Hehehe yer yer espriler süper ya.
Harika ilerliyor olaylar ama bitecek olması üzücü.
Ben de bitmesini istemiyordum, ama ne yapalım... Br yerden başladıysak, elbet bir yerlere varacağız

Ve şu anda da o yere vardık...
Ve Jill'i göremeyen Nemesis arkalarından bağırdı ; ''Damn it where is Jill !? ''
Süpersin abi yine sürükleyici olmuş bu da diğerleri gibi.Devamını bekliyorum. 
Hehehe yer yer espriler süper ya.
Harika ilerliyor olaylar ama bitecek olması üzücü.
Başlangıcı olan her şeyin bir de sonu vardır Neo.
Şaka maka biterse üzülürüm he.
Başka bir şekilde yeni hikayeler yazması gerekecek Orçun abinin. 
Nemesis kendi dilinde dedi onu Berkant

Biz anlayamadık, orası ayrı tabi

Çok etkileyici ve sürükleyici bir çalışma. Orçun, bunları yazarken çok vakit harcayıp, kafa patlatıyor olabilirsin. Ama okurlarını da düşün. Bence konuyu bir yerlere bağlama. Devam etsin. Bitirme yani. Berkantın dediği gibi okurlarını üzersin.
Aslında hikayeyi bitirmek ve okuyucularımı üzmeyi asla istemem Seçkin abi.
Sonuçta siz değerli okuyucularım, değerli vaktinizin bir kısmını ayırıp, buradaki hikayeyi okuyorsunuz, ama hikayeyi tadında bırakmak istedim ???
Başlangıçta bu kadar ilgi göreceğini hiç tahmin etmediğim için hikaye yapısını bu şekilde oluşturdum. Eğer MillAvriLewo ve Scream, Raccoon City'de 3'ü yazmaya karar verirsem, bu durumu göz önüne alacağımdan emin olabilirsiniz.
Grup üyeleri, önde Jill, hemen arkasında da Leon olmak Raccoon City Police Department'a doğru koşmaya başladılar. İçeriye girdikleri gibi diğer polis memurlarını da Nemesis'e karşı uyardılar.
"Başka bir helikopter var mı?" diye sordu Jill. "Acilen ihtiyacımız var."
"Diğerine ne oldu?" diye sordu polis memuru Marvin Branagh.
"St. Michael kulesine acil iniş yapmak zorunda kaldı." dedi Metehan. O an Bilal ile göz göze geldi. "Pekala, çakıldı."
"Hmmm... Peki pilot bozuntusu nerede?"
"Kaçtı."
"Kaçtı?"
"Evet, hem de beni yaln..."
Metehan lafını tamamlayamadan içeri helikopter pilotu Henry daldı. Nefes nefese kaldığı herhalinden belli oluyordu. "Dışarıdaki şeyi gördünüz mü?"
"Kör değiliz." dedi Metehan. Pilota sert bir bakış fırlatmıştı. "Sağ salim gelmiş olmana da sevinmediğimizi söyleyebilirim."
Polis memuru Marvin, Henry'yi aşağılayıcı bir bakışla tepeden tırnağa süzdükten sonra grup üyelerine döndü. "Binanın arkasındaki pistte başka bir helikopter daha var, ama bu sefer dikkatli olun." dedi. "Ha bir dakika... Şu Henry'yi de yanınıza alın. Her ne kadar uçuramamış olsa da, teknik bilgisi size yardımcı olur."
"Pekala..." dedi Leon. Kendilerine doğru yaklaşmakta olan pilotu tuttu ve girecekleri kapıya doğru hafifçe savurdu. "Yürü bakalım."
Helikoptere doluşan grup üyeleri ve Henry, havalanarak Raccoon-Arklay Line'a doğru yöneldiler.
Bu arada, Raccoon City Police Department'a girmek üzereyken helikopter sesi üzerine yukarı bakan Nemesis, silahıyla helikoptere birkaç el ateş etti. Mermilerden biri helikopterin alt tarafına isabet ederken, diğeri de pervaneden sekti ve başka bir yöne gitti.
"Helikopterde herhangi bir sorun var mı?" diye sordu Jill. "Yine aynı şey olmasın!"
"Hayır. Hiçbir sorun yok." diyerek cevap verdi Leon. "Peki bundan sonra ne yapacağız Henry?"
"Herhangi bir şey yapmanıza gerek yok. Raccoon-Arklay Line rotasından sapma yeter."
Bu arada, Metehan ile Levent aşağıya bakıyorlardı. Raccoon City Zoo'ya yaklaşıyorlardı. Aşağıda kıyamet kadar zombinin dolaşıp durduğunu gördüler.
Metehan, bir an için Henry'nin St. Michael kulesinde yaptığı kalleşliği hatırladı. İki eliyle Henry'yi tuttu.
"Ne yapıyorsun?" diye sordu Henry. "Sakin ol!"
"Yaptığını unutmadım Henry." dedi Metehan. "Şimdi ise sıra bana geçti!"
"Hayır, lütfen!"
"Onu başta düşünecektin." dedi Metehan. Pilotu tuttuğu gibi helikopterden aşağıya, zombilerin kıyamet gibi kaynadığı Raccoon City Zoo meydanına attı. "For the lightcıyık oğlum!"
"Bunu niye yaptın Metehan??" diye sordu Levent ve Orçun hep bir ağızdan. "Ne yaptı sana?"
"Daha sonra anlatırım." dedi Metehan. "Öncelikle şuradan bir kurtulalım da..."
"Bitti." dedi Orçun. Levent'e baktı. "Gerçekten bitti."
"Evet." dedi Levent. Jill'e baktı.
"Sonunda..." dedi Jill.
"Gittikçe kendimi hepsinin savaşmaya değer olup olmadığını düşünürken buluyorum. Korkusuz bir gelecek için..." diye içinden geçirdi Orçun. Önce helikopterdekilere, ardından da arkalarında kalan Raccoon City'ye şöyle bir baktı. "Evet, değer."
Helikopter Arklay Sw Stn.'nin üzerinden geçerken, Metehan durduk yere Levent'i dürtmeye başladı. "Uyan!" diyerek zaten uyanık olan Levent'i uyandırmaya çalışıyordu. "Hey! Uyan Levent abi!"
"Levent zaten uyanık ki Metehan...?" dedi Jill. "Neden uyanık olan birisini uyandırmaya çalı..."
Jill lafını tamamlayamadan gökyüzü bir anda göz kamaştırıcı bir parlaklığa büründü. Öyle ki, kimse etrafına bakamaz oldu. Elleriyle gözlerini kapatmaya çalışyorlardı.
Levent sarsılarak uyandı. "Ne oluyor?" diye sordu şaşkınlık ile. "Neredeyim?"
"Sinemadayız Levent abi..." dedi Metehan. "Uyumuşsun abi ya. Resident Evil: Degeneration gibi bir filmde uyunur mu?"
"Ne bileyim yahu. Üzerime bir ağırlık çöktü. Sızmışım."
"Alem adamsın Levent ya." dedi Orçun. "Seni seviyorum."
"Ben de sizleri seviyorum, ama çıkıp, biraz hava alalım. Hem benim de biraz uykum açılsın." dedi Levent. "Hadi gidelim. Umarım ikinci yarıda uyumam."
Bilal, Levent, Metehan ve Orçun, filmin on dakikalığına ara vermesini fırsat bilerek salondan çıkıp, hava almaya karar verdiler...
- SON -