Forever Ziyaretçi Nihai Biyo-Organik Silah Evriliş Diriliş Çöküş Kuruluş Başlangıç
Bizler İnkâr Edilemeyiz! -Forever Ekibi
  • 6010
  • 20


HammerHead

  • Site Yöneticisi
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 611
    • Profili Görüntüle
Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
« Yanıtla #1 : 12 Ağustos 2025, 16:18:36 »
CARNBY GİRİŞİ



Kapımın önündeki pirinç levhada "Özel Dedektif" yazar. Birkaç arkadaşım bana "Carnby" diye seslenirken, diğer herkes bana "Sürüngen" der. Bankacımın ise bana nasıl seslendiği umurumda bile değil. Bugünlerde mektuplarımı açmam; faturalar ve alacaklılarımdan gelen tehdit mektupları, günümü berbat ediyor.

Gloria Allen adındaki Antikacı, benimle iletişime geçtiğinde en iyi gömleğimi giyip, 38'lik tabancamı da yanıma alarak olabildiğince hızlı bir şekilde onun dükkanına gittim. Şantaj gibisinden bir alçaklık ile karşılaşmayı bekliyordum.

Amma da yanılmışım. Benden sadece "Derceto" adındaki mülke gidip, çatı katındaki piyanoyu bulmamı istiyormuş.

Gizli çekmeceleri olan eski bir piyano. Nazik insanların, antikacılardan almak için çılgına döndüğü türden. Derceto evi; mobilyalar, kitaplar, tablolar gibi klasik çöplerle doluymuş. Görünüşe göre de Derceto'nun sahibi beş parasız kalmış.

Tam para mevzusundan açacağım sırada Gloria Allen, bana 150$ ve mülkün anahtarını verdi. Bankacıma yaşatacağım sürprizin düşüncesi ile sırıttım. Kendisi, kurbanlarının elinden kaçmasını pek sevmez.

Polis raporunun kopyasına göz attım. Derceto'nun eski sahibi olan J. Hartwood, kendisini evin çatı katında asmış. Yargıç, olayın bir intihar olduğundan emin. Mekana bir göz gezdireceğime dair Gloria Allen'a söz verdim.

Raporum birkaç güne hazır olur. Hayaletleri korkudan kaçıran eski evin tarihini okudum. Korkunç cinayetler, lanetler, aklî dengesini kaybedenler... Şanslıyım ki, şeytana tapma benim yüzümü güldürüyor. Bu tam da benim sevdiğim türden bir ücretli tatil.


HammerHead

  • Site Yöneticisi
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 611
    • Profili Görüntüle
Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
« Yanıtla #2 : 12 Ağustos 2025, 16:19:23 »
EMILY GİRİŞİ



Avukattan gelen mektup beni çok derinden etkiledi. Amcam Jeremy canına kıymıştı! Adli tabibin raporu gayet açıktı: Amcam, çatı katında kendisini asmış.

Yaşadığım şoku atlattıktan sonra olanları düşündüğümde; Derceto'nun amcamın zihnininde son derece yıpratıcı bir etki yarattığı açıkça görünüyordu.

Zemini bile gıcırdayan eski konak, gizli kütüphane kapısı, üst kattaki eski saati, amcamın zayıf sinirlerine rağmen okumaktan bir türlü kendini alamadığı bütün o gizemli kitaplar...

Kaderin müdahalesi apaçık bir netle görünüyor. Derceto avını yakalamıştı. Ailemizin avukatı Bay MacCarfey, o eski konağı satmaızı önerdi. Ben ise bu karara hemen karşı çıktım.

Yapmam gereken belli: O karanlık koridorları, o düşünceli portreleri aklıma getirdikçe tüylerim ürperse de Derceto'ya gitmeliydim. Her şeye karşın, amcam Jeremy'nin yaptığı şeyi açıklayan bir not, bir mektup bıraktığına inanıyorum.

Bana zamanında, "Piyanoya bak, Emily... Hem de dikkalice bak," dediğini hatırlıyorum. Belki aradığım açıklamayı içeren mektubu gizli çekmecilerinden birinde bulacağım. Gerçi bu seferkinin o kadar basit olmayacağına dair içimde bir his var. Hayat, içinde gizem üstüne gizem barındıran büyük bir gizem yumağı. Bunu bana Jeremy öğretmişti.

Şimdi bu gizemlerle yüzleşmemin vakti geldi. Derceto beni bekliyor. Umarım ki korkularım, sadece benim hayal gücümden ibarettir. Hiçbir şey amcamın deli olduğuna beni ikna edemez. Ama öyleyse de neden çatı katındaki pencereyi eski bir dolapla kapatma gereği duymuştu?


HammerHead

  • Site Yöneticisi
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 611
    • Profili Görüntüle
Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
« Yanıtla #3 : 12 Ağustos 2025, 16:20:17 »
JEREMY'NİN MEKTUBU



Geliyorlar! Şeytani güçleri serbest bıraktım ve şimdi bunun bedeli ödenmeli. Derceto, kötülüğün avıdır. Güneş de battı. Bedenimi bulabilirler ama ruhuma sahip olamayacaklar. Efendilerinin öfkesini ve kölelerinin kalbindeki dehşeti hissedebiliyorum. Ayak seslerini duyabiliyorum. Bazıları ne yaptığımı anlayabilir. Tanrı beni affetsin, elveda.

Jeremy Hartwood


HammerHead

  • Site Yöneticisi
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 611
    • Profili Görüntüle
Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
« Yanıtla #4 : 12 Ağustos 2025, 16:21:49 »
ALTIN POST (KUMAŞ PARÇASI) EFSANESİNDEN BİR PASAJ



Altın Kumaş Parçası Efsanesi
Çeviren:
Edouard de Veilban
Hesperides Yayıncılık



Perseus, o sırada taşa dönüşmüş olan Ichios'a rastlar. Yoldaşlarına dönüp: "Medusa'ya dikkat edin. Ona bakan, zavallı Ichios ile aynı kaderi paylaşmak üzere lanetlenir ve Seriphos'u bir daha göremez" dedi.

"Gözlerimizi bağlayarak mı gidelim?" diye sordu, Ymelops.

"Bronz kalkanlarınızı alın ve onları güneşte parlayana kadar cilalayın." diye cevap verdi Perseus, "Yüreğinizi cesaret ile doldurun. Artemis, ok kılıfındaki oklara yön verdiği gibi bize rehberlik etsin."

Ancak Ymelops tatmin olmamıştı. "Neden böyle bir şey yapalım ki, Perseus? Yedi santimlik keskin metaller, bu lanetli yaratıkları yok etmeye yetmez mi?"

Bunun ardından Perseus, kılıcını çeker ve güneş ışığının verdiği parıltı ile Ymelops'un gözlerini kamaştırır. "Şimdi ne görebiliyorsun?"

Yoldaşları olan Zeus'un oğlu ise gülerek: "Öyleyse işe koyulalım ki kalkanlarımız, ayna gibi parlasın," dedi.


HammerHead

  • Site Yöneticisi
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 611
    • Profili Görüntüle
Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
« Yanıtla #5 : 12 Ağustos 2025, 16:24:45 »
KAPTAN PREGZT'İN YARGILANMASI



Onun yakın bir arkadaşı olan ve kardeşliği tarafından "Kaptan Ellie Hell" olarak bilinen, Elishah Smith'in anlatımıyla.

Astarte Gemisi enkazında bulunan günlük, H. Hartwood tarafından çevrildi.

"Bütün şeytanlar adına!" diye kükredi, yargıç William'a dik dik bakan Pregzt. "Lanet olsun Will, fikrimi değiştirmen için donanmadaki bütün kahrolası toplardan daha fazlası gerek! Kardeşliğimize katılan en büyük kara gardiyan sensin. Ben Pregzt, Astarte'nin kaptanı ve yedi denizlerin en zalimi değil miyim? Bana, 'Kanlı Ezech' derler. Ve sence, ben hazinemi nereye sakladığımı sana söyler miyim?"

Korsan kardeşliği mahkemesi bu sözler üzerine mırıldandı. Pregzt'in iddia ettiklerinin hepsi gerçekti. Yargıç, Tek Gözlü William, yumruğunu masaya vurdu ve yeniden sessizliği sağladı.

"Kapa çeneni, Pregzt. Sen kardeşliğe hak ettiği payı ödemedin ve bu yalnızca bir anlama geliyor: Asılacaksın, seni aşağılık solucan. İşte Şeytan tarafından hazırlanan halat!"

"Beni tehdit mi ediyorsun, Will? Senden niceleri yüzüme bıçak tuttukları için pişman oldular. Sen de merhamet için yalvaracaksın, bu dediğimi unutma!"

Tek Gözlü William bu sözler karşısında irkildi. Danny kancasını sallayarak bağırdı: "Pregzt her zaman gevezeydi! Kanun onu asmamızı söylüyor!"

Ardından jüri hep bir ağızdan yüksek bir sesle şöyle dedi: "Asın onu!"

Yumruğunu masaya vurma sırası Pregzt'e gelmişti. Başını arkaya çevirdi ve yüksek sesle gülerek dedi ki: "Sizi ahmaklar. Asla ölmeyecek birini öldürmek mi istiyorsunuz? Deneyin bakalım!"

Havada tedirginlik oluştu. Toplanan korsanlar, ağzını sık sık açan Mide-Deşen Chuck'a ne olduğunu hatırlayıp, tekrar mırıldandılar.

Geceydi ve şiddetli bir fırtına Yeni İngiltere sahilini kamçılıyordu. Astarte'nin mürettebatından Chuck, Ölü Adam Hanı'nda konuşuyordu. Konusu ise kara büyüydü. İnsan kurban etme, vudu ayinleri ve zombiler hakkında hikayeler anlattı.

Şanslarının yaver gitmediği, Florida bataklığında saklandıkları zamanlardan bir hikaye anlattı. Pregzt kayıptı. Geri döndüğünde "Şeytan bize rehberlik ediyor, canlar!" diye bağırdı.

Doğru olsun ya da olmasın, Astarte ganimet ardına ganimet alıyordu. Astarte mürettebatının en sevdiği şarkı olan "Kemikleri Parçala"nın yerini yeni bir şarkı almıştı:

Kafatası! Git limana
Kılıçtar! Sancak tarafına!
Geç bu vasiyeti
Ki geçsin ölümün takibi
Kesersen bir ipi
Kesersin umarım doğru olanı
Yoksa ne ölümler çıkar karşına benden demesi.

Tahmin edebileceğiniz gibi, ertesi gün Chuck'ın vücudu, kürek kemikleri arasına saplanmış bir hançerle bulundu. Yüzünde korkunç bir sırıtış kalakalmıştı... Boğazından aşağı erimiş kurşun dökülmüştü.

Sonrasında işlerin ne şekilde devam ettiğine ve ayrıntılara sahip değilim, Pregzt yine bizimle birlikteydi ve Florida'ya doğru yelken açtık. Fırkateyni New Orleans'tan çok uzak olmayan bir yere demirledik.

Yanında birkaç güvenilir arkadaşını götüren Pregzt, bataklığa doğru yola çıktı. Yanlarında büyük tahta sandıklar taşıyorlardı. İki gün sonra, silah sesleri ve çığlıklar duyduk. Kısa bir süre sonra Pregzt geldi ve timsahlar tarafından saldırıya uğradıklarını iddia etti. Yalnızca o, canını kurtarmış.

Devamında elimizde kalan ganimeti aramızda paylaştık. Pregzt, mürettebata üç sandık verirken bana Astarte'nin komutası verildi. Sandıklar altın ve değerli taşlarla doluydu. O gece rom aktı ve yıldızlar pırıl pırıl parladı.

Birden siyahlar giymiş uzun bir adam fark ettim. Pregzt, onu benimle tanıştırdı: "İşte yoldaşım! Ona Keith diyebilirsin. Anlatabileceği birçok hikayesi var!" Pregzt yüksek sesle güldü ve rulolanmış bir parşömen kaldırdı... "Ve saklanma yeri, hiç yoktan iyidir!" dedi.

Parşömen yere düştü ve kısmen açıldı. Bir labirentten hallice yer altı tüneli haritası gibi görünen bir şeyi fark ettim. Pregzt, "Korsan hayatımı bırakıyorum. Astarte artık senin, evlat. O iyi bir gemi ve benim de itibarımı taşıyor. Biri bana korkak derse, benim için kafasını kır. Altından daha değerli bir hazine bulduğum için ayrılıyorum! Ha ha ha!"

Keith daha sonra onun yanına gelerek konuştu: "Gece yarısı. Hazırlar ve gitmeliyiz." Yabancı, soğuk gözlerini bana çevirdi ve yumuşak, ürpertici bir sesle, "Pregzt bazen çok fazla konuşuyor. Az önce söylediklerini unutursan belki yaşarsın!" dedi.

Adamın sözleri kemiklerimdeki iliği dondurdu ve "Tek bir kelime bile nefes almayacağım" diye mırıldanmak için elimden geleni yaptım. Kano gecenin karanlığına ilerledi. Meşaleleri bataklığın yakınında kayboldu. Horlayan arkadaşlarım, uzaktaki davulların sinsi ritmini duymadılar.


HammerHead

  • Site Yöneticisi
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 611
    • Profili Görüntüle
Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
« Yanıtla #6 : 12 Ağustos 2025, 16:26:40 »
JEREMY HARTWOOD'UN GÜNLÜĞÜ



27 Eylül 1924

Bu günlüğü tutmaya karar verdim. Son zamanlarda açıklanamaz olaylar yaşanmaya başladı. Daha önce uykularımdan bu kadar kötü rüyalar ile uyanmazdım. Belki de romantik aklım çok sıkıcıydı ve yeni yönlere, vizyonlara karşı bu şekilde uyandı.

Tablolarıma bakan bazı insanlar, akıl sağlığımdan şüpheleniyor. Ben ise onlara sadece: "Akıl sağlığı da ne? Delilik nerede başlar?" diye soruyorum.

28 Eylül 1924

Gece, zifiri karanlık. Ben yine ter içindeydim. Dev kayaların arasında, kum tepelerinin üstünde dolaşıyorum. Kayalar, daire biçiminde dizilmişler ve rüzgar ıslık çalıyordu.

Elimi toprağa soktum ve beni yakalamaya çalışan o iğrenç şeyi hissettim. Beni yakaladı. Çaba sarf ederek elimi, o kavramadan kurtardım. Elim yapışkanımsı bir madde ile kaplanmıştı. Bir bıçak tutuyordum...

5 Ekim 1924

Taş çember aslında beş köşeli bir yıldız. Derceto'nun kütüphanesi, gizemli kitaplar ile dolu.

Rüyalarıma açıklık getirene kadar bu kitaplarla çalışacağım. Bana musallat olan bu rüyaların, keşiflerim ile bir ilgisi olmalı. Rüyalarımı derinlemesine araştırmam gerekecek.

16 Aralık

Tanrım! Bıçağı buldum. Burada saklı duruyormuş ve öğrendiğim şey beni endişeye sürükledi. Bu, kutsal olmayan tarikata ait kurban hançeriymiş.

İnsanların bu bıçak ile kesildiği düşüncesi beni korkutuyor. Yine de araştırmaya devam etmeliyim. Derceto, bir hazine deposu. Babam başından beri haklı mıydı?

23 Ocak

Günlerimi bu kitapların arasında geçirdim. Hizmetlilerim, delirdiğime kanaat getirdiler. Geceleri çığlık atarak uyanıyorum. Rüyalarım, geriye kalan akıl sağlığımı benden alıyor. Uyanık kalmaya çalışıyorum, ancak işe yaramıyor. Vizyonlarım (Hayal âlemim), şüphesiz ki babamın araştırmalarından etkilenerek değişti.

7 Şubat 1925

Kara Adam (ona böyle sesleniyorum), bana gerçek yüzünü gösterdi. Her zamanki gibi şöminenin yanında belirdi. Ancak bu sefer, bana yaklaştı.

O korkunç tebessümü, öleceğim güne kadar bana musallat olacak. Buz gibi olan nefesi ve yanan gözleri karşısında donakaldım. Yerimden bile kıpırdayamadım!

Her şeyden emin olduğum gibi biliyorum ki gördüğüm bu yüz; gecelerimi kabusa çeviren bu yüz, ölümün maskesiydi.

10 Mart

Yorgunluğumu tarif edemem. Bitmek bilmeyen okuma gözlerimi acıtıyor. Görünüşe göre korsanlar buraya sık gelip gidermiş.

Doktor Herbert, yatağımda kalmam için ısrar ediyor. Yatak odamı değiştirdim ve şimdi çok daha rahat uyuyorum. Ancak Kara Adam ortadan kaybolmamıştı. Gerektiğince bekleyeceğini biliyorum... Tabii ki ben Jeremy Hartwood, onu geldiği cehenneme geri göndermenin yolunu bulamazsam.

11 Mart

Yunanca ve Latinceyi iyi bilmediğim için kitapları okumakta ciddi zorluklar yaşıyorum. Buna karşın yine de büyük bir ilerleme kaydettim. Yere bir sembol çizdim ve o, artık oraya gidemiyor. Aynısını yatak odama da yapabileceğimi anlamasını istiyorum.

Onun öfkesini ve hayal kırıklığını, hayal edebiliyorum; sadece dün gece rüyalarıma döndü.

13 Mart

Tercümeler elimdeki bütün parayı yiyip bitirecek. Artık resim yapamıyorum! Çizimlerim bariz şekilde bir çatlağın elinden çıkmış gibi duruyor. Koleksiyoncu Thornhill'in utangaç gülüşü bunun kanıtı...

29 Mart

Geri döndü! Rüyalarımın kapısını buldu. Herhangi bir direniş sergileyemeyecek kadar yorgunum.

Artık savaşacak gücüm kalmadı ve o, bunu biliyor. Artık beni bir ölü gibi görüyor. Yapabilir miyim bilm...

30 Mart

Ne kadar da ironik... Babamın yıllarca arandığı mağara burada... Evin altında. Hizmetliler, mahzendeki duvarda bir çatlak fark ettiler, soğuk ve iğrenç bir rüzgar ise duvarı yıktı... Babamın burada ölmüş olduğu düşüncesi ile korkuya kapıldım.

Onun kalp krizi geçirdiği acılı yüzünün görüntüsünü, ölene kadar unutmayacağım.

Bedeni bükülmüş, kopmuş tırnaklarından iltihap akıyor ve yerde kanlı sürünme izleri vardı. Doktor Gray, onun kalp krizinden öldüğü sonucuna vardı. Daha sonrasında ise hizmetliler; zavallı babamın, dilinin ısırılarak kopartıldığı ve kendi kanında boğulduğu bilgisini paylaştılar.

31 Mart

Rüyamda, mağarayı keşfe çıktım ve Kara Adam da benimle geldi.

Tuhaf bir şekilde kendimi neredeyse iyi hissettim. Gördüğümü nasıl tarif etsem? Hayır. Böylesi bir kötülük hangi kelimeler ile tarif edilebilir ki?

Farkına vardım ki onun, beni öldürmek gibi bir düşüncesi yokmuş. Kara Adam, başka bir şeyin peşinde, bir beden arıyor. Onun hırslı hizmetçileri artık serbest... Ve sebebi de benim. Bu neredeyse komik...

Derceto temellerinden çatısına kadar lanetli. Bu evi çevrelemiş kötülüğün kökünü kurutmayı geçtim, artık onunla mücadele bile edemem. Sonum yakındır, bunu hissedebiliyorum. Bir şeyin kararını verdim... Bu günlüğü bulan, ruhum için dua etsin...


HammerHead

  • Site Yöneticisi
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 611
    • Profili Görüntüle
Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
« Yanıtla #7 : 12 Ağustos 2025, 16:28:01 »
BİR SEYEHAT GÜNLÜĞÜ



Uzaklardaki Parıltı
Yazan: Lord Boleskine

Yeni İngiltere'ye yaptığı kutlama gezisindeki gözlemleri

1824
Aliester Yayıncılık
Cambridge



Muhteşem bir yolculuğun ardından, güneşli liman göründü. Yerli halk, aralarına katılmamızdan çok etkilenmişti. Onlardan birkaçını çizmeye ve dejenerasyon belirtilerini fark etmeye zamanımız oldu. Bazı çocuklar da huzursuzluk içinde ellerini gösteriyorlardı.

Birkaç sikkenin sözü ile çocuklardan biri, doğal düzenin en "müthiş olgusunu" ortaya çıkarmaya taahhüt etti. Bir yandan ne olduğu bilinmeyen bu müthişlik beni az da olsa hayrete düşürecek mi diye düşünürken; bir diğer yandan ise bu eylem, ormanlık alanda bulunan hoş bir ahşap kulübeye yapılacak akşam yürüyüşünden biraz olsun farklı olacak mı diye şüpheleniyorum. Yine de yerel halkın coşkusuna boyun eğip, oraya gidilmesi gerekiyor.

Biraz şaşkına döndüğümü itiraf ediyorum! Samanyolu, tıpkı kutsal tonozdaki kıyamet ateşi gibi parlıyor. Normalde görülmemesi gereken, belirli uzaklıktaki yıldızlar; gerçekten garip bir yoğunlukta parlayarak, çıplak gözle görülebiliyor. Orada, köyün etrafını saran yoğun bulutlardan da hiç iz yoktu.

Bu takım yıldızlarına isim vermek anlamsız olacak. Zira bu isimlerin listesini oluşturacak kişi, "abartılı olma" suçlamaları riskiyle karşılaşabilir! Haç, yerde büyük bir gölge oluşturuyordu. Deniz ise sakindi. Bu gece geri dönüp, o yıldızları çizeceğiz. Yarın gece ise Halley Kuyruklu Yıldızı'nın bütün parlaklığıyla karşılaşacağız. Gençler meşaleleri taşıyacak. Ancak yıllarca yaptığım seyahatler sırasında geliştirdiğim yön bulma algısına karşın, karanlık ormanda yolumu bulamıyorum.

Ne muhteşem bir Ay görüntüsü! Bariz bir şekilde görünen kraterlerin sayısını unuttuk. Aşırıcı biri gibi görünmeyi sevmesem de bu orman içi açıklığı izah etmemin, zaman ve uzay kanunlarına uygun olacağını sanmıyorum. Eminim ki bu bir halüsinasyon değil!

Bu sohbet her ne kadar boş görünse de İngiliz Müzesi'ndeki bazı araştırmaları ve bu köye yaptığımız yolculuğu, şaşırtıcı bir keşifle sona erdirdik. Başkaları da bu yerin olağanüstü doğasını fark etmiş olabilirler; haçın varlığı başka nasıl açıklanabilir ki?


HammerHead

  • Site Yöneticisi
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 611
    • Profili Görüntüle
Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
« Yanıtla #8 : 12 Ağustos 2025, 16:29:01 »
GECENİN YARATIKLARI



Gecenin Yaratıkları
Yazan: Kel Hubertun

Kayınbiraderi olan Fratre Johan Markus tarafından Latinceden tercüme edilmiştir.



Yaratıklar

Okurlarım, yaratıkların varlığını ve geceleri ortaya çıktıklarını bilsinler. Abdul El-Azret'in lanetli kitabında buna şöyle değinilmektedir:

"Bu ölüm değil, ebedi bir yalan." Kara güçleri serbest bırakanlar; Kitabın varlığını öğrendiklerine pişman, onun iğrenç metinlerini okuduklarına pişman, onlara yalvaranlar pişman.

Çukur

Ruhsuz sular, insanların hatırladıkları gibidir. Yüzeyi sakin olsa da "Derinden Gelen" adlı pençeli iblisleri içerisinde barındırır. Avını bekleyen Derinden Gelen; yakaladıklarını ismi telaffuz edilmeyen zalim tanrı Dagon'a doğru sürükler.

Kütüphaneler

Sinsi yaratıkları serbest bırakanlar pişman olur. Kitaplarda yer alan sinsi yaratıklar ile karşılaşanlar pişman olur. Onlar birleşerek "Berduş" yaratığı oluştururlar. Kitaplarda onların varlığına inanmayanlar, onların elinde ölmeye mahkum olur. Berduşların gözünde kitaplar, rüyalardan; taşlar, rüzgardan farksızdır. Berduşlar, pervasız olanların canlarını almayı bilirler.

Çekişme

Cahilce boş konuşanlar, gece yaratıklarını öldürebileceklerine inanırlar. Aptalca. Kötülük bilim ile gizlice canlandırılır. Kitaplardaki sinsi yaratıkların varlığını bilenler bıçakla yok olurlar. Karanlık mağaraya girenler korku içinde çığlık atarlar. Suda yüzmeye çalışanlar buharlaşır. Bir şey bildiğini sananlar halbuki hiçbir şey bilmiyordur, bilse de hiçbir şey söylemeyenlerdir.

Ölüm

Ölümden daha korkunç şeyler var. Bu ölüm değil, ebedi bir yalan. Canlanan her yaratık, kendi özüne döner. Canavar, bilim. Çelik, hiç ölmeyen Berduş'u öldürür.

Çevirmenin Notu:

El yazması burada bitiyor. Hubertus, milattan sonra 1666 yılında, Taroella Manastırı'nın kütüphanesinde öldü.

Huzur içinde yatsın.


HammerHead

  • Site Yöneticisi
  • *
  • Çevrimdışı
  • İleti: 611
    • Profili Görüntüle
Ynt: Alone in the Dark 1 (1992) Belgeleri
« Yanıtla #9 : 12 Ağustos 2025, 16:29:52 »
İŞARETLER VE RİTÜELLER



Yael Kitabı
Taş İşaretleri
Yasak Tarikatların Ayinleri

Metinleri Harmanlayan:
Monsenyör Vachey
Curia'nın Vatikan Elçisi



Çok sayıda şeytani tarikat, "Eskiler" denen yaratıklardan bahseder. Bu olağanüstü varlıkların, antik dinlerin tanrılarına eşdeğer güçlere sahip olduklarına inanılıyor. Bu tarikatların ustaları, yaratıkları çağırmak için yasak literatüre atıfta bulunurlar.

Ciddi halk mitlerini araştırıp, "Cthulhu" ve "Shub Niggurath" isimlerine hiç denk gelmemiş olan var mıdır?

Bu yaratıkların muazzam bir güce sahip oldukları ve dünyaya salıverildiklerinde kontrol edilmelerinin zor olduğu söylenir. "Gölgeye giden"e hizmet edenler, evlerin duvarlarına oyulmuş veya çeşitli nesneler üzerine kazınmış taş izleriyle kendilerini korurlar.

Kötülüğün hizmetkarlarına karşı en iyi korunmanın, dokunmaktan hiç hoşlanmadıkları ağır bir malzeme olan MNAR taşına kazınmış "en eski tanrıların işareti" ile sağlandığı görülmektedir.

Bu tür uygulamaları yapma hatasına düşen günahkarları yalnızca acı çaresizlikler ve ruhsal anlamda tehlikeler beklemektedir. Bu ahmaklar tarafından çağırılan yaratıklar, kişinin akıl sağlığı bozulduğunda ortaya çıkarlar ve onları kolayca sapkınlığa çekerler. Bu yüzden her zaman tetikte olmalı ve aldığımız her nefeste Şeytan'ı reddetmeliyiz. Onun bize ulaşmak için kullanabileceği yol sayısı sonsuzdur.