarda buldukları bir taksiye binerek otelin yolunu tuttular.

   "Otel ayarlayacağını sanıyordum." dedi Deniz. Otelin önünde duran taksiden inerken gözleriyle oteli inceliyordu. "Saray değil...? Çok pahalı değil midir?"
   "Hiç önemli değil." dedi Orçun. ?Sonuçta her zaman gelmiyoruz. O kadar da yol yorgunuyuz, bu seferlik bir sarayda kalalım."
   "Helal be abi!" dedi Levent. Bu arada, taksiciye ücretini uzatıyordu. "Yalnız otel cidden saray gibi görünüyor, Deniz'e hak vermemek elde değil."
   "Ben de bu kadar iyi bir otel olacağını tahmin etmemiştim."
   Levent'in taksiciyle olan para alış-verişinden sonra valizlerini alan grup üyeleri, bitkin adımlarla otele doğru yürüdüler.
   
İçeri girdiklerinde, Orçun, resepsiyondaki görevliye kendisini ve arkadaşlarını tanıttıktan sonra oda tutma işlemlerini halletmeye koyuldu. Neyse ki fazla sürmeyen işlemlerin ardından diğer görevli personelle odalarının bulunduğu kata çıkan Deniz, Levent ve Berke, Orçun'un görevli personele teşekkür edip, anahtarı almasıyla nihayet rahatlama fırsatı buldular.

Levent ile Orçun valizleri düzenlemeye çalışırlarken, Deniz ve Berke de buldukları ilk yerlere kendilerini atıp , sakinleşmeye çalışıyorlardı.
   "Aramızdaki bu takım çalışmasına bayılıyorum." dedi Orçun. Ayağa kalktıktan sonra Berke'ye baktı. "Biz eşyaları düzenleme kısmını hallediyoruz, siz de dinlenme kısmını."
   Bunun üzerine, Berke birden yerinden fırlayıverdi. "Abi kusura bakma ya, şuu..."
   "Yahu otur Berke!" dedi Orçun. Gülüyordu. "Şaka dedim, otur yahu... Biz Levent ile hallederiz. Yalnız o değil de, Deniz de hiç üstüne alınmıyor hani."
   "Niye alınayım ki? Sizin gibi koca koca adamlar dururken, ben niye rahatımı bozayım?"
   "Hah, işte bak abi, görüyor musun?" dedi Levent, eliyle Deniz'i işaret etti. "Bunun gibi olacaksın işte abi. İşi bilip, işe gitmeyenlerdendir bu Deniz."
   "Ne diyorsun bu işe Deniz?"
   "Levent abinin söylediklerine aynen katılıyorum."
   "Kardeşim, teker teker gelin ya!" dedi Orçun. Her iki elini de havaya kaldırmıştı. "Teslim oluyorum, ateş etmeyin! Neyse, şu valizleri bir halledelim de, sonra ne yapacağımıza karar veririz."
   "Bence hiçbir şey yapmayalım." dedi Deniz. "Ben yorgunluktan ölüyorum. Hem yarın Seçkin abi ile de buluşacağız, hem de yarın akşam bir yolculuğumuz daha var. Bir enerji depolasak hiç fena olmaz."
   "Katılıyorum." dedi Berke. "Bence de pek bir şey yapmayalım. Odamız da gayet konforlu. Bence bu geceyi dinlenmek için uyumaya ayıralım."
   Orçun, Levent'e dönüp bir baktı. "Pekala." Dedi. "Yarın dolu dolu bir gün bizleri bekliyor. O nedenle uyusak iyi olacak."


Sn_AqE

  • Eski Üye
  • *
  • Çevrimdışı
  • Default Avatar
  • İleti: 73
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #1 : 14 Ocak 2011, 22:18:12 »
İyi uykular abi. Sağ salim ulaşın demeyi çok isterim ama hikaye olmaz o zaman :D ellerine sağlık Orçun abi :W 


fabrisio

  • Eski Üye
  • *
  • Çevrimdışı
  • Default Avatar
  • İleti: 25
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #2 : 17 Ocak 2011, 22:04:52 »
Kardeşim, hikayene devam ediyorsun. Yeni farkettim ve çok mutlu oldum. Demek senin yazdığın gün ben siteye girmemişim. Bol aksiyon ve gerilim dolu hikayelerini bekliyorum  ;)


Orcuncharted

  • Forever Emektarı
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 827
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #3 : 18 Ocak 2011, 15:46:03 »
İyi uykular abi. Sağ salim ulaşın demeyi çok isterim ama hikaye olmaz o zaman :D ellerine sağlık Orçun abi :W 

Evet, hikaye olması için sağ salim varmamamız lazım :D İlla ki başımıza bir şey gelecek ki hikaye olacak :D :D Filmler de öyle değil mi? Film olabilmesi için bazı şeylerin zorlama gerçekleşmesi lazım :W


Kardeşim, hikayene devam ediyorsun. Yeni farkettim ve çok mutlu oldum. Demek senin yazdığın gün ben siteye girmemişim. Bol aksiyon ve gerilim dolu hikayelerini bekliyorum  ;)

Sorun değil Seçkin abi. Zaten perşembeden perşembeye koyacağım yeni bölümleri. Aceleye gerek yok :)
Bu arada, bu hikayede birazcık da duygusallık olacak. Umarım hikaye içinde sırıtmaz sizin açınızdan da...


Orcuncharted

  • Forever Emektarı
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 827
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #4 : 18 Ocak 2011, 19:28:37 »
   17 Haziran 2011, 11:15
   Kavaklıdere / Ankara

   Yolculuğun verdiği yorgunluk ile deliksiz bir uyku uyudu Levent, Orçun, Deniz ve Berke. Öğlene doğru 11:15 sıralarında telefonunun sinir bozucu bir zamanlama ile yaygaraya başlaması sonucunda pırıl pırıl bir güneşin sokakları ve binaları ısıtırcasına parladığı bulutsuz bir gökyüzüne doğru gözlerini açan Orçun, saate bakar bakmaz yataktan fırladı. Tam odadan çıkmıştı ki, Levent'in "Bu kahrolası ses nereden geliyor!?!" diye bağırması neticesinde aynı hızla odaya geri girip, telefonunu susturdu. Ardından sırayla Levent'i, Deniz'i ve Berke'yi uyandırmayı denedi. Berke ile Levent hazır asker gibi uyanmalarına karşın, nedense Deniz pek uyanmayı istemiyordu.
   ''Beş dakika daha uyusam olmaz mı?''
   ''Beş dakika daha uyursan, Seçkin abiyi Tema Vakfı'na bağışlamak zorunda kalabiliriz.'' dedi Orçun. ''Saat 13:00'da Kızılay'da olmamız lazım.''
   ''Seçkin abiyi arayın, ?Buluşma saat 13:30?a ertelendi. Deniz kalkamıyor.? deyin. Bütün suçu üstüme alırım. Yemin ederim.?
   ''Deniz, normalinden çok erken bir saatte yattık.' dedi Orçun. ''Rahat bir onaltı saat uyumuşuzdur. Daha ne beş dakikası ya. Gerçi beş dakika geçmiştir de...''
   Deniz, bir hışımla pikeyi üzerinden attı. ''Of tamam ya, kalktım.'' dedi. Elinden geldiğince pür dikkat Orçun'un yüzüne bakıyordu. ''Kalktım. Oldu mu?''
   ''Oldu, ama her an devrilecekmiş gibi sallanıyorsun. Acele et. Daha kahvaltı edeceğiz.''
   ''Orçun abi!...'' dedi Levent. ''Şu kravatı bir türlü bağlayamadım ya. Hediye paketlerinin üstündeki fiyonklar gibi oldu. Şuna baksana... Nasıl bağlanıyor ya?''
   ''Manyaklaşma Levent abi, alt tarafı Resident Evil Türk çatısı altında bir buluşma yapıyoruz.? dedi Berke. Dişlerini fırçalar bir halde banyodan çıktı. ''Zirve toplantısına gitmiyoruz.''
   "Ne bileyim ya..." dedi Levent. Güler gibi oldu. "Uykumu alamamışım galiba, kafam yerinde değil."
   "Sen onaltı saat değil, yirmidört saat de uyusan kafan yerinde olmaz." dedi Orçun. "Çıkart şu kravatı. Zaten hava sıcak. Mazoşistleşme ya."
   "Alemsin Levent abi ya." dedi Berke. "Bu arada, Deniz'in nerede olduğunu bilen var mı?"
   "Deniz..." dedi Orçun. Az önce kapattığı odasının kapısını tıklattı. "Deniz...?"
   "Efendim Orçun abi?"
   "Hah... Tamam. Hazır mısın?"
   "Sayılır..." diyerek cevap verdi Deniz. Akabinde deodorant sıkma sesi duyuldu. "Evet, hazırım."
   "Biz kahvaltıya iniyoruz. Bekleyelim mi? Yoksa anahtarı bırakayım mı?"
   Kapı açıldı. Deniz, bir elinde deodorant tüpü, diğer elinde de kapağıyla dışarı çıktı. Deodorantın kapağını yerine taktıktan sonra çöp kovasının içine bıraktı. "Hadi gidelim."
   
   Önde Berke, arkada Levent ve Orçun, en arkada da Deniz, otelin giriş katındaki, kahvaltı yapacakları büyük salona girdiler. Ancak buluşma sırasında da illa ki bir şeyler yiyeceklerini de hesaba kattıkları için kısa süreli bir atıştırmadan sonra, otelden çıkıp, Kızılay meydanına gitmek üzere otobüs durağına doğru yürümeye başladılar.

   Durağa vardıklarında, "Saat 12:15" dedi Orçun. Saatine bir baktı. "Umarım otobüs fazla gecikmez."
   "Buradan Kızılay'a ne kadar bir sürede gidebiliriz ki Orçun abi?" diye sordu Levent. "Aşağı yukarı ne kadar sürer?"
   "Normal şartlarda yarım saat civarı, ama trafik falan olursa, gerçi hiç sanmıyorum, kırk veya kırkbeş dakikayı belki alabilir. Tabi otobüsün duracağı duraklarda harcayacağı zamanı da hesaba katmak lazım, ama dakik olmaya da gerek yok ya. Seçkin abi sorun etmez herhalde."
   "Galiba otobüs geliyor...?" dedi Deniz. Eliyle gözlerine gölgelik yaparak sesin geldiği yöne baktı. "Şu gelen otobüs... Nereye, hangi yöne gidiyor?"
   "Ulus gibi görünüyor..." diyerek cevap verdi Levent. Gözlerini kısıp baktı. "Evet, Ulus. Maalesef Ulus..."
   "Arkadan bir tane daha geliyor." diyerek araya girdi Berke. "Üzerinde Kızılay yazıyor. Tabi yanlış okumadıysam, bizim bineceğimiz. Değil mi Orçun abi?"
   "Evet, kaldırın elinizi de dursun."
   Levent'in işaret vermesiyle, otobüs tam durakta durdu.
   Sırayla otobüse binen grup üyeleri, otobüsün büyük bir gürültü çıkartarak duraktan ayrılması ile Kızılay meydanının yolunu tuttular.
   "Otobüs yarı yolda dağılmaz değil mi?" diye sordu Orçun Levent'e... "Gözüme pek sağlam görünmedi de."
   "İnşallah abi."
   "'İnşallah', 'Maşallah' demek ile olmaz bu işler Levent." dedi Orçun. "Çok saygıdeğer bir Murphy'miz var. Biliyorsun."

   Saat 12:55 sularında, nihayet otobüs Kızılay meydanına ulaştı. Otobüsten inerlerken Orçun'un telefonu çalmaya başladı. Arayan Seçkin'di. Orçun hiç düşünmeden aramaya cevap verdi. "Şu an otobüsten indik Seçkin abi. Meydana doğru geliyoruz. Sen nere... Hah! Gördüm!" dedi Orçun. Bulunduğu yerden elini salladı. Seçkin'in de Orçun'u görmesi ile telefonunu kapatmasından sonra Orçun da telefonunu kapatırken, Levent, Berke ve Deniz'e döndü. "Tamam, Seçkin abiyi gördüm! Gelin..."
   En nihayetinde Levent, Orçun, Deniz ve Berke, Seçkin abileri ile buluşmuşlardı.
   "Çok fazla bekletmedik ya Seçkin?" dedi Orçun. Gözünün ucuyla Deniz'e baktı. "Otobüs anca geldi. Durakta ağaç olacaktık."
   "Yok, ben de yeni geldim. Ben de sizleri beklettim diye endişeleniyordum, ama iyi bari, buluşma yerine tam zamanında gelmişiz." dedi Seçkin. "Nasılsınız bakayım? Nasıl buldunuz Ankara'yı?"
   "Bunu bize değil de, bizi Ankara'ya getiren şoföre sors..."
   "Bari burada yapma Levent ya..." diyerek araya girdi Orçun. "Hani Bilal ile Metehan'ın yanında neyse de, Seçkin abiye ayıp olacak."
   "Pardon abi, alışmışım, ne yapayım..."
   "Sorun değil Orçun'um ya... Neyse... Yalnız ben bu arada Deniz ve Berke ile selamlaşamadım." dedi Seçkin. Önce Deniz ile sonra da Berke ile tokalaştı. "Tekrar hoşgeldiniz. Nasılsınız?"
   "Teşekkürler Seçkin abi, sen nasılsın?" dedi Deniz.
   "Eyvallah Seçkin abi, sen nasılsın?" dedi Berke de.
   "Teşekkür ederim ikinize de, ben de gayet iyiyim." diyerek cevap verdi Seçkin. Eliyle yolun ilerisini şöyle bir işaret etti. "Nereye gidelim?"
   "Direksiyon sende Seçkin abi." dedi Orçun. "Buraları bizden daha iyi bilirsin."
   "Pekala... O halde ilk olarak Armada'ya gidelim. Oradan ANKAmall'a geçeriz." dedi Seçkin. Sonra gözünün ucuyla saatine baktı. "Zamanımız kalırsa bir de sinemaya bakarız. Malum, otobüsümüz saat 19:00'da..."
   "Sinemaya zaman kalacağını pek sanmıyorum." dedi Deniz. "Beş saatimiz var."
   "Haklı olabilirsiniz Deniz. O halde Armada'ya uzayalım."

   Saat 18:00'ı gösterdiği sıralarda, gülüp eğlenilerek geçirilen günün ardından az biraz da olsa yorgun olarak otele gelen Seçkin, Berke, Levent, Deniz ve Orçun, önce odaya çıkıp eşyalarını toparladıktan sonra resepsiyona inip çıkış işlemlerini halletiler.
   
   Saatin 18:45'i gösterdiği sırada, buluşma esnasında aldıkları biletleri ile otobüsteki yerlerini aldılar.

   Saat tam 19:00'da, Ankara-Gaziantep yönüne gidecek olan otobüsleri otogardan ayrıldı. Seçkin, arkalarında kalan Ankara'ya, otobüs il sınırını geçmeden önce son bir kez baktı. Ardından da hemen yanında oturan Orçun'a baktı. İkisi de eş zamanlı olarak Deniz ile Berke'ye ve hemen arkalarında, koridor tarafında oturmakta olan Levent'e baktıktan sonra kulaklıklarını taktılar. Şans eseri ikisi de aynı radyo istasyonunu açmışlardı. Savage'in Only You şarkısı eşliğinde yola devam eden Seçkin ve Orçun'un yanında, ne Deniz'in, ne Levent'in, ne de Berke'nin, başlarına gelecek olan tarifi mümkün olmayan olaylar zincirinden haberleri yoktu...

   Orçun, her ne kadar rahatsız olacağını biliyor olsa da, rahat bir uyku uyuyarak Gaziantep'e varmalarını umuyordu.


fabrisio

  • Eski Üye
  • *
  • Çevrimdışı
  • Default Avatar
  • İleti: 25
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #5 : 18 Ocak 2011, 20:25:47 »
Dostum, öyle bir yerde bağlamışsın ki, TV dizisi gibi olmuş. En heyecanlı yerinde tık diye bitirmişsin. Şimdi gelde perşembeyi bekle. Bakalım o sınırsız hayal dünyanda olaylar nasıl şekillenecek. Merakla bekliyorum.


ali32aft

  • Eski Üye
  • *
  • Çevrimdışı
  • Default Avatar
  • İleti: 29
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #6 : 18 Ocak 2011, 20:45:11 »
Dostum, öyle bir yerde bağlamışsın ki, TV dizisi gibi olmuş. En heyecanlı yerinde tık diye bitirmişsin. Şimdi gelde perşembeyi bekle. Bakalım o sınırsız hayal dünyanda olaylar nasıl şekillenecek. Merakla bekliyorum.
Başkanım sen kesin zombi olursun... :H :D :H :D :H..


Piskabak

  • Eski Üye
  • *
  • Çevrimdışı
  • Default Avatar
  • İleti: 44
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #7 : 18 Ocak 2011, 20:54:13 »
Elinize sağlık ya süper olmuş :W Devamını bekliyoruz Orçun abi :) Yani şu okulda zorla okumamız istenen kitaplardan sıkılmıştım yahu :D


Orcuncharted

  • Forever Emektarı
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 827
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #8 : 19 Ocak 2011, 14:57:59 »
Dostum, öyle bir yerde bağlamışsın ki, TV dizisi gibi olmuş. En heyecanlı yerinde tık diye bitirmişsin. Şimdi gelde perşembeyi bekle. Bakalım o sınırsız hayal dünyanda olaylar nasıl şekillenecek. Merakla bekliyorum.

Hikaye yazarken en sevdiğim şeydir en kritik yerinde bölümü bitirmek :D Gerçi eksik gördüğüm bazı yerler vardı bu bölümde. Mesela Ankara buluşması ile ilgili kısa bir özet geçmeyi isterdim, ama belki okuyanlar sıkılabilir diye o kısmı es geçtim :)


Dostum, öyle bir yerde bağlamışsın ki, TV dizisi gibi olmuş. En heyecanlı yerinde tık diye bitirmişsin. Şimdi gelde perşembeyi bekle. Bakalım o sınırsız hayal dünyanda olaylar nasıl şekillenecek. Merakla bekliyorum.
Başkanım sen kesin zombi olursun... :H :D :H :D :H..

:D


Elinize sağlık ya süper olmuş :W Devamını bekliyoruz Orçun abi :) Yani şu okulda zorla okumamız istenen kitaplardan sıkılmıştım yahu :D

Beğendiğine sevindim Oğuzhan :W Olmazsa bu hikayeyi kitap haline getirelim de, okuldakiler kitap görsün :P :P


Piskabak

  • Eski Üye
  • *
  • Çevrimdışı
  • Default Avatar
  • İleti: 44
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #9 : 19 Ocak 2011, 18:50:18 »
Dünya klasiklerine girmezse ne olayım :D :P