Anlamsızca biten tüm bölümlerin bağlandığını görüyorum. Hem de çok mantıklı şekilde. Teşekkür ediyorum Orçun. Hikaye bomba gibi olmuş. Her bölümü kopyalayıp word formatında kaydediyorum. Böyle değerli eserleri arşiv yapmakta fayda var.
Nereye koştuğunu bilmeden koşmaya devam eden Seçkin, kısa süre içerisinde, bu esrarengiz ve pastel renk bir karanlıktaki havanın içerisinde karşısında bir takım yapılar belirmeye başlamıştı. Bu yapıları gördüğü anda, daha da hızlı koşma azmini bulmuştu kendisinde Seçkin. Hiçbir şekilde durmadı. Nefes nefese kalması umrunda değildi. Koştu... Koştu... Ayağının bir yere takılması sonucunda yere düştü. Düşer düşmez de hemen arkasına baktı. Görünürde hiç kimse yoktu. Derin bir nefes aldı. Yavaşça ayağı kalktı. Etrafına bakındı, ama karanlıktan başka hiçbir şey görmüyor olduğunu düşünüyordu ki, karanlıkların içerisinde beyazlık gördü. Yerden kalkıp ne olduğuna bakmak için ilerlediği sırada bir tabela ile karşılaştı. Cebinden çıkarttığı telefonunun ışığını kullanarak tabelaya baktı. Beyaz üzerine yeşil renk bir tabelanın üzerindeki kanlı yazıyı gördü. Tabelanın bazı yerleri kandan okunmuyordu. "Raccoon City City LimitsPOP..." Devamını okuyamıyordu. Bir tek sondaki 200 rakamını görebiliyordu. "Bu bir şaka mı?" diye söylendi. "Raccoon şehrinin sınırları içerisinden mi girdim?" Tam bu sırada duyduğu bir inleme üzerine arkasını dönmesiyle bir zombinin boğazına yapışması bir olmuştu. Zombi ile mücadeleye giren Seçkin'i bir el silah sesi kurtarmıştı. Kafasına isabet eden kurşun ile yere serilmişti zombi. Sesin geldiği yere bakan Seçkin, karanlıkların içerisinde bir silüet gördü. Ne yapacağını bilememişti Seçkin. Silüet de bir süre Seçkin'e baktıktan sonra silahını da aldığı gibi gözden kayboldu. "Hey dur!" diye bağırdı Seçkin. "Sana teşekkür edemedim..."
İçeriyi el fenerinin ışığı ile şöyle bir araştıran Deniz, gördüğü masalara Berke ile teker teker göz atmaya başladı. Masalardan bir tanesinin üstüne dijital bir fotoğraf makinesi gördü. İçinde neler olduğuna bakmak için açmaya çalıştı, ama cihaz, düşük pil uyarısı vererek kapandı. Etrafına bakınıp pil bulmaya çalıştı Deniz, ama ne var ki, pil namına hiçbir şey yoktu. Ne olur ne olmaz diye makineyi yanına alan Deniz, bunu Berke'ye de söyledikten sonra Barry'nin masasında bulduğu magnum silahına uzanmak üzereydi ki, bulunduğu kata çıkan merdivenlerden geldiğini tahmin ettiği bir takım ayak sesleri duymaya başladılar. Kendilerini Barry'nin masasının arkasına saklayan ikiliden Deniz, el fenerini kapattıktan sonra silahının namlusunu kapıya doğrulttu. "Ne yapıyorsun Deniz?" diye sordu Berke fısıldayarak. "Ya zombi değilse?" "Ben yine de hazırlığımı yapayım da..." Ayak sesleri, bulundukları ofisin kapısının önünde durdu. Korkudan titremeye başlayan Deniz, sakin olmaya çalışıyordu. Ellerinin de titriyor olmasından dolayı kapıya bir türlü düzgün nişan alamaz hale gelmişti. Kapının önündeki kişi, kapının kolunu tuttu. Deniz de elindeki silahın horozunu indirdi. Tüm dikkatiyle kapıya odaklanmaya çalışıyordu. Eğer zombi ise, hiç düşünmeden tetiği çekecekti, ama kapının önündekinin bir zombi olmamasını umuyordu. Onun için harcayacağı bir mermi, yanlarındaki cephanenin azalması ve savunmalarının da riske girmesi demekti. Gerçi zombiyi öldürmek zorunda da değildi. Eğer o gizemli silüet silahı Deniz'e fırlatmasaydı, kendisini başka bir şeylerle savunmak zorunda kalacaktı. "Savunmak?" diye içinden geçirdi Deniz. O kadar zombinin içinden nasıl kurtulacaktı ki kendisini savunabilsin? Yaşadığı stres yüzünden saçmalamaya başlamıştı. En iyisi hiçbir şey düşünmeden yalnız kapıya odaklanmaktı. Gözünün ucuyla Berke'ye baktı. Berke de bir Deniz'e, sonra da kapıya bakmıştı. Kapının önündeki kişi, kapıyı ittirerek ardına kadar açtı. Kapının açılmasıyla Deniz'in eğilmesi bir olmuştu. Kapının önündeki kişiyi görmüş, gözlerine inanamamıştı. Berke'ye döndü. "Bu... Ben hayal mi görünüyorum?"
Ellerine sağlık usta, şükür kavuşturana Şimdi sırada Seçkin abi var, o da amansız ilerliyor valla Yalnız usta, şöyle arabanın üzerine koşup, elinle arabanın kaputundan tuttuktan sonra üstünden böyle takla atarcasına atlayıp beraberinde de kaputu çekersen ve bu şekilde de kaput yerinden sökülüp havaya uçarken, arabada o basınçla ileri doğru bükülüp takla atarsa süper olacak