"Bugün ilklere vesile oluyoruz. Allah'tan hayırlısı." dedi MillAvriLewo. "Keşke daha önceden içseymişiz be Scream!"
"Doğru dedin hocam."
"Hazırsak gidelim mi?" diye sordu Jill. "Nemesis de damlar birazdan."
"Nemesis kim?" diye sordu Claire.
"Merak etme, tanıdığında, 'keşke merak etmeseydim.' diyeceksin."
"Demek öyle?"
"Aynen öyle" dedi Scream. "Hadi gidelim."
"Peki, gidelim." dedi Claire. "Saat kulesine mi çıkacaktık?"
"Evet." dedi MillAvriLewo. "Acele edelim!"
"Tahminimce Nemesis bizi saat kulesinin orada bekliyor olacak" dedi Jill. Umarım bu sefer senaryo farklıdır."
"Göreceğiz." dedi Scream.
"İşte orada!" diye bağırdı MillAvriLewo. Eliyle saat kulesini işaret etti. "Saat kulesinin tepesinde!"
"Bu hiç de iyiye işaret değil." dedi Jill. "Umarım helikopter gecikir. Yoksa hapı yuttuk demektir."
Bu arada bir korna sesi duyuldu. Ekip olarak sesin geldiği yere doğru baktılar. Yaklaşmakta olan bir araç, tam önlerinde durdu. Kapısı açıldı. İçeriden çıkan adamı görünce bütün ekip ters geldi; çünkü çıkan kişi Albert Wesker'ın ta kendisiydi!
"Oğlum MillAvrilLewo, sanırsam fazla içtik veya kafamızı biraz fazla sert çarptık." dedi Scream. "Arabadan inen adamı Albert Wesker olarak görüyorum...?"
"Abi zaten Albert Wesker o!"
"Yapma ya!" dedi Scream. "İşte şimdi hapı yuttuk!"
"O kadar emin olma evladım." dedi Albert Wesker. "Sizleri şu izbandut kılıklı sefil yaratıktan kurtarmaya geldik."
"Bunu gerçekten sen mi söylüyorsun?" dedi Scream. "Yoksa sen de mi içtin?"
Albert Wesker hiçbir şekilde cevap vermeden aracın arka kapısını açtı. "Binecek misiniz? Yoksa parçalara ayrılmayı mı istersiniz?"
"Ben o araca hayatta binmem!" dedi Jill. "Hele Albert Wesker varken, asla!"
"Eğer araca binmezsen, Nemesis senin üstüne biner!" dedi Scream. "Araca binmemiz daha mantıklı olsa gerek...?"
Jill dönüp Nemesis'e doğru baktı. Nemesis, deyim yerindeyse bostan korkuluğu saat kulesinin tepesinde bekliyordu. "Hadi binelim de gidelim" dedi.
Hep birlikte araba bindiler ve yola çıktılar.
Durumu fark eden Nemesis, peşlerinden koşmaya başladı. Ancak bir süre sonra durup araca doğru nişan aldı.
"Bazukayı bize çevirdi! Bir şeyler yapın!" diye bağırdı Jill. "Yoksa bizi uçuracak!"
"Merak etmeyin." dedi Albert Wesker. Aracın penceresini açtıktan sonra şoföre baktı. "Dikkatli ol."
Şoför kafasını salladı.
Tam bu sırada da Nemesis bazukayı ateşledi.
Roket arkalarından son hızla gelmekteydi.
Albert Wesker iyi bir zamanlamayla roketi yakaladı. Cebinden sigarasını çıkarttı ve roketten çıkan ateşle sigarası yaktı. Ardından da roketi Nemesis'e geri fırlattı.
Nemesis, havalarda süzülürken, ekip ise son hızla Raccoon City'den kurtulmayı başarmışlardı!
Albert Wesker onları kurtarmayı başarmıştı.
Bir süre sonra Scream uyandı. Nerede yattığını anlayamamıştı. Yanı başında birinin yattığını fark etti. Hızla ayağa kalktı, ama başı korkunç derecede ağrıyordu.
"MillAvriLewo? Hocam uyan!" dedi.
MillAvriLewo sızlanarak kendisine geldi. Onun da başı korkunç derecede ağrıyordu.
İkili ayağa kalktılar. Şöyle bir etraflarına baktılar. Halen Balçova taraflarındalardı. Üstlerini başlarını şöyle bir silkelediler.
"Bir garip rüya gördüm ki, sorma gitsin." dedi Scream. "Anlatsam gülmekten ölürsün!"
"Neymiş ki?"
"Anlatırım. Önce düzgün bir yere gidelim de, anlatması kolay..." dedi Scream. Birlikte Kipa'ya doğru gitmek için yola koyuldular.
S O N