logo
Ana Sayfa   Forum   Ara Mobİl TAKVİM Üyeler GİRİŞ YAP Kayıt
*

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
Gönderen Konu: ilsirya - Forever Emektarı  (Okunma Sayısı 480 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ilsirya
Forever Emektarı
*

Toplam Puan : 1307
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 556


Üyelik Bilgileri WWW
« : Aralık 16, 2018, 16:57:20 »

Bu konu başlığına ilk önce biraz kendimi tanıtarak başlamayı istiyorum. Böylelikle beni hiç tanıyamayanlar benimle alakalı az çok bilgi edinmiş olur. Gerçi ben bir konuya başlayıp oradan başka başka konulara atlayıp kendimi hiç ne zaman geldiğimi fark etmediğim bir yerde bulsam da bu konu başlığına kendimi tanıtarak başlamayı hedefliyorum. Ama şimdi belli de olmaz, kendimi tanıtacağım derken birden Wesker'ı tanıtmaya da başlayabilirim.  Sırıtma

Evet, artık kendimi tanıtma kısmına geçelim. Herkese merhabalar, ben Dilay Süllü. 1 Şubat 1997 İzmir / Buca doğumluyum. Doğma büyüme İzmirliyim. Hala İzmir'de yaşıyorum. İzmir'e aşık bir insanım diyebilirim, havası, suyu, insanları (hepsi değil tabii.  Samimi) her şeyiyle İzmir beni her zaman kendine aşık etmiştir. Kendimi başka bir şehirde yaşarken hayal edemiyorum yani, o derece. İzmir'den çok kısa bir zaman uzak kalsam bile hemen burayı özlüyorum, İzmir'de yaşayan veya buraya gelmiş olanlar bilir, İzmir'in havası cidden çok farklıdır. Buranın havasını solumuş insanlar beni çok iyi anlayacaklardır. Gelelim kişiliğimden ve sevdiğim şeylerden bahsetme kısmına. Bir Kova burcu insanıyım. Hatta yükselenimin de Kova olmasından ötürü Kova burcunun tüm özelliklerini kişiliğimde barındırıyorum. Genel olarak bana yalan söylenmesini ve yalan söylemeyi sevmem. Karşımdaki insanın içinden geçeni direkt söylemesini tercih ederim. Ne kadar kötü olursa olsun gerçeğin saklanmaması taraftarıyım. Ben de genel olarak içimden geçeni karşımdakine süsleyip, kibarlaştırıp söylemek yerine direkt söylemeyi tercih ediyorum. Her ne kadar insanlar arasında bunu yaptığınızda "kaba" olarak adlandırılsanız da bunun yapılmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum. Onun dışında, biraz katı kuralları olan bir insanım. Kırmızı çizgilerim var, olan bir olay veya bir insanın yaptığı bir davranış eğer o kırmızı çizgimi geçerse o anda yapılması gerekeni yaparım. Bundan dolayı da insanları hayatımdan bir anda çıkarabiliyorum. Hemen kesip atabiliyorum yani, Kova burcu insanını tanıyanlar bilir. Kova burçları bir insan eğer ona kötü bir şey yaptıysa veya katlanamayacağı bir şey yaptıysa direkt şak diye silip atabiliyor. Öyle bir yapıya sahipler. Gerçi bu insan ilişkileri arasında karmaşıklığı en çok içerisinde barındıran konudur. Hani bir insanla çok şey yaşarsınız, çok şey paylaşırsınız, çok iyi vakit geçirirsiniz fakat olan bir olay cidden kötüdür ve sizi kararsızlığa düşürür. Güveniniz kırılır, samimiyetiniz düşer, o insanla artık eskisi gibi olabileceğinizi düşünemezsiniz çünkü o olan olay aklınıza gelir. Ki insanın güveni de çok çabuk kırılabilen bir şeydir. Güven konusundan girmişken ben kolay kolay güvenebilen bir insan da değilim. Benim güvenimin kazanılması cidden çok zordur. Çok zor güvenirim bir insana, bunun sebebi de hem kendi hayatımda yaşadığım, güvendiğim dağlara karlar yağmasından. Hem de çevremde gördüğüm insanların yaşadığı güven sorunlarından. Böyle böyle iyice zor güvenen bir insan haline geldim. Bu yüzden de bir insan birisine güvenemediğinde çok iyi anlarım. Bunu şöyle düşünün; hani oyunlarda olur ya, bir karakter olur. Size çok yardım eder, çok güven verir, ne zaman yardıma ihtiyacınız olsa hemen gelir, ne yapılması gerekiyorsa yapar fakat oyunun sonunda size ihanet eder. Aslında en başından beri karşı taraftaymış ama size hiç fark ettirmemiş. İşte bunun olması da başka bir güven kıran bir olaydır. Böyle bahsedince hepinizin aklına tek bir isim geldi. Biliyorum o adı. Grand Theft Auto: Vice City'den Lance Vance. Bir neslin güven duygusunu sonuna kadar sömürüp sonra da kaçıp giden bir karakterdir kendisi.  Üzgün Güven konusunu bir köşeye bırakıp devam edelim. Hayvanlara son derece değer veren bir insanım. Hatta hayvanları insanlardan daha çok seviyorum diyebilirim. Çok küçük yaşlarımdan beri değişik değişik hayvanları evcil hayvan olarak baktım. Su kaplumbağasından tutun da ördeğine kadar hepsi oldu. Fakat köpeğim hiç olmadı.  Ağlama Bu yaşıma geldim, hala bir köpek sahibi olamamak kalbimin hep bir köşesinde yer edinmiştir. Her köpek gördüğümde içim acır, "keşke benim olsa." derim. Hayvanların karşılıksız sevgisi ve size karşı olan bağı beni hep etkilemiştir. İlkokula başladığım zamandan beri hep evimde kedim oldu. O zamandan beri kedilerim o güzel sevgileriyle ve tatlılığıyla kalbimi ısıttı, hala da ısıtıyor.  Utanma O yüzden bu dünyada hayvanların masumiyetinin üzerine başka bir şey göremiyorum. Kimisi çocuklar diyebilir de açıkçası ben çocukları sevmiyorum. Çocuklar olabildiğince benden uzak olsun derim hatta. Sevmiyorum yani, ne yapayım? Olmayınca olmuyor yani.  Sırıtma

Kendimi tanıtma kısmını bayağı uzun tuttum. Artık diğer konulara geçelim. Şimdi de oyun dünyasına nasıl girdiğimden ve Resident Evil ile nasıl tanıştığımdan bahsedeyim.

Oyun dünyasına girişim ve Resident Evil ile tanışmam aynı zamanlarda oldu. Çok küçük yaşlarımda başladım. Yani kendimi bildim bileli oyunlarla iç içeyim. Ben çok küçükken, yani oyun oynayamayacak yaşlardayken, abilerim veya ablamın oyun oynayışlarını izlerdim. O zamanlar çok küçük yaşımız tabii, abi, abla olunca senin oynamana izin vermiyorlar. Ondan izliyorsun. Kural bu.  Ciddi Onların oynayışlarını izleye izleye oyunlar benim kalbimde büyük bir yer edindi. Hatta o zamanlarda Nemesis'ten ölümüne korkardım. Camı kırıp içeri girişi benim için büyük bir kabustu. Bayağı bildiğiniz koltuğun arkasına falan saklanıyordum. Hatta bu korkum o zamanlarda abimlerle falan aramızda şaka konusu bile olmuştu. "Nemesis gelir bak." şeklinde şakalar dönüyordu. Şimdi o şaka yapılsa "Gelsin gelsin, oturur çay içeriz." diyeceğimiz şakadan korkuyorduk.  Kopma Gel zaman git zaman artık oyun oynayacak zamana geldim. Yaşım 8 miydi 9 muydu 10 muydu hiç hatırlamıyorum. İlk oynadığım Resident Evil oyunu Resident Evil 2'ydi. Zamanında oyunun en başında R.P.D.'ye gitme kısmını geçmek için ne çok uğraştığımı hatırlarım. Zombiler sürekli ısırıyordu. Bir o ısırıyordu, bir o. Leon bile ekrandan çıkıp artık "Yeter, sal beni ben kendim gideyim R.P.D.'ye!" diye bağıracak seviyeye gelmiştir. İlk kez başlamışız oyuna tabii, zombilerin arkasından, yanından kaçma olayını nasıl bilelim.  Kopma Yapamadıkça inadım tuttu, daha çok oynayacağım, öğreneceğim diye diye oyun dünyasına artık iyice girişimi yapmıştım. Bu arada inat demişken benim inadım da fenadır. Onu da söylemeden geçmeyeyim, bir inadım tuttu mu eyvah yani. Çevremdeki insanlar bazen bundan çok şikayet eder.  Sırıtma Bunun yanında Devil May Cry serisi ile tanışmam da Resident Evil ile aynı zamanda oldu. Yani Resident Evil benim için neyse Devil May Cry da öyledir. Küçüklüğümden beri bu iki seriyi en çok oynadım, en çok onlara ilgi gösterdim. Oyunlarını defalarca kez bitirdim, hala da bitiriyorum ve ikisini de büyük bir sevgiyle takip ediyorum. İnsanın küçüklüğünden gelen şeyler kolay kolay bitmiyor, bunu herkes çok iyi bilir. O sizin içinizde büyük bir yer ediniyor ve asla vazgeçemiyorsunuz. Resident Evil ve Devil May Cry da benim için öyle. Onların yanında severek oynadığım başka seriler de var tabii ki ama bu ikisi benim oyun dünyasında tek geçerim dediklerim. Resident Evil ve Devil May Cry dışında sevdiğim diğer serilere değineyim. Küçüklüğümde bol bol Grand Theft Auto: Vice City oynamışımdır. Defalarca kez bitirmişimdir, Vice City haritasını resmen gözüm kapalı gezecek seviyeye gelmişimdir. O yüzden Grand Theft Auto serisini severim. Saints Row severim, Saints Row'da en çok hoşuma giden şeyler birçok yere gönderme yapılması, oyunun tam bir komedi olması ve en önemlisi de iyi olma gibi bir çabasının olmaması. Bu özellikleriyle Saints Row benim sevgimi çok kısa zamanda kazandı. Saints Row'un ilk oynadığım oyunu üçüncüsüdür. Onu da bir Steam indiriminde alıp denemiştim ve o günden sonra da seriye karşı sevgim başlamıştı. Bunun dışında Silent Hill'i çok severim. Silent Hill de aslında benim küçüklüğümden beri hayatımda yer edinmiş bir seridir. Zamanında Silent Hill'e başlamayı çok istemiştim de korkup çekinmiştim.  Sırıtma Şimdi oynadığımda bakıyorum da çekinmeme hiç gerek yokmuş. Ama işte küçükken insan çekiniyor. Silent Hill'i de son derece severim. Özellikle de müzikleriyle beni kendine hayran bırakır. Bunlar dışında The Evil Within, Metal Gear Solid, Darksiders, Hitman, Batman, Telltale oyunları ve daha şu anda aklıma gelmeyen birçok seriyi severek oynuyorum. Oyunlarda hikaye benim için ilk sıralarda geldiğinden oynayacağım oyunların hikayesine çok önem veririm. Hikayenin iyi olması ve beni içine alması benim için çok önemlidir. Bundan dolayı birçok oyunu elemişliğim vardır. Hikayenin yanında oynanış, karakterler, olayların ilerleyiş şekilleri de oyunu güzel bir şekilde desteklediğinde benim için ideal oyun ortaya çıkmış oluyor.  Tebessüm

Oyunlardan ve Resident Evil ile tanışmamdan da bahsettiğime göre artık Resident Evil Türk ailesine nasıl katıldığımdan bahsetme kısmına gelelim. Fakat öncesinde oyunlardan bahsetme kısmında bahsetmediğim bir konuya yani oyun dünyasında en çok sevdiğim karakter olan Albert Wesker'dan biraz bahsetme kısmına geçelim.

Beni bilenler bilir, Albert Wesker'ın yeri benim için çok ayrıdır. Hani oyun dünyasında Vergil'ı, Dante'yi, 2B'yi, Johnny Gat'ı, Heather'ı, James'i ve daha şu anda aklıma gelmeyen birçok karakteri severim fakat Wesker'ın yeri benim için gerçekten çok ayrıdır. Her ne kadar birçok Resident Evil sever Wesker'ı yaptıklarından dolayı sevmese de ben bazen kızsam da hep sevdim, hala da seviyorum. Mesela Jill'e yaptıkları çok kötüydü, ama ona rağmen seviyorum adamı.  Sırıtma Kötü karakterleri sevmenin olayı da budur aslında, ne kadar kötü şeyler yaparsa yapsın yine seversin. Benim Wesker sevgim de böyle işte. Canımdır o benim, size böyle bahsederken bile o suratı gözümün önünde canlandı, bir kere daha sevdim adamı.  Sırıtma

Şimdi artık Resident Evil Türk ailesine katılmam ve oradaki çok değerli insanlarla tanışmam kısmına geçiş yapalım. Şimdi ben Wesker ile alakalı konuşmaya başlarsam bu yazı sonsuza dek bitmez. Çünkü Wesker'la alakalı bahsedecek çok şey var. O yüzden ben burada bırakayım Wesker sevgimden ve Wesker'dan bahsetmemden.  Sırıtma

Ben Resident Evil Türk ailesine 2010 yılında katıldım. Ondan öncesinde de foruma arada bakar, yorumları okurdum ve "Acaba üyelik alsam mı?" diye de düşünürdüm. Bir gün "Alayım yahu." deyip üyeliği açmıştım. Forumda o zamanlarda kullandığım isim wesker_excella'ydı. ilsirya ismi benim şu son (2-3 yıl oldu galiba) 2-3 yıldır kullandığım bir kullanıcı ismi. Hesaplarımı hep bu isimle alırım. Eğer bir yerde ilsirya ismini görürseniz o benimdir. Eğer değilsem de bir taklitçi olabilir. Bana haber verin, o taklitçinin kulağını çekeyim.  Sırıtma Bu isim konusunu bir köşeye bırakıp tekrar Resident Evil Türk zamanına dönelim. Resident Evil Türk'te üyelik aldıktan hemen sonra aktif olmaya başlamıştım. Yorumlar atıp makaleler arasında vs. geziniyordum. Forumdaki insanlarla da yavaş yavaş konuşmaya başlamıştım. Herkes çok sevecen ve içtendi. Benim forumla alakalı en çok hoşuma giden şeylerden birisi buydu. Bunun yanında hepimizin ortak noktasının oyunlar ve Resident Evil olması beni foruma daha da bağlamıştı. Sizlere üstte de bahsettiğim gibi, hayatım boyunca Resident Evil hep bir yerlerde bulundu, Resident Evil hayatımda böyle bir konumdayken benim gibi birçok insanla aynı ortamda bulunmak beni son derece mutlu etti. Ki sadece Resident Evil konusunda değil, konuştuğum insanlarla diğer birçok konu hakkında da anlaştım ve bir şeyler paylaştım. O yüzden forumda tanışıp arkadaş olduğum herkes benim için büyük bir yere sahip. Şimdi onlarla tanışma hikayemden biraz bahsetmek istiyorum.

İlk önce Deniz'le başlayayım. (ManGa_Ka) Deniz'le biz Resident Evil 5 konusunda konuşup tanışmıştık. O zamanlar Deniz Resident Evil 5 ile alakalı bir problem yaşıyordu. Ben de onun problemine bir yorum yazmıştım. Bu şekilde konuşarak birbirimizi MSN'den ekleyip MSN üzerinden konuşmamıza devam etmiştik. Ayrıca o zamanlarda birlikte bol bol Resident Evil 5 Versus da oynardık. Çok uzun zamanlar Versus oynadık. Hani o Versus oynama zamanı bildiğiniz senelerce sürdü. Oynayanlar bilir, PC'deki kitlesi de bayağı genişti Versus'un. Kurallar vardı en önemlisi, kurallar çerçevesinde oynanırdı. Mesela flash + shotgun yapmazdın gibi gibi. Veya arka arkaya bomba atıp oyuncuya "spam" diye tabir ettiğimiz şeyi yapmazdın vs. Deniz'le birbirimizi MSN'den ekleyip konuşmaya başladıktan bir süre sonra gerçekte de görüşmeye karar verdik. Gerçekte görüştüğümüzde de son derece anlaştık ve ilişkimiz ilerledi. Böyle böyle bu zamanlara geldik. Deniz benim hayatımda sahip olduğum en yakın arkadaşım. Okulda tanışıp konuştuğum birçok kişide bulamadığım samimiyeti, dostluğu ve sevecenliği Deniz ile buldum. En önemlisi de okuldaki arkadaşlarda olduğu gibi çıkar ilişkisine bağlı bir ilişki değildi bizimkisi. Arkadaştık çünkü anlaşıyorduk. Bu benim için çok önemliydi. Zaten şu anda da okulda tanışıp konuştuğum hiçbir arkadaşım bulunmuyor. Bu da çıkar ilişkilerine gelemememden ötürü.  Tebessüm

Gelelim benimle aynı karaktere sevgi besleyen, hatta tanışma sebebimin bile Wesker olduğu kişiye. Yani Alper abiye. Nam-ı diğer Albert Wesker'a.  Samimi Alper abiyle tanışmayı istememin sebebi tamamen Wesker'dı. Yani "O da Wesker'ı seviyor. Oturur Wesker'la alakalı iki lafın belini kırarız." diye düşünüp özel mesaj yolu ile tanışmıştık. Alper abi biraz sert bir yapıya sahip olduğundan özellikle de o zamanlarda birçok kez elim mesajı silme kısmına gidip gelmişti.  Sırıtma Hani "Ya terslerse? Ya benimle tanışmak istemezse." diye düşünerek hep "Acaba silsem mi mesajı?" diye düşünüp durmuştum.  Samimi Tabii bunun öncesinde de forumda birkaç kere Alper abi ile ufak tefek konuşmalarımız olmuştu. En basitinden aklıma gelen Code Veronica X ile alakalıydı. Battle Game'i Wesker ile bitirme mevzusu olması lazım. Bir gün "Mesaj atayım tanışırız." diye düşünüp Alper abiye özel mesaj atma konusunda karar kılmıştım. Ama deli gibi de terslemesinden korkuyordum. Dediğim gibi kaç kere elim mesajı silme kısmına gitti. En sonunda "Amaaan, en kötüsü tersler, "Hayır seninle tanışmak istemiyorum." der, ben de peki deyip köşeme geçerim." diye düşünüp mesajı atmıştım. Öbür gün foruma baktığımda bir de ne göreyim? Alper abi yanıt vermiş. Mesajı da okuduğumda baktım ki o kadar sevecen, o kadar içten ve o kadar samimi bir şekilde yanıt vermiş ki.  Samimi O zamandan sonra tanışıp Alper abiyle MSN üzerinde birbirimizi ekledik, konuştuk. Birbirimizle Wesker sevgimizi paylaştık. Alper abiyle Wesker için tanışıp sonrasında çok güzel bir ilişkim oldu. Hayatımda gerçekten büyük bir yer edinmiş ve kendime birçok yönden benzettiğim birisi. O da benim gibi inatçı mesela. İkimiz de inat edince ortaya müthiş bir görüntü çıkıyor. Şimdi eğer bu yazıyı okuyorsa "Ben mi inatçıyım gız?" diyordur, inatçısın canım benim, tıpkı benim gibi.  Sırıtma

Gelelim Orçun abi ile nam-ı diğer Orcuncharted'la nasıl tanıştığımıza. Yanlış hatırlamıyorsam Orçun abinin önceki kullanıcı adı ScR ya da Scream'di. Ya da öyle bir şeydi. Umarım karıştırıp kafamdan kullanıcı adı uydurmamışımdır.  Sırıtma Orçun abi de tıpkı Deniz ve benim gibi İzmir'de yaşıyor. O yüzden ilişkimizin ilerlemesi ve birbirimizi tanımamız çok uzun zaman almadı. Orçun abiyle zaten forumda konuşuyorduk fırsat oldukça. Yorumlaşıyorduk. O yüzden MSN'imde ekliydi Orçun abi. MSN üzerinde fırsatımız oldukça konuşurduk. Orçun abiyle ilk buluşmamız Deniz ile birlikte olmuştu. Hatta o gün Orçun abi biz Deniz'le beklerken arkadan gelecek diye beklerken önden gelip korkutmuştu bizi. O korkuyu hiçbir korku oyununda yaşayamazsınız. Benden demesi.  Sırıtma Buluştuktan sonra Orçun abiyle ilişkimiz daha hızlı bir şekilde ilerledi ve bu zamanlara geldik. Orçun abi bildiğiniz benim ikizim gibi bir şey. Birbirimizle aynı olmayan tek konu onun et sevmesi ama benim et sevmememdir. Benim et sevmeme olayım da hem küçüklüğümde yaşadığım bir tramvaya, hem hayvanların acısına ortak olmak istememe, hem de kokusundan ve tadından iğrenmeme dayanıyor. Onu da mevzusu geçmişken araya sıkıştırayım. Şu anda da Orçun abiyle konuşuruz ve gerçekten kendime çok yakın gördüğüm bir insandır.  Tebessüm

Gelelim Bilâl Baker'la nam-ı diğer DWG22 ile nasıl tanıştığımıza. Öncelikle ona Bilâl Baker dememin sebebi onun yaptığı Jack Baker cosplay'inden ötürü. O nasıl bir Jack Baker benzerliğidir öyle? Görenler bilir neden bahsettiğimi.  Sırıtma Yok böyle bir benzerlik, Jack Baker görse bu benzerlik karşısında ne diyeceğini bilemezdi. O derece.  Samimi Bilâl Baker'la tanışmamız direkt forumun içerisinde olmuştu. Çeşitli konularda Bilâl Baker yönetici olduğundan bana destek olmuştu. Mesela ben o zamanlarda çalışmalar yapardım. Photoshop öğreniyordum. Küçüklüğümden beri tasarıma da epey ilgim vardır. Photoshop'tan bahsetmişken onu da araya sıkıştırayım. Grafik Tasarım'la ilgileniyorum. Hayalimdeki meslek de odur.  Tebessüm O zamanlarda Photoshop öğrendiğimden Resident Evil üzerine çalışmalar yapıyordum. Bu çalışmaları da forumda paylaşıyordum. Paylaştığım çalışmalar için Bilâl Baker sağ olsun hep yorumlar yapardı. Destek olurdu bana. Onun desteği benim tasarım konusunda ilerlememde epey yardımcı olmuştu. Hatta zamanında birlikte forum için banner bile tasarlamıştık. O bana böyle bir fikri olduğunu söylemişti. Ben de başta daha öğrenme sürecinde olduğumdan nasıl bir çalışma ortaya çıkaracağımdan emin değildim, ama o yine de güvenip bu yola benimle birlikte girmişti. Birlikte güzel de bir çalışma ortaya çıkardığımızı düşünüyorum. Ama şüphesiz eğer Bilâl Baker'ın yardımı olmasaydı o çalışma o kadar duygulu olamazdı. Hangi banner'dan bahsettiğimi bilenler bilir. Hani Leon ve Chris'in birbirine silah doğrulttuğu pozun olduğu banner. O banner'daki duygu beni hep çok etkilemiştir.  Utanma Bilâl Baker ile de böyle böyle ilişkimiz ilerledi ve bu zamana kadar da geldi. Forum kapandıktan bir süre sonra da Bilâl Baker bir gün gelip beni Forever Forever Ekibi'ne davet etti. "Böyle böyle bir oluşumumuz var. Katılmak ister misin?" diye. Ben de Bilâl Baker'ın teklifini kabul edip ekibe katıldım. Ve böyle de Forever Forever Ekibi'nin bir parçası oldum.  Forever

Evet, artık bu yazının sonuna da gelelim. Kendimi olabildiğince tanıtmaya ve Resident Evil Türk ile nasıl tanıştığıma değinmeye çalıştım. Yazarken atlamış olduğum konular olmuş olabilir. Onun için de kusura bakmayın. Yorumlarınız ile istediğinizi yazabilir, istediğinizi sorabilirsiniz. Her türlü görüşe ve soruya açığım.  Forever Ve son olarak şunu da söylemeyi istiyorum; Nekro Kelebek olarak burada tekrar bulunmak, tekrar bu çatı altında bir şeyler yapabilmek gerçekten çok güzel. Bu forumun her sayfası, her kategorisi emekle ve hatıralarla dolu. O yüzden burada olmak beni son derece mutlu ediyor.  Forever

Herkes kendisine iyi baksın. Okuduğunuz için teşekkür ederim.  Tebessüm Öpücük
Logged
Orcuncharted
Forever Emektarı
*

Toplam Puan : 927
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 736


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Aralık 16, 2018, 22:56:02 »

Vallahi şu anlatım ile https://dilaysullu.fandom.com/wiki/Dilay_Sullu_Wiki şeklinde bir sayfa açılabilir ha Sırıtma Sırıtma Mesajı okuduktan sonra, kendimi sizin ailenin bir ferdi gibi hissetmeye başladım, meleğim Sırıtma
Logged
DWG22
Site Denetmeni
*

Toplam Puan : 1683
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3186


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #2 : Aralık 16, 2018, 23:26:31 »

Biçici Dilay, ellerine sağlık, fena şekilde yardırmışsın. Bir de bu yardırmanı telefondan okudum, düşün Sırıtma Bu da benim için iki kat bir yardırış deneyimi oldu Ciddi

Özellikle şu sana ters yapan kişiyi affetmeyipı, onu la ilişiğini kesmem mevzusunu benden iyi kimse bilemez  ??? Beni sürekli biçmek için fırsat kollaman, sürekli korku içinde yaşamam bunun en büyük örneği  Niçin

Biçici Dilay, benim de çok güvendiğim kişilerden biridir. Kendisiyle pek çok işte birlikte yer aldık ve çoğu zaman benden daha iyi bir performans sergilediğine şahitlik ettim. Dilay, bizim gelecek neslimizdir. Ardımdan onun gibi biri geldiği için gurur duyuyorum. Bizim yıldızımız dönerken onun yıldızı parlayacak Forever
Logged
ilsirya
Forever Emektarı
*

Toplam Puan : 1307
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 556


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #3 : Aralık 24, 2018, 02:19:15 »

Vallahi şu anlatım ile https://dilaysullu.fandom.com/wiki/Dilay_Sullu_Wiki şeklinde bir sayfa açılabilir ha Sırıtma Sırıtma Mesajı okuduktan sonra, kendimi sizin ailenin bir ferdi gibi hissetmeye başladım, meleğim Sırıtma

Bir yazmaya başlayınca kendimi durduramadım bebişkolatam. Hatta Bilâl Baker'a da demiştim, bir başlarsam duramam, roman yazarım diye. Yazımı bitirdikten sonra beklediğimden kısa bile olduğunu düşündüm.  Samimi

Biçici Dilay, ellerine sağlık, fena şekilde yardırmışsın. Bir de bu yardırmanı telefondan okudum, düşün Sırıtma Bu da benim için iki kat bir yardırış deneyimi oldu Ciddi

Özellikle şu sana ters yapan kişiyi affetmeyipı, onu la ilişiğini kesmem mevzusunu benden iyi kimse bilemez  ??? Beni sürekli biçmek için fırsat kollaman, sürekli korku içinde yaşamam bunun en büyük örneği  Niçin

Biçici Dilay, benim de çok güvendiğim kişilerden biridir. Kendisiyle pek çok işte birlikte yer aldık ve çoğu zaman benden daha iyi bir performans sergilediğine şahitlik ettim. Dilay, bizim gelecek neslimizdir. Ardımdan onun gibi biri geldiği için gurur duyuyorum. Bizim yıldızımız dönerken onun yıldızı parlayacak Forever

Tıpkı sana söylediğim gibi oldu Bilâl Baker, tek fark, benim sandığımdan da kısa oldu yazı. Daha uzun olur diye hayal ediyordum. Sırıtma

Seni biçmeyi ne kadar sevdiğimi biliyorsun Bilâl Baker. Ondan dolayı elime geçen her fırsatı değerlendiriyorum, eğer değerlendirmezsem bu, kendime yaptığım bir ihanet olur. Bir biçiciden asla böyle bir davranış beklenmez, beklenemez.  Ciddi

Seninle birlikte yer aldığımız işlerin hepsi benim için çok keyifliydi Bilâl Baker. Özellikle de forum banner'ı hayatımda hiç unutmayacağım bir anı olarak kalacak. Ve güzel sözlerin için çok teşekkür ederim. Beni çok mutlu ettin. Utanma
Logged
Orcuncharted
Forever Emektarı
*

Toplam Puan : 927
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 736


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Aralık 24, 2018, 02:48:20 »

Vallahi şu anlatım ile https://dilaysullu.fandom.com/wiki/Dilay_Sullu_Wiki şeklinde bir sayfa açılabilir ha Sırıtma Sırıtma Mesajı okuduktan sonra, kendimi sizin ailenin bir ferdi gibi hissetmeye başladım, meleğim Sırıtma

Bir yazmaya başlayınca kendimi durduramadım bebişkolatam. Hatta Bilâl Baker'a da demiştim, bir başlarsam duramam, roman yazarım diye. Yazımı bitirdikten sonra beklediğimden kısa bile olduğunu düşündüm.  Samimi

OHA!? Şok O kadar diyorsun, meleğim!?! Şok Şok
Logged
ilsirya
Forever Emektarı
*

Toplam Puan : 1307
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 556


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #5 : Aralık 26, 2018, 00:13:30 »

Evet bebişkolatam. Samimi
Logged
Sayfa: [1]   
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF | Nekro Kelebek Girişimi © 2006-2019
SimplePortal © | Daimi Site Kurucusu: Levent Arıkan
Tema Tasarımcısı: DWG22
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.077 Saniyede 35 Sorgu ile Oluşturuldu
Site Yönetimi