Forever Ziyaretçi Nihai Biyo-Organik Silah Evriliş Diriliş Çöküş Kuruluş Başlangıç

Haberler:

  • 28
  • 4

HammerHead

  • Site Yöneticisi
  • Alp Üye
  • *
  • Default Avatar
  • İleti: 2659
    • Profili Görüntüle
Arka Raftakiler: Lost in Vivo
« : 20 Aralık 2019, 21:19:24 »

Bu sitede şu ana kadar genel olarak Resident Evil'dan esinlenmiş bağımsız yapımlara yer verdiğimiz bir gerçek. Daha önceden sitemizde yer verdiğimiz Daymare: 1998 ve Vaccine oyunlarını buna örnek olarak gösterebiliriz. Peki ya Silent Hill'den esinlenen bağımsız oyunlar? Hideo Kojima ve ekibi tarafından geliştirilmeye başlanan ve Konami tarafından iptal edilen Silent Hills'in oynanabilir fragmanı olan "P.T." tabii ki birçok bağımsız geliştiriciye ilham kaynağı oldu ve zamanı geldiğinde o oyunları da burada ağırlayacağız. Ancak onlardan önce bugünkü yazımızda eski Silent Hill oyunlarından esinlenmiş bir oyun olan "Lost in Vivo"yu ele alacağız.

İncelememe her zaman olduğu gibi hikayeden başlamak istiyorum ve Lost in Vivo'un hikayesinin, oyunu en zayıf noktası olduğunu söyleyebilirim. Bir akşam üzeri köpeği ile yürüyüşe çıkan karakterimiz, yürüş esnasında sağanak yağmura yakalanır ve köpeğimiz tam olarak bilinmeyen bir nedenden dolayı kaldırım kenarında bulunan su kanalına düşerek, akan suyun etkisi ile şehrin kanalizasyonuna sürüklenir. Karakterimiz ise onu kurtarmak adına en yakın rögar kapağını açarak, kanalizasyona iner ve köpeğine kavuşmak adına bir dizi paranormal olaya ve yaratığa göğüs gerer.

Hikayemiz tam olarak bu şekilde başlıyor. Şimdi içinizden "bu bağımsız bir yapım ve hikayenin öyle veya böyle bir şekilde başlaması lazım," diye düşünebilirsiniz ve bu konuda size hak veriyorum. Ancak Lost in Vivo'nun hikaye konusundaki zayıflığı; devamında hikayeyi destekleyecek veya derinleştirecek hiçbir unsur bulundurmamasından kaynaklanıyor. Oyunun hiçbir ara sahne, diyalog, vb. öge barındırmaması nedeniyle zaman zaman oyunun hikayesini unutabiliyorsunuz. Birkaç noktada ufak notlar bulunsa da bu notlar ya çevrede bulunan bulmacaların çözümleri hakkında ip uçları ya da bulunduğunuz alan hakkında çok kısa bilgi veriyorlar ve bu yazılar kesinlikle hikayeyi derinleştirmeye yetmiyor.

Grafiklere baktığımızda ise oyunda bir PlayStation 1 havası görmek mümkün. Düşük kaliteli kaplamalara sahip objeler ve mekanlar, gene düşük polygon'a sahip "kare kare" görünen yaratıklar gözlerden kaçmıyor. Kısaca bahsetmek gerekirse Lost in Vivo; daha önce oynamadığınız bir PlayStation 1 oyunu gibi görünüyor. Hatta yapımcılar kendilerini bu temaya öyle kaptırmışlar ki; oyunun Steam mağazasında bile PlayStation 1 oyun kapak görseline benzer bir arka kapak görseli bulmak mümkün.


(Görseli büyültmek için üzerine tıklayın)

Oyundaki ancak bir karakterin modelinde bu standardın ötesine geçmişler, o da oyun boyunca aradığımız köpeğimiz. Köpeğimizin modeli kesinlikle oyun boyunca karşılaştığımız bütün yaratıklardan daha kaliteli görünüyor.

(Görseli büyültmek için üzerine tıklayın)

Eğer oynayacağınız oyunlarda grafikler sizin için önemli bir unsur ise Lost in Vivo, size pek hitap etmeyebilir. Ancak oyunun bu grafiksel yapısı hem oyunun atmosferine uygun bir seçim olmuş hem de oyuna "belirsizlik korkusu" eklemiş.

Genel olarak oyuncuları kendi çıkardığı sesler ile baş başa bırakan yapımda müzikler, sadece oyuncuları uyarmak için kullanılmış. Silent Hill oyunlarındakine benzer radyo paraziti sesi ile harmanlanmış kulak tırmalayan müzikler; yakınlarda bir tehdidin olduğunu, sesin yükselmesi bu tehdidin yaklaştığını, duyacağınız yumuşak/sakin melodiler ise kayıt odasına yaklaştığınızı veya farklı bir alana giriş yaptığınızı belirtmek için kullanılmış. Müziklerin bu şekilde kullanılması sayesinde hem oyunun korku ögeleri gereksiz müzikler ile baltalanmamış olurken hem de aniden çalan müzik ile oyuncuları istenilen duyguya sokmayı başarmışlar. Lost in Vivo herhangi bir diyalog barındırmadığı için oyunda aralıklar ile duyabileceğiniz köpek havlaması dışında hiçbir seslendirme yok.

Yazının başında bu oyunun, eski Silent Hill oyunlarından esinlendiğini söylemiştik ve Lost in Vivo'ya başlar başlamaz, oyundaki Silent Hill havasını fark ediyorsunuz. Klostrofobi temasına uygun dar, karanlık ve zaman zaman Silent Hill'de "Otherworld" olarak bilinen sürreal dünyaya dönüşen mekanları, biçimsiz yaratıkları ve hatta harita ve envanter menüsü ile bu oyun, Silent Hill sevenlere pek yabancı gelmeyecek.


(Görseli büyültmek için üzerine tıklayın)

Lost in Vivo'nun esinlendiği tek oyun Silent Hill değil. 2002 yılında Nintendo Gamecube için çıkan, ve oyuncuya oyunlar yapan (dördüncü duvarı yıkan) yapısı ile bilinen "Eternal Darkness: Sanity's Requiem"ın etkilerini de bu yapımda görmek mümkün. Oyunu kaydettikten sonra ekranınızda beliren "Kaydınız silindi" mesajı, sahte oyun motoru hataları ve sahte Windows mavi ekran hatası, Lost in Vivo oynarken yaşayacağınız ufak sürprizlerden sadece bir kaçı. Bu tarz ufak sürprizleri ile oyun, dikkatinizin dağılmasını engelliyor.

(Görseli büyültmek için üzerine tıklayın)

Şimdi oynanıştaki en önemli unsurlardan biri olan "dövüş" mekaniğine bir bakalım. Bu tarz oyunlarda bulunan dövüş mekanikleri oyuna çok dengeli bir biçimde aktarılmalı. Oyuncular karşılarına çıkan yaratıklar ile mücadele ederken, her zaman kaçmanın da bir alternatif seçenek olduğunu bilmek zorundadırlar ve Lost in Vivo bu ayarı kısmen tutturmuş diyebiliriz. Karşınıza çıkan yaratıklar tek başlarına çok büyük engel değiller ve bir çoğunu, oyunun başlarında alacağınız bıçak ile öldürmek pek zor değil. Ancak dar alanlarda duvarların içinden geçip gelen yaratıklar, çoğunlukla o sırada bakmadığınız yönden size saldırdıklarından bu düşmanların belirdiği alanlarda savaşmaktansa daha çok kaçmayı tercih ediyorsunuz. Oyunun başlangıcında duvarların içinden geçen yaratıkların adil olmadığını düşünmüştüm. Ancak sonradan bu yaratıkların sadece dar alanlarda belirdiğini ve bu özellikleri olmasa düşmanların, muhtemelen koridordan tek sıra halinde üzerime geleceklerini ve kolay hedef olacaklarını fark ettiğim için yapımcıların, neden bu yönteme başvurduklarını anladım.

(Görseli büyültmek için üzerine tıklayın)

Şimdi de oyunun beğenmediğim özelliklerinden biri olan, karakterimizin kendiliğinden iyileşmesinden bahsetmek istiyorum. Lost in Vivo içerisinde alıp, lazım olduğunda kullanabileceğiniz herhangi bir sağlık eşyası yok. Eğer oyun sırasında yaralanırsanız, güvenli bir alanda bir süre bekleyerek tamamen iyileşiyorsunuz ki oyundaki güvenli bölgelerin sayısı oldukça fazla. Bu durum hem oyunda yaşayacağınız muhtemel gerilimin azalmasına yol açarken hem de envanter ekranının varlık amacını da azaltmış. Oyundaki anahtarların gerekli yerlerde otomatik kullanıldığı ve silahların 1, 2, 3, 4 tuşları ile hızlıca değiştirilebilir olduğu gerçeklerini de atlamazsak; oyunu hiç envanter ekranını açmadan bitirmenin mümkün olduğunu söyleyebiliriz.

(Görseli büyültmek için üzerine tıklayın)

Peki Lost on Vivo'un bulmacaları nasıl? Evet, oyunumuz genel olarak dar koridorlarda A noktasından B noktasına gitmek ile geçse de zaman zaman karşımıza çıkan bulmacalar bizleri haritanın farklı köşelerine, istediğimiz sıra ile gitmemize izin veriyor. Bulmacaların genel yapısı ise: "Kapıyı açmak için üç farklı anahtar gerekiyor. Bu üç anahtarı, haritanın farklı üç noktasından al ve gel" şeklinde. Bütün oyun boyunca kafa kurcalayan bulmaca sayısı iki veya üçü geçmez. Buradan da Lost in Vivo'nun bulmacalar açısından da pek yeterli olmadığını söylemek mümkün.

Yazıyı sonlandırmadan önce oyunun içinde yer alan ekstra modlardan bahsedelim. Oyunu bitirdiğinizde açılan, zorluğu birazcık artıran ve önceki oyundaki silahlar ile cephanenizi kullanmanıza izin veren "New Game +" modu ve oyunu sadece saat 00:00 ile 01:00 arasında başlattığınızda oynayabileceğiniz "Nightmare" modu dışında Lost in Vivo, sayılı birkaç ekstra mod bulunduruyor. Ekstra modlar ana oyundan daha kısa olsalar da oyunun toplam süresini arttırmayı başarmış.

Sona geldiğimizde Lost in Vivo: Zayıf hikayesine ve oyun dinamiklerindeki birkaç ufak pürüze karşın, keyifle oynanabilecek bir yapım. Ana hikayesi yaklaşık 3 saate bitse de "New Game +" ve diğer ekstra modlar ile oyun sürenizi daha da uzatabilirsiniz.

Lost in Vivo'yu denemek isterseniz oyunu; PC (Steam) üzerinden 20,5₺ gibi düşük bir fiyata alıp oynayabilirsiniz.


Lost in Vivo Steam Sayfası
« Son Düzenleme: 27 Aralık 2019, 19:58:16 Gönderen: HammerHead »


ilsirya

  • Forever Emektarı
  • Alp Üye
  • *
  • Default Avatar
  • İleti: 1264
    • Profili Görüntüle
Ynt: Arka Raftakiler: Lost in Vivo
« Yanıtla #1 : 23 Aralık 2019, 19:34:31 »
Bir hayvan işin içine girdi mi hemen ilgimi çekmeye başladı oyun. :3 Merak ettim ama acaba oyunun sonunda köpeği bulabiliyor muyuz, emeğine sağlık Berkay, güzel bir yazıydı, keyifle okudum. :W


HammerHead

  • Site Yöneticisi
  • Alp Üye
  • *
  • Default Avatar
  • İleti: 2659
    • Profili Görüntüle
Ynt: Arka Raftakiler: Lost in Vivo
« Yanıtla #2 : 24 Aralık 2019, 20:36:02 »
Teşekkür ederim Dilay. Yazıda mümkün olduğunca spoiler vermekten kaçındığım için köpek ile ilgili çok fazla detay vermedim, ancak oyunun birden fazla sonu olduğunu belirtmekten bir sıkıntı çıkmaz herhalde. :)
« Son Düzenleme: 24 Aralık 2019, 20:36:20 Gönderen: HammerHead »


Orcuncharted

  • Forever Emektarı
  • Alp Üye
  • *
  • Default Avatar
  • İleti: 1815
    • Profili Görüntüle
Ynt: Arka Raftakiler: Lost in Vivo
« Yanıtla #3 : 25 Aralık 2019, 03:05:29 »
Ben de şimdi okudum ve oyunu açıkçası enteresan buldum. Hikayesinin derinliği olsa tam benlik oyun olacakmış da olamamış ne yazık ki :( Ancak başta Silent Hill serisinden esinlenilmesi her şeye rağmen hoşuma gitti :)

Bu arada, bizim adamın köpeği Silent Hill 2'deki köpeği andırmıyor değil ha :D

Ellerine ve emeğine sağlık Berkay hocam :W


DWG22

  • Site Denetmeni
  • Alp Üye
  • *
  • İleti: 6291
    • Profili Görüntüle
    • YouTube
Ynt: Arka Raftakiler: Lost in Vivo
« Yanıtla #4 : 26 Aralık 2019, 23:52:33 »
Hocam, oldukça lezzetli bir yazı olmuş, yemek borusuna hiç takılmadan kayarak mideye inen bir yazıydı. Kısacası yine yapmışsın yapacağını :W :U

Oyunun bazı ilgimi çeken noktaları var. Mesela; dördüncü duvarı yıkması hârika bir olay ve bunu hem filmler hem de oyunlar dâhil kolay kolay yapamazlar. Şu bizim isimlerin yer aldığı görsel de, bu duvarın yıkılmasının bir sonucu sanırım :D Tahminimce oyunu oynarken benimle konuştuğun için, oyunda bunu tür bir etkinliği algılayan bir kod bulunmaktaydı ve o da bu şekilde işlevini yerine getirdi. Müzik kullanımı da dediğin kadarıyla iyi duruyor Hocam, başarılı kullanılış.

Ancak oyunda diyalogların olmaması, oyunun FPS oluşu ve karakteristik bir şeyler bulunnmaması okurken tepkimi çeken şeyler oldu. Buna nasıl izin verebildin Hocam?!?!  x( :Ş :'( Şaka bir yana, bu bağımsız bir yapım, o yüzden bu tür konularda çok üstüne de gidemiyorum. Böyle bir yapımı meydana getirip Steam'de yayınlamaları bile başlı başına büyük va takdiri hak eden bir şey :W
« Son Düzenleme: 26 Aralık 2019, 23:53:37 Gönderen: DWG22 »