Forever Ziyaretçi Nihai Biyo-Organik Silah Evriliş Diriliş Çöküş Kuruluş Başlangıç
Bizler İnkâr Edilemeyiz! -Forever Ekibi
  • 22959
  • 107

Sn_AqE

  • Eski Üye
  • *
  • Çevrimdışı
  • Default Avatar
  • İleti: 73
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #40 : 12 Şubat 2011, 09:22:15 »
Abi ellerine sağlık diyorum ilk önce ve devamında ödümü patlattın be nasıl bir kalemin varmış senin abi stephenie meyer'e bin çekersin :H. Mükemmel ötesi gidiyorsun abi okuduğum en gerici paragraflardı Seçkin abi ile olanlar :W.


Orcuncharted

  • Forever Emektarı
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 827
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #41 : 14 Şubat 2011, 12:42:41 »
   Raccoon City Police Department'ın önüne geldi Deniz. Binaya şöyle bir baktı ve bazı odalardaki ışıkların halen yanmakta olduğunu gördü. Herhalde içeride hala birileri vardı. Gerçek 'insanlarla' karşılaşmayı umarak kapıyı bile çalmadan içeri girdi.

   Oldukça sessiz bir ortamla karşılaşmıştı. Ne bir inleme, ne de ona tuhaf gelecek bir takım tıkırtılar. Danışma kısmındaki masaya yaklaşırken, masanın üzerinde yatmakta olan cesedi görünce irkildi. Geri adım attı. Bir süre bekleyip, etrafına bakındıktan sonra yavaş yavaş adım atarak cesede doğru yaklaştı. Hemen yanında bir el fenerinin durduğunu fark etti. Sık sık cesedi kontrol ederek usulca fenere doğru uzandı. Aldıktan sonra hızla oradan uzaklaştı. Birkaç adım attı. Feneri açmayı denedi. Ne şans ki el feneri çalışıyordu. Artık hem el feneri, hem de silahı vardı. Az da olsa kendisini güvende hissediyordu. Yardım bulmak amacıyla en yakınındaki odaya doğru yürüdü. İçeriye doğru baktı. Kendisine en yakın masanın üzerinde duran bir şey dikkatini çekti. Tam uzanıp alacağı sırada bileğine bir şey yapıştı. Deniz'in yüreği ağzına geldi. Dehşet içinde çığlık attı. Can havliyle bileğini kurtarmaya çalışıtı, ama başaramadı. Hızlı bir şekilde elindeki silahın kabzasıyla bileğine yapışan zombinin koluna elinden geldiğince sert bir şekilde vurmaya başladı. Kısa süre içerisinde Deniz bileğini kurtarmayı başardı. Serbest kaldıktan sonra derhal masadan uzaklaştı. Zombinin kendisine doğru gelmesini bekledi. Onu o anda ortadan kaldırması gerektiğini biliyordu. Aksi takdirde başına bela olacaktı. Zombi ayağa kalktıktan sonra yavaş yavaş Deniz'e doğru yürümeye başlamıştı. Ayakta durmakta zorlanır gibi bir hali vardı. İyice yakına geldikten sonra kollarından birini savurdu zombi, ama Deniz iyi bir zamanlama ile geriye doğru hamle yaptığı için kurtuldu. Kısa süreli bir denge kaybına uğrayan zombi, dengesini sağlamaya çalışırken, Deniz ayaklarına tekme attı ve tekrar dengesini kaybettirdi. Tam bu esnada elindeki silahı kullanacaktı ki, zombi Deniz'e vurdu. Deniz, bir anlık denge kaybından sonra, koşarak tam arkasında bulunan odaya girdi ve kapıyı arkasından kapattı. İşine yarayacak bir şeyler aramaya başladı. Tam bu sırada da zombi kapıyı açmaya çalışıyordu. Nasıl olduysa masada duran vazo Deniz'in gözüne takıldı. Zombiye dikkat ederek seri bir hareketle vazoyu aldıktan sonra kapının arkasına geçti. Uygun bir zamanlama ile kapıyı açtı ve zombi ile karşılaşınca elindeki vazoyu suratına fırlattı. Yüzüne isabet eden vazonun etkisiyle zombi sersemledi. Bir an bile duraksamayan Deniz, kapıyı ardına kadar açtı ve hızla kapattı. Kapının suratına çarpmasıyla zombi yere serildi. Deniz zombinin yanına koştu. Elindeki silahı zombinin kafasına doğrulttu ve tetiği çekti.

   Kendisine saldıran zombiden böylece kurtulan Deniz, kısa çaplı mücadele sonucunda nefes nefese kalmıştı. İşine yarayabilecek bir şey olup olmadığına bakmak için saldırıya uğradığı odaya geri döndü. Ne var ki, yerde yedek bir şarjör buldu. "Şanslıyım... Bu kadar sıkıntıdan sonra şans ilk defa yüzüme güldü." dedi. Şarjörü aldığı gibi yan cebine koydu. Masanın üzerindeki belgelere şöyle bir baktı, ama ilgisini çekebilecek pek bir şey yoktu.

   Odayı terk ettikten sonra sol taraftaki kapıyı yavaşça araladı. Önce ışığı içeri doğru tuttu. Koridoru bir süreliğine sessizce dinledi. Görünürde hiçbir hareket olmadığına emin olunca, içeri doğru dikkatlice süzülerek girdi.
 
   Fenerin ışığını bir sağa, bir sola tutarak karanlık koridorda ilerliyordu. Az ileride, köşeyi dönen bir şey gördü. Deniz, el fenerinin ışığını kapattı ve parmaklarının ucunda yürürcesine sessizce ilerleyerek köşeye kadar geldi. Başını çok yavaş bir şekilde köşeden uzatmıştı ki, zombi ile burun buruna geldi. Çığlık atmamak için kendisini zor tutmuş, ama kalbinin sıkışmasına engel olamamıştı. Zombi tarafından ısırılmamak için geriye doğru birkaç adım attı.  El fenerinin ışığını açtı ve silahını, ona doğru gelmekte olan zombiye doğrulttu. Uygun bir zamanlama ile tetiğe basacaktı ki, ne olduğunu anlayamadığı bir şey, yerden kalkarak olanca hızıyla zombinin suratında çarptı. Çarpmanın etkisi ile zombi yere düşerken, bastığı şey de yere düşerek zeminde ses çıkarttı. Bu fırsattan istifade eden Deniz, çıkan sesin, başkalarının da dikkatini çoktan çekmiş olduğunu tahmin ediyordu. Koştu ve zombinin bastığı şeyi ışığın yardımıyla buldu. Levyeye benzer bir şeydi. Bu arada, yere düşen zombi de yerden kalkmıştı. Vakit kaybetmeden levyeyi hızla zombiye doğru savurdu Deniz. Levyenin darbesi, zombinin çenesini parçaladı. Akabinde gelen ikinci darbe ile levyenin ucu, zombinin boynuna saplandı. Deniz, levyeyi zombinin boğazından kurtarmaya çalışırken, zombi, onu omuzlarından yakaladı. Olmayan çenesi ile ısırmaya çalışmış, ama başaramamıştı. Onun yerine kafa attı. Alnına aldığı darbe ile yere serilen Deniz, kısa süreli sersemliği üzerinden attıktan sonra, elinden fırlayıp giden silahını çabucak buldu ve bulduğu gibi zombinin kafasına nişan alarak tek el ateş etti. Silahın namlusundan çıkan mermi, zombinin sol gözünün biraz üstüne isabet etti. Yere serilen zombinin boynundaki levyenin tekrar yere çarpması sonucunda ortaya çıkan ses, koridorların duvarlarını yalayarak, karanlığın içine gömüldü ve koridoru tekrar o bilindik sessizliğe terk etti. Deniz, ayağa kalktıktı. Zombinin yanına doğru ilerledi. Ona şöyle bir baktıktan sonra, levyeyi de onunla bırakarak yoluna devam edip, sol tarafında kalan diğer kapıyı açmayı denedi. Açamadı. Sıkışmış olabileceğini düşünerek kolu zorladı, ama ne var ki, kapının kolunu kırdı. "Harika... İçeride işime yarayacak bir şey varsa bile sanırım alamayacağım." dedikten sonra kapının önünden ayrılıp, yoluna devam etti. Köşeye geldiğini fark ettiğinde, tekrardan bir gerilim yaşamaya başladı. Fenerin ışığını tekrar kapattı. "Umarım bir daha olmaz." diyerek başını yavaşça köşeden uzattı. Ne var ki, bu sefer herhangi bir zombi ile burun buruna gelmedi. Koridor bomboştu. Titremekte olan eli ile fenerinin ışığını yeniden açtı. Ürkek adımlarla yürümeye başlamıştı. Öyle görünüyor ki, halen cesaretini tam olarak kazanamamıştı. Yine sadece kendi ayak seslerinin yankılandığı bir başka koridorun ortalarına doğru geldiği sırada dışarıda bir gümbürtü koptu... Yüreği ağzına gelen Deniz, elini göğsüne bastırdı. "Sadece gök gürültüsü Deniz... Korkma... Sakin ol." diyerek kendi kendisini sakinleştirmeye çalıştı. Az ileride, bir başka kapıyla karşılaştı. Elini kapının koluna doğru uzattı. Sıkıca kavradıktan sonra açmayı denedi. Bu kapıyı da açamadı, ama bu sefer zorlamadı. "Peki nereye gideceğim? Başka kapı yok?"
   Bir süre ne yapacağına karar vermek için kapının önünde bekleyen Deniz, geldiği yoldan geri gitmeye, Raccoon Şehri Polis Merkezi'nin giriş kapısının bulunduğu ana salona dönmeye karar verdi.

   Kendisini ana salona ulaştıran son kapıdan çıktıktan sonra, sağ tarafında başka bir kapı daha olduğunu gördü. "Bu kapıyı görmemiştim... Acaba nereye açılıyor?" diye kendi kendisine sordu. Kapıyı yavaşça araladı. Yine her zamanki gibi ilk önce ışığı içeriye doğru tuttu. Görünürde herhangi bir hareket, herhangi bir tehlike yoktu. Sessiz adımlarla kapıdan içeri süzülerek girdi. Koridoru sonuna kadar yürüdükten sonra, köşeye doğru yaklaştığını fark ettiği sırada, nereden geldiği konusunda hiçbir fikri olmadığı canhıraş bir feryat ile olduğu yerde sıçradı. Sarsılmış, yüreği yine ağzına gelmişti. Baygınlık geçirecek gibi oldu. Çığlık, muhtemelen binanın diğer tarafından gelmişti. En azından bulunduğu tarafta olmadığını tahmin ediyordu. Bir elini göğüs kafesini parçalayacakmış gibi atmaya başlayan kalbine bastırırken, diğer eliyle de bozulan dengesini sağlamak için duvardan destek almaya çalıştı. Bir süreliğine koridorda öylece kalakaldı. Bu sırada, yerinden sıçramasına neden olan canhıraş feryat, kulaklarında birkaç defa daha yankılandı. Sık sık derin derin nefesler alıp vererek sakinleşmeye çalışıyordu. "Bugün ölmezsem, daha da ölmem herhalde..." diye söyledi Deniz. Derin bir nefes daha aldıktan sonra az ilerideki köşeyi döner dönmez sağ tarafında bir kapı daha olduğunu gördü. Hiçbir şey düşünmeden elini kapının koluna doğru uzattı.

   İçeri girdiğinde, tam karşıdaki masada, başını masaya dayamış bir halde duran birisini gördü. "Umarım sen de zombi değilsindir..." diye söylenerek silahını ona doğrulttu. Yavaş adımlarla masaya doğru yaklaşmakta olan Deniz, karşısındaki kişinin ona garip bir şekilde tanıdık geldiğini fark etti. Daha dikkatli bakınca, bu kişinin Berke olduğunu anladı. "Berke...?" dedi. Bir süre bekledi. Berke'den hiçbir tepki alamadı. İkinci kez seslenmeden seri adımlarla Berke'nin yanına geldi. Bir süre ikilemde kaldıktan sonra eliyle şöyle bir dürttü. Hafifçe sarsılan Berke'den hiçbir tepki yoktu. Paniğe kapılan Deniz, Berke'yi daha bir sert dürttü. Neredeyse omzunu oyacakmış gibiydi. "Berke! Uyan!" dedi tekrar sesini biraz daha yükselterek, ama yine bir tepki yoktu. Daha başka ne yapacağını bilemeyen Deniz, Berke'yi iki omzundan tuttuktan sonra geriye doğru yasladı. Masanın sol tarafına doğru geçti ve Berke'yi de kendisine doğru çevirdi. Elindeki feneri ve silahı masaya yavaşça bıraktı. Berke'yi son kez sarstıktan sonra uyanması için olanca gücüyle tokat attı. Çıkan sesin yankısı, odanın duvarlarına çarpıp geri geldi. Neyse ki uyanmıştı Berke, ama uyandırılma yönteminin etkisi ile serseme dönmüştü. Nerede olduğuna bakındıktan sonra karşısında Deniz'i görünce ürktü. "Aman... Allah'ım! Ödümü koparttın!" dedi Berke. Masanın sağ tarafındaki duvara bir süre duvara baktıktan sonra tekrar Deniz'e döndü. "Kabusmuş... Sen... Gerçekten karşımda mı duruyorsun? Yoksa hayal mi görüyorum?"
   "Merak etme, gerçekten burada duruyorum. Seni uyandıramayacağımı sanıyordum." dedi Deniz. Sağ tarafında duran sandalyeyi yanına çekti. Üzerini eliyle şöyle bir temizledikten sonra oturdu. "İyi misin? Baygın yatıyor gibiydin?"
   "Sanırım iyiyim..." diyerek cevap verdi Berke. Şöyle bir etrafını inceledikten sonra gözü boşluğa takılı kaldı. Sanki bir şeyler düşünüyor gibiydi. "Bize ne oldu? En son hatırladığım, yolda geçirdiğimiz trafik kazasıydı. Kazadan sonra ne oldu? Biz buraya nasıl geldik? Kafamda bir sürü soru işareti var..."
   "Soruların için bir cevap anahtarı olamayacağım maalesef; çünkü, ben de ne olduğunu, buraya nasıl geldiğimizi bilmiyorum. Diğerlerinden de hiçbir haberim yok." dedi Deniz. Berke'nin yüzünü inceledi. Kollarına da şöyle bir baktı. Görünürde herhangi bir yara izi yoktu. Demek ki o da herhangi bir saldırıya uğramamıştı. Akabinde, az önce Berke'nin baktığı duvara baktı. "Az önce neden duvara bakıp da 'kabusmuş' dedin?"
   Berke, öylesine boşluğa bakıyordu. Kendisine sorulan soruyu sanki duymamış gibiydi.
   Deniz, eliyle uzandı ve Berke'yi hafifçe dürttü. "Berke...?"
   "Efendim?"
   "Az önce, diyordum? Az önce neden duvara bakıp da 'kabusmuş' dedin?
   Az önce baktığı duvara tekrar baktı Berke. Ardından Deniz'e döndü. Eliyle belli belirsiz bir şekilde duvarı işaret etti. "Ben..." dedi. Gözleri duvardan tarafa kaymıştı. "Az önce bir kabus gördüm. Sen gelmeden önce..."
   "Bir kabus? Nasıl bir kabus?"
   "Bir koltukta oturuyordum... Gözlerimi açtığım yerde sadece bir koltuk ve duvara asılı bir saat vardı. Sanırım takılmıştı." dedi Berke. Saatin kaçta takıldığını bir süre hatırlamaya çalışmış, ama hatırlayamamıştı. "Kaçta olduğunu hatırlayamıyorum. Neyse? Duvarlar... Duvarlar normal değildi. Yerimden kalkıp, duvara dokunmayı denedim. Canlı organizmadan oluşuyordu. Sonra bir koridor gördüm. Daralıp genişleyen bir koridor. Nefes alıp veriyor gibiydi. Sonuna kadar gittim. Bir kapı gördüm. Kendi kendine açıldı. İçeri girdim. Diğer yerlere göre gayet sıradan bir banyo ile karşılaştım, ama küvetin perdesindeki kan izini son anda görünce, içeride ne olduğunu merak ettim. Perdeyi açtım. Levent abinin, Orçun abinin ve Seçkin abinin zombiye dönmüş halleriyle karşılaştım. Korktum; çünkü, bana saldırmaya çalıştılar. Haliyle kaçtım. Oturduğum koltuğun bulunduğu yere kadar geri geldim. Kendimi savunacak bir şeyler ararken, sen geldin. Uyanık olduğum halde beni uyandırmaya çalıştın. Attığın tokat ise hatırladığım en son şey."
   Deniz, kafasını çevirip, Berke'nin baktığı duvara tekrar baktı. "Garip..." dedi. "Herhangi bir anlamı var mı ki?"
   "Kabusun mu?"
   "Evet..."
   "Bilmiyorum, ama umarım yoktur."
   Deniz, yavaşça ayağa kalktıktan sonra uzanıp, Berke'nin kolunu tuttu. "Hadi..."
   "Hadi?"
   "Hadi kalk..." dedi Deniz. Fenerini ve silahını alırken, eliyle de kapıyı işaret etti. "Gidelim de diğerlerini bulmaya çalışalım."
   "Pekala..." dedi Berke. Deniz'den destek alarak ayağa kalktı. "Umarım başlarına bir şey gelmemiştir."
   "Umarım..."
   Deniz ile Berke, kapıyı kullanarak koridora çıktılar.  Önce sağa, sonra da sola bakan Deniz, etrafta başlarını derde sokabilecek bir şey olmadığını görünce el fenerini Berke'ye uzattı. "Bunu sen tut."
   "Niye?"
   "Bir elimle silahı tutup, bir elimle de feneri idare edemem ki?"
   Berke, az önce çıktıkları odaya tekrar girdi.
   "Nereye gidiyorsun Berke?" dedi Deniz. "Beni de bekle!"
   Berke, içerideki masanın çekmecelerini hızlıca karıştırdı. Şans eseri bir koli bantı buldu. Deniz'in yanına gelip, el fenerini silahın üstüne yerleştirdi. "Şu şekilde sıkıca tutar mısın?"
   "Ne yapıyorsun?"
   "Bekle... Göreceksin..." dedi Berke. Koli bantını kullanarak, el fenerini silah ile birleştirdi. Sağlam olup olmadığını da kontrol etti. "Nasıl oldu?"
   Deniz, şöyle bir baktı. El fenerini açtı, kapattı ve tekrar açtı. Silahla herhangi bir yere nişan alıyormuş gibi yaptı. "Fena olmamış... Akıllıca." dedi. "Demek istiyorsun ki, 'ben işe yaramayacağım, sen yara.'"
   "O anlamda değil de... Şimdi, el feneri bende, silah ise sende olacak. Tam bir kordinasyon sağlamak zor olur. Ama her ikisi de bir kişinin elinde olursa, bu durumun önüne geçmiş oluruz."
   "Diyorsun?" dedi Deniz. "Neyse, birimizden birimizin işe yaraması, ikimizin de işe yaramamasından iyidir. Ben hallederim."
   "İyi olur." dedi Berke hafifçe gülümseyerek. "Pekala... Artık gidebiliriz...?"
   "Evet, hadi gidelim."
   Ana koridora tekrar çıktılar. Deniz, eliyle sağ tarafı işaret etti. "Ben sol taraftan geldim. Bu taraftan devam edeceğiz."
   "Tamam."
   Deniz ile Berke, Orçun, Levent ve Seçkin'den bir iz bulabilmek için Raccoon Şehri Polis Merkezi'nı araştırmaya koyuldular.
   İlk katı adım atılmadık köşesi kalmayana kadar araştırmalarına rağmen işlerine yarayabilecek hiçbir şey bulamayan ikili, bir üst kata çıkabilmek için merdivenleri kullanmaya karar verdiler.
   Çıkmakta oldukları merdivenler sanki her an çökecekmiş gibi gıcırdamaktaydı. Bu nedenle de mümkün olabildiğince hızlı, ama bir o kadar da sessiz çıkmaya çalışıyordu Deniz ve Berke.
   "Sessiz ol..." diye fısıldadı Deniz. "Başımızı derde sokmayalım."
   "O halde elindeki feneri de söndür. Işığı, zombilerin dikkatini çekecek. Zaten o zaman da sessiz olmamıza gerek kalmaz. Hem ayrıca içinde bulunduğumuz duruma bakarsak, başımız çoktan der..."
   "Bir dakika..."
   "Ne oldu Deniz?"
   "Sanki bir ses duyar gibi oldum...?" dedi Deniz. Tüm dikkatiyle etrafı dinledi. "Sanırım yanıldım. Neyse, şuradaki S.T.A.R.S ofisine girelim."
      İçeriyi el fenerinin ışığı ile şöyle bir araştıran Deniz, gördüğü masalara Berke ile teker teker göz atmaya başladı. Masalardan bir tanesinin üstüne dijital bir fotoğraf makinesi gördü. İçinde neler olduğuna bakmak için açmaya çalıştı, ama cihaz, düşük pil uyarısı vererek kapandı. Etrafına bakınıp pil bulmaya çalıştı Deniz, ama ne var ki, pil namına hiçbir şey yoktu. Ne olur ne olmaz diye makineyi yanına alan Deniz, bunu Berke'ye de söyledikten sonra Barry'nin masasında bulduğu magnum silahına uzanmak üzereydi ki, bulunduğu kata çıkan merdivenlerden geldiğini tahmin ettiği bir takım ayak sesleri duymaya başladılar. Kendilerini Barry'nin masasının arkasına saklayan ikiliden Deniz, el fenerini kapattıktan sonra silahının namlusunu kapıya doğrulttu.
   "Ne yapıyorsun Deniz?" diye sordu Berke fısıldayarak. "Ya zombi değilse?"
   "Ben yine de hazırlığımı yapayım da..."
   Ayak sesleri, bulundukları ofisin kapısının önünde durdu. Korkudan titremeye başlayan Deniz, sakin olmaya çalışıyordu. Ellerinin de titriyor olmasından dolayı kapıya bir türlü düzgün nişan alamaz hale gelmişti.
   Kapının önündeki kişi, kapının kolunu tuttu.
   Deniz de elindeki silahın horozunu indirdi. Tüm dikkatiyle kapıya odaklanmaya çalışıyordu. Eğer zombi ise, hiç düşünmeden tetiği çekecekti, ama kapının önündekinin bir zombi olmamasını umuyordu. Onun için harcayacağı bir mermi, yanlarındaki cephanenin azalması ve savunmalarının da riske girmesi demekti. Gerçi zombiyi öldürmek zorunda da değildi. Eğer o gizemli silüet silahı Deniz'e fırlatmasaydı, kendisini başka bir şeylerle savunmak zorunda kalacaktı. "Savunmak?" diye içinden geçirdi Deniz. O kadar zombinin içinden nasıl kurtulacaktı ki kendisini savunabilsin? Yaşadığı stres yüzünden saçmalamaya başlamıştı. En iyisi hiçbir şey düşünmeden yalnız kapıya odaklanmaktı. Gözünün ucuyla Berke'ye baktı. Berke de bir Deniz'e, sonra da kapıya bakmıştı.
   Kapının önündeki kişi, kapıyı ittirerek ardına kadar açtı.
   Kapının açılmasıyla Deniz'in eğilmesi bir olmuştu. Kapının önündeki kişiyi görmüş, gözlerine inanamamıştı. Berke'ye döndü. "Bu... Ben hayal mi görünüyorum?"


Orcuncharted

  • Forever Emektarı
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 827
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #42 : 14 Şubat 2011, 13:59:17 »
Abi ellerine sağlık diyorum ilk önce ve devamında ödümü patlattın be nasıl bir kalemin varmış senin abi stephenie meyer'e bin çekersin :H. Mükemmel ötesi gidiyorsun abi okuduğum en gerici paragraflardı Seçkin abi ile olanlar :W.

Stephenie Meyer'ı bugünlere ben getirdim :P :P Şaka bir yana, hikayenin devam bölümlerini genelinde geceleri yazıyorum. Hem kafamı toparlamam kolay oluyor, hem de geceleri aklıma daha değişik fikirler gelebiliyor :)


Sn_AqE

  • Eski Üye
  • *
  • Çevrimdışı
  • Default Avatar
  • İleti: 73
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #43 : 14 Şubat 2011, 17:29:26 »
Abi ellerine sağlık diyorum ilk önce ve devamında ödümü patlattın be nasıl bir kalemin varmış senin abi stephenie meyer'e bin çekersin :H. Mükemmel ötesi gidiyorsun abi okuduğum en gerici paragraflardı Seçkin abi ile olanlar :W.



Stephenie Meyer'ı bugünlere ben getirdim :P :P Şaka bir yana, hikayenin devam bölümlerini genelinde geceleri yazıyorum. Hem kafamı toparlamam kolay oluyor, hem de geceleri aklıma daha değişik fikirler gelebiliyor :)

Abi bir de arayı kapatma ya açık kalsın biraz vallahi olmuyor böyle aksiyonu artıyor bekleyince :H.

Ve abi üsteki yorumu sonraki bölümden sonra dikkate al :H gene aynısını yaptın kim o kişi ya merak ettim vallahi :o


Orcuncharted

  • Forever Emektarı
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 827
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #44 : 14 Şubat 2011, 18:10:22 »
Az daha sabret, sıradaki bölümden sonraki bölümde öğreneceksin :H


Piskabak

  • Eski Üye
  • *
  • Çevrimdışı
  • Default Avatar
  • İleti: 44
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #45 : 14 Şubat 2011, 19:04:26 »
Abi ellerine sağlık diyorum ilk önce ve devamında ödümü patlattın be nasıl bir kalemin varmış senin abi stephenie meyer'e bin çekersin :H. Mükemmel ötesi gidiyorsun abi okuduğum en gerici paragraflardı Seçkin abi ile olanlar :W.

Stephenie Meyer'ı bugünlere ben getirdim :P :P Şaka bir yana, hikayenin devam bölümlerini genelinde geceleri yazıyorum. Hem kafamı toparlamam kolay oluyor, hem de geceleri aklıma daha değişik fikirler gelebiliyor :)

Ortam psikolojisi abi :D Bu arada kopmuşsunuz yahu siz  :H helal olsun :)


Orcuncharted

  • Forever Emektarı
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 827
    • Profili Görüntüle
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #46 : 15 Şubat 2011, 00:46:46 »
Beğendiğine sevindim Oğuzhan :)


ManGa_Ka

  • Eski Üye
  • *
  • Çevrimdışı
  • Default Avatar
  • İleti: 20
    • Profili Görüntüle
    • Youtube Adresim
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #47 : 15 Şubat 2011, 00:56:01 »
süper yazıyosun ya :)


DWG22

  • Site Denetmeni
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 1134
    • Profili Görüntüle
    • YouTube
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #48 : 15 Şubat 2011, 01:03:36 »
Usta, ellerine sağlık ve ölümüne :W diyorum, başka bir şey demiyorum.


ManGa_Ka

  • Eski Üye
  • *
  • Çevrimdışı
  • Default Avatar
  • İleti: 20
    • Profili Görüntüle
    • Youtube Adresim
Ynt: MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3
« Yanıtla #49 : 15 Şubat 2011, 01:09:58 »
işine karışmak gibi olmasın ama Leon'a aşığımdır bunu söyliyim burdan da :D

sonunda işe yarıyorum ayrıca :D